The Economist: AB ‘hayır’ diyemez

Anadolu Ajansı muhabirinin sorularını yanıtlayan Emmot, Türkiye’nin, son 10 yılda çok değişkenlik arz eden bir ekonomik yapısı olduğunu ama şu an, son yılların en güçlü ve istikrar kaydeden stabil performansını sergilediğini belirtti.


Bu noktaya gelene kadar çok fazla karışıklıkla karşı karşıya kalındığını anlatan Emmot, şöyle konuştu:


”Bunun sonucunda da olması gerektiği gibi makro ekonomik stabilitenin sağlanabilmesi için bir çok reform yapıldı. Bu reformlar sonucu şu anki gidişat oldukça iyi görünüyor. Ancak asıl mesele, bu gidişatın devamlılığının sağlanabilmesinde ve reformların devamlılığında. Eğer bu başarılabilirse, Türkiye’nin önünde çok güzel bir gelecek var. Bu gidişat, özel sektör eşliğinde gerçekleşecek bir büyüme ile desteklenirse Türkiye’nin GSYH’si önümüzdeki 10 yıllık süreçte iki katına çıkabilir. Aynen Çin ekonomisin Avrupa ekonomisi karşısında ciddi anlamda güçlenmesinde olduğu gibi. Çin’in sergilediği performansı Türkiye neden sergilemesin?”
      
”HIZLI BÜYÜME SÜRECİNE GİRİLDİ”


Türkiye’de krizin etkisinin aşılarak hızlı bir büyüme sürecinin içerisine girildiğini anlatan Emmot, ”Bu iyileşmenin kalıcı ve stabil olacağını umuyorum. Ancak bu gidişat, politik uygulamalarınız ve hükümetinizin uygulayacağı politikalarla, özellikle de hükümetinizin genel harcamalar, vergilendirme ve para politikalarını disiplin altında tutabilmesiyle ilgili bir şey. Bu konuda taviz verilmemesi ve yapılması gerekenlerin popülist politikalara gidilmeden yapılması çok önemli” dedi.


Bill Emmot, IMF destekli Ekonomik Programla ilgili soru üzerine de, uygulamanın genel olarak başarılı olduğunu düşündüğünü belirtti.


Emmot ”Ama asıl açıklama, Türkiye’nin kendi içinde, yani makroekonomik politikaların politik açıdan kabul edilebilirliği ve uygulanabilirliğinin uzun süre kalıcı olmasının sağlanabilmesi gerekiyor” yorumunda bulundu.
      
 ”TÜRKİYE, ÖNEMLİ BİR ROL OYNAYACAKTIR”


Emmot, ‘Türkiye’nin dünyadaki yeri ve Doğu ile Batı arasında bir köprü görevinin kendisine neler sağlayabileceğine’ ilişkin soru üzerine de, şunları söyledi:


”Bana göre Türkiye’nin meşru kaderi, AB içinde müslüman ve laik bir ülke olarak yer almak. Ayrıca geçmişte de olduğu gibi, Türkiye coğrafi konumu gereği, Orta Doğu ve Asya arasında askeri ve güvenlik meselelerinde çok daha önemli bir rol oynayacaktır ve bu da aslında oldukça önemli bir konumdur.” Türkiye’nin dış politika uygulamalarının başarısını da, ”AB üyeliğinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, Irak’la stabil bir ilişki kurulup kurulmayacağı, AB üyeliği sağlanmaya çalışılırken, NATO münasebetiyle ABD ile süregelen ilişkilerin AB ile bir arada ve uyum içinde sürdürülebilmesi” kriterlerine bağlı olarak değerlendirmek gerektiğine işaret eden Emmot, Türkiye’nin Irak ve diğer komşu ülkelerle ilişkilerinde durağan bir ortam yakalayabilmek için, Türkiye’nin onları demokrasiye doğru modernleştirmek yönünde yapıcı bir rolü olması gerektiğini kaydetti.


Emmot, ”Bu dengenin Irak’la sağlanamaması durumunda, İran ve diğer komşu ülkeler, Türkiye için tehlike yaratacak bir hal alacaktır. Dolayısıyla Türkiye’nin, böyle bir durumla karşı karşıya kalmamak için her türlü yolu bulması ve uygulaması gerekecektir” dedi.
     
”AB’NİN ‘HAYIR’ DEMESİ ZOR”


Kendisinin Türkiye’nin AB üyeliğinden memnun olacağını dile getiren Emmot ”AB üyesi ülkelerin müzakerelere başlama yönünde olumlu bir karar alacaklarını düşünüyorum ve önümüzdeki 10 yılda kendi halklarını da Türkiye’nin üyeliği konusunda ikna edeceklerdir” diye konuştu.


Bill Emmot, AB’nin Kopenhag kriterlerine göre karar vermesi durumunda Türkiye’ye ‘hayır’ demesinin zor olacağını belirtti.


Türkiye’nin yapması gereken şeyin ekonomik başarısını ve istikrarını sürekli kılmak olduğunu vurgulayan Emmot, AB üyeliğinin Türkiye’ye firmalar için pazarlarını genişletme imkanı yaratacağı gibi daha kararlı bir ekonomik duruş da kazandıracağını, ancak bunun karşısında özerkliğini bir miktar yitireceğini söyledi.


Emmot ”üyeliğin gerçekleşmesi 2015 veya 2020 yıllarında olacaktır” dedi.
      
 ”STABİLİTE VE KARARLILIĞIN SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMASI ÖNEMLİ”


Yabancı yatırımların seyri konusundaki bir başka soruya karşılık Bill Emmot, şu yorumda bulundu:


”Yabancı yatırımcı bir kez geldiğinde, Türkiye’yi stabil ve hızlı bir ekonomisi olan, hukuk kuralları içerisinde iyi yönetilen bir ülke olarak görmelidir. Geçmişte, Türk Lirası’nın seyrini de kapsayan düzensizlik, tutarsızlık yabancı yatırımcının çok fazla gözünü korkutmuştur.


Bugün gelinen noktada atılan adımlar ve alınan kararlar, bu durumu olumlu yönde değiştirmiş olmakla birlikte, önümüzdeki dönemde bu stabilite ve kararlığın sürdürülebilir olması önemli bir etkendir. Türkiye’nin AB’ye üyelik süreci konusunda verilecek kararlar da bunu doğrudan etkileyecektir.” Bill Emmot, yükselen petrol fiyatlarının Türkiye gibi petrol ithal eden ülkeler açısından maliyetleri yükseltici olumsuz etki göstereceğini belirtti.


Emmot ”bunun riski, daha düşük hızda bir büyüme ve enflasyon ortamının oluşmasıdır. Bu, disiplin altına alınmış mali politikalar açısından daha düşük ihtimalli bir risktir” dedi.
      
EMMOT, TÜRKİYE’DE 2 KONFERANSA KATILACAK


Öte yandan The Economist Dergisi’nin Baş Editörü Bill Emmot, LOGO’nun 20. yıl kutlamaları çerçevesinde, 29 Kasım’da İstanbul’da, 1 Aralık tarihinde ise Ankara’da düzenlenecek iki konferansa katılacak.


Emmot, konferanslarda ”genişleyen Avrupa’da Türkiye’nin Rolü” konusunda değerlendirmelerde bulunacak.
     

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.