The Guardian’dan Türkiye’ye övgü

The Guardian gazetesi bugün yayımladığı 16 sayfalık özel Türkiye ekinde ekonomi, siyaset, AB üyeliği, enerji, turizm, kadınlar ve kültür alanlarında geniş değerlendirmelere yer verdi. .
 
BECKETT’TEN AB-TÜRKİYE DEĞERLENDİRMESİ


Gazete Türkiye’den Sabancı, Halkbank, Petrol Ofisi gibi kuruluşların sponsorluğunu yaptığı ekin, editoryal olarak bağımsız hazırlandığını özellikle vurguluyor.


“Türkiye’ye yeniden bakış – Avrupa’nın en hızlı büyüyen piyasası” başlığını taşıyan ekin sunuşunu, İngiltere Dışişleri Bakanı Margaret Beckett yapmış.


Dışişleri Bakanı Beckett, Türkiye’nin AB üyeliğini hararetle desteklediği bu yazısına şu sözlerle başlıyor:


“AB geçen Ekim ayında verdiği tarihi kararla Türkiye’yle üyelik müzakerelerini başlattı. Bu ayın başlarında ise Lüksemburg’da müzakerelerin ilk başlığı başarıyla kapatıldı.


“Üyelik öncesinde siyasi, ekonomik ve teknik alanlarda katedilecek çok yol var. Türkiye’yi, insan hakları dahil pekçok alanda zor günler bekliyor.


“Ama aynı şekilde Avrupa’nın çözmesi gereken sorunlar da var. Bir çok Avrupalı, birliğin bu kadar büyük bir ülkeyi içine alamayacağını düşünüyor. Bu korkuların boşuna olduğunu göstermek zorundayız.”


Margarett Beckett yazısının bundan sonraki bölümünde, Türkiye’nin üyeliğinin Avrupa ve İngiliz ekonomilerine katkısı, siyasete, suç ve uyuşturucuyla mücadeleye, terörizm ve kaçak göçmen sorunlarına faydası gibi konular üzerinde duruyor.


AVRUPA SÖZÜNÜ TUTMALI


Guardian’ın özel Türkiye ekinde, Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Ollie Rehn’le yapılan bir söyleşiye de geniş yer veriliyor.


Yazı, geçen ay Lüksemburg’daki hükümetlerarası konferans sırasında Kıbrıs’la yaşanan krizi hatırlatarak başlıyor.



‘Rehn hem bazı Avrupalı ülkelere, hem de Türkiye’ye kızıyor’


“O gün mesele Kıbrıs’tı belki” diyor gazete, “Ama Yunanistan’ın desteklediği Kıbrıs hükümetinin tartışmaları uzatması, ancak büyük ülkelerin Türkiye’yi AB’ye kabul etme konusundaki çekinceleri sayesinde mümkün olabildi.”


Guardian’a göre bu konuda ayak direyen ülkelere ne kadar sinirlendiğini zorlukla gizleyen Ollie Rehn, “Şu anda bir tren kazası yaşamak kimseye fayda sağlamaz” diyor.


Rehn’in duygularını genelde açığa vurmayan bir bürokrat olduğunu belirten gazete, “Ancak söyleşi sırasında hem Türkiye’ye karşı çıkan Avrupalılar’a, hem de reformları yavaşlatan Ankara’ya karşı sabrının taşmakta olduğunu açıkça ortaya koydu” diyor.


Buna göre Rehn, Avrupalı hükümetlerin genişlemeyi bir günah keçisi olarak kullanmasından şikayetçi.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ınsa AB hazırlıklarından çok, gelecek yılki seçimlerle ilgilendiğini düşünüyor.


ERDOĞAN’A KAYGILAR ARTIYOR


Guardian aynı yazıda Atatürk zamanında belirlenen laik geleneklere karşı Başbakan Erdoğan’ın yaptığı çıkışlar konusunda Avrupalı liderlerin ‘karmaşık hisler’ içinde olduğunu söylüyor.


Buna göre Avrupalı liderler hem ‘derin devlet’in ortadan kaldırılması gerektiğine inanıyor, hem de böylesi bir adımın ülkedeki İslamcı güçleri aşırı güçlendirmek gibi ağır bir bedeli olacağından korkuyor.


Gazete bu korkuların Erdoğan’ın geçenlerde öldürülen Danıştay yargıcının cenazesine katılmamasıyla arttığını yazıyor.


BATAR MI PARLAR MI


Guardian’ın özel Türkiye ekinin birinci sayfadaki manşetinde ise, Erdoğan hükümetiyle büyük iş çevreleri arasındaki gerilimi ve piyasalarda son dönemde yaşanan çalkantıları inceleyen bir haber var.


Haberin başlığı, “Batacak mı, parlayacak mı?”


Yazıda Türkiye’nin ekonomisiyle ilgili pekçok olumlu noktaya dikkat çekiliyor:


2001 krizi sonrasında dört yıldır görülen parlak büyüme rakamları, enflasyonun kontrol altına alınması, yabancı yatırımlar ve kişi başına düşen gelirin artması, özelleştirmelerin sürmesi ve bütçe açığının azaltılması, bunlardan birkaçı.



Buna karşılık işsizlik, gelir uçurumu, cari hesap açığı, karaborsa, kişisel borçlanmaların artması, halkın birikime yönelmemesi, köyden kente göçün yarattığı sorunlar gibi olumsuz faktörlere de dikkat çekiliyor.


Yazıda, Başbakan Erdoğan’ın siyasi istikrar ve ekonomiye güven konusundaki iyimser açıklamalarına katılmayan Ömer Sabancı gibi işadamlarının görüşlerine de yer veriliyor.


Bunlardan Mustafa Koç, hükümetin AB konusundaki samimiyetini sorgulamış.


Guardian bu görüşlere karşılık daha genç bir işadamları kuşağının, Türkiye’nin Avrupa’ya bağlılığı ve ekonomisinin gücü konusunda daha iyimser olduğu yorumunu yapıyor.


Örneğin İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince’nin “Genç bir toplumuz. Türkiye kendisini Avrupalı değerlere göre ayarladı ve gençlik ne Erdoğan’ın ne de başkasının bunu değiştirmesine izin verir” sözleri aktarılıyor.


Yazı, Boyner Holding yöneticilerinden Ümit Boyner’in sözleriyle sona eriyor:


“Avrupa’nın Türkiye’den vazgeçmesi çok zor. Yaşlanan nüfus sorunuyla baş etmek için bizim gençlerimize ihtiyacınız var. Bizim de reform sürecini rayında tutmak için AB’ye ihtiyacımız var. Ama bundan 10 yıl sonra, Avrupa’da olmamız gerekmeyebilir.” (BBC)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × one =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.