TİSK’in Genel Kurulu’nun ardından

İSMAİL BAYER – Yarım asrı geçen bir işveren örgütlenmesi. TİSK. 1961 Anayasası’nın getirdiği haklar çerçevesinde, Bülent Ecevit’in CHP’li genç bir politikacı olarak, Çalışma Bakanlığı yaptığı dönemede çıkan, 274 ve 275 sayılı yasalar sonrası, yeni sendikalar ve toplu iş sözleşmesi düzeni başladı.
TİSK, yani Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu, 1963’den 2017’ye uzanan, yarım asrı aşan bir örgütlenme. Muhturalar, darbeler, anayasa değişiklikleri, yasa değişiklikleri ve günümüze ulaşan bir sivil örgütlenme, sendikal örgütlenme.
Ellidördüncü kuruluş yıldönümü ve yirmialtıncı genel kurul.
Size, bu güne kadar TİSK Başkanı olarak kimlerin ismini verebilirsiniz diye sorsam, herhalde en fazla üç isimi sayabilirsiniz. Halit Narin, Refik Baydur, Tuğrul Kutadgobilig. TİSK’in son genel başkanı kim diye sorsam, bu soruyu yanıtlayabilecek çok az insan çıkar. Şimdi kim seçildi diye sorsam, bu konuda da bir isim veremiyeceksiniz. Bu soru erken oldu biliyorum. Daha dün bir bugün iki diyeceksinz. Ama, TİSK Başkanı kim seçilecek sorusunu, daha önce ki yıllarda sorduğumuz da, seçimlere giren başkan adayları ve sonuç ne olur yada ne oldu, günlerce basında yer alırdı. Bu gerçeği herhalde yadsıyamayız.
Ellidört yıl sonra bugün gelinen noktada, 26.Genel Kurul’da bu tartışmalara, gündemde yer almalarına rastlıyamıyoruz. Bu konu sadece TİSK’in konusu değil elbette, sendikaların ve sivil örgütlenmelerin yarım asır sonra geldiği noktayı belirlemek için, sadece bir saptama yapalım dedim.
TİSK’in Genel Kurulu öncesi, bir gün önce akşam verilen kokteyl de, siyasilerin yoğun ilgisi ile karşılaşılırdı. Bu kez siyasilerden hemen hemen gelen olmadığını belirtebiliriz. Bu durum da siyasilerin, hele bir işveren örgütlenmesine karşı ilgisizliğinin bir göstergesi olmuyor mu? Bunu da saptamadan geçmeyelim.
TİSK’in Genel Kurulu’nda, siyasi parti başkan yada temsicilerinin yanısıra, bazı diğer sivil örgütlenmelerin başkanları da konuşma yaparlardı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın bir konuşma yapması da, adeta gelenek haline gelmiştir.
TİSK’in Genel Kurulu’na, siyasi partilerin başkanları da, bu kez ilgi göstermediler. Siyasi partiler adına konuşanlardan, sadece CHP Genel Başkan Yardımcısı, Milletvekili, Füsun Sayek Böke’nin konuşmasının ilgi ile izlendiğini belirtebiliriz. İyi hazırlanmış bir konuşmaydı. Konusuna hakim bir sunum gerçekleştirdi. Ekonominin içinde bulunduğu durumu, daha açıkcası darboğazları, çok açık ve sistematik bir şekilde açıkladı. TİSK’in Genel Kurulu’nu oluşturan sermaye sahibi yada yönetici konumunda ki delegeler, bu konuşmayı ilgi ile izlediler. Bir anlamda, söyleyemediklerinin dile getirilmesinden memnun kalındığı izlenimi doğdu diyebilirim. Bu güne kadar izlediğim genel kurullar da, ilk kez bir CHP temsicisinin ilgi ile dinlendiğini ve alkışlandığını gördüğümü belirtebilirim.
TESK adına konuşan Bedii Palandöken ise, yılların Başkan Yardımcısı ve Başkanı olarak, TİSK Başkanı’nın bir dönem yapıp, başkanılğı bırakması konusuda değerlendirmesini, esprili br şekilde aktarması da, sendikalar da değişim konusunda ki yaklaşımı sergilemesi bakımından, değerlendirilmesi gereken bir konu.
Bu Genel Kurul’da, TOBB adına bir konuşma ise gerçekleşmemiştir.
Hükmetin, yeni Çalışna ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu’nun Sağlık Bakanlığı’ndan sonra, Bakanlık koltuğuna ara verip, yeni bir Bakanlığa gelmesiyle, sendikalar da, daha açık olarak işveren örgütlenmesinin olduğu bir toplantıda konuşması, önemli bir başlangıç olma durumundadır.
Bakan’ın konuşmasının içeriğinin, çalışma yaşamının güncel sorunları ve Bakanlığın görüşlerini aktarmadan çok, propaganda ve siyasi polemik yaratacak sözlerle, genel bir siyasetçi konuşması yapması ise, TİSK’in beklentilerine uygun bir konuşmanın gerçekleşmediğini belirtebiliz.
TİSK başkanları için, iki tercih arasında bir seçim yapma durumunda olduklarını belirtmeden geçmeyelim. Başkanların, profesyonel yönetici olarak yürüttüklerin işin yanına, ek bir iş gibi TİSK yönetimin de yer almaları ya da almamaları. TİSK’in çalışma yaşamında ki ağırlığı açısından, önemli bir kıstas olma durumundadır.
Son yıllarda, TİSK’in çalışma yaşamının gündeminde yer alıp alamaması, bu tercihle orantılı olarak gerçekleşmektedir.
Yeni bir dönem başlayacaktır. Çalışma yaşamının gündeminde ki önemli konular neler olacaktır. “Kıdem Tazminatı” konusunda, işçi ve işveren sendikaları arasında kilitlenen görüş ayrılığında, bir gelişme olabilecekmidir. Daha açık belirtmek gerekirse, Hükümet bu konu da bir değişikliğe gidecekmidir. Neredeyse yarım asrı bulan bu tartışma konusunun, geleceği nasıl belirlenecektir.
Bu önemli konuyu bir yana bırakarak, 7 konuda TİSK’in nasıl bir tavır alıp, strateji geliştirip, görüşlerinin ne olacağının önemini vurgulamak istiyoruz. Hoşgörülerine sığınarak, görüşlerimizi iletmeğe çalışalım.
1. Ülkemizde son yıllarda kayıt dışı ekonmi konusunda ki gelişmeler, yeni yatırım ve işyeri açma konularının önüne geçmiştir. Bu konu da örgütlenmelerinin dışında kalan işverenlerin, tepkilerine yol açacak görüşlerin dile getirilmesinin zorluğu bir yana, gerekliliğini gören ve önlemeye yönelik, tavır alan bir yol haritası çizilebilecekmidir.
2. İşsizliğin giderek arttığı, istihdam olanaklarının azalma gösterdiği bir süreç de, yeni istihdam olanaklarının yaratılabilmesi için, yatırımların yapılması konusunda, önerileri ne olacaktır.
3. İşsizlik Sigortası Fonu va Sosyal Güvenlik Fonu kaynaklarının, amaç dışı kullanılmasının yanısıra, amaca uygun kullanımında da denetim görevini gerçekleştirme de, etkin bir rol oynayabileceklermidir.
4. Özellikle, Suriye’den gelen sığınmacılar konusunda istihdam, genç nüfus ve çocuklara ilişkin nasıl bir görüş ve önerileri olacaktır.
5. Kamu’da artan, alt işverenlerle gerçekleştirilen istihdamın ve ilişkilerinin, yeni bir yasal düzenleme ile daha da arttırılmasının, özel sektör alt işverenleri ile olan ilişkileri, nasıl etkileyeceğine ilişkin, görüş ve öneriler geliştirilecekmidir.
6. Bireysel Emeklilik konusunda ki gelişmelere karşı, olumlu ya da olumsuz nasıl bir tavır sergilenecek ve uygulama da bu konu ile ilgili, işverenler olarak nasıl bir yol izlenmesi yada  yönlendirmesi yapılacakdır.
7. İş uyuşmazlıklarının giderek daha da arttığı ve yargı sürecinin uzun sürmesinden kaynaklanan sıkıntıların aşılması konusunda, nasıl öneriler geliştirilecektir.
Bu konular, hemen üyelerinin güncel isteklerini belki karşılayamayabilir. TİSK’in, TOBB ve TÜSİAD gibi kuruluşlardan farklı bir konumu ve alanı vardır.
Çalışma yaşamına ilişkin konuların, işverenler açısından, öncelikle TİSK tarafından gündeme getirilmesi ve önerilerin geliştirilmesi esas olmalıdır. Sendika ve toplu iş sözleşmesi düzeninden daha da önemli, iş yasası çerçevesinde yapılacak düzenlemeler içinde bu geçerlidir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın devre dışı bırakılarak, çalışma yaşamına ilişkin düzenleme yapılması yanlış bir uygulama yöntemidir. Sosyal taraflar, işçi ve işveren sendikalarının görüş ve katkılarının alınmadan gerçekleştirilecek düzenlemeler de, çalışma yaşamında sorun çözmez, sorunlar yumağını bütyütür.
Üçlü diyaloğun, çalışma yaşamında tarafları bellidir. Bunu doğru çalıştırmak gerekir.
TİSK’in yeni Başkan ve yöneticilerini kutlayarak, çalışmalarında başarılar dileyerek, noktayı koyalım.
_______________
Ankara. 6 Aralık 2016. Salı.  ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 − eighteen =