TOKİ’ye ‘faşizm’ eleştirisi!

Mimarlar Odası’nın Mersin’de yapılan 41. dönem toplantısına küresel ekonomik kriz damgasını vurdu. Krizin gerçek nedeninin barınma hakkının gözardı edilmesi olduğunu söyleyen Mimarlar Odası Genel Başkanı Bülend Tuna, gayrimenkulün, sermayenin elinde borsa yatırımı aracına döndüğünü belirtti. Toplantının sonuç bildirgesindeyse TOKİ uygulamalarına getirilen ‘faşizm’ eleştirisi dikkat çekti.


Mimarlar Odası’nın 41.Dönem 1. Merkez Danışma Kurulu Toplantısı  Mersin’de yapıldı. 24-25 Ekim’de “Örgütlenme” temasıyla gerçekleşen toplantının açış konuşmasını yapan Mimarlar Odası Genel Başkanı Bülend Tuna, tüm dünyada etkisini gösteren derin mali kriz ortamında toplantı yaptıklarını belirterek neo-liberal politikalara sert eleştirilerde bulundu. Dünyayı derinden sarsan küresel ekonomik krizin arkasındaki gerçek nedenin, doymak bilmeyen kâr hırsı ve en temel insan haklarından birisi olması gereken barınma hakkının göz ardı edilmesi olduğunu dile getiren Tuna, gayrimenkulün mali sermayenin elinde bir borsa yatırımı enstrümanına dönüştürülmesinin acı sonuçlarını gördüklerini belirtti.


Dünya piyasalarında yaşanan krizden, inşaatların yavaşlaması ve yatırımların ertelenmesi gibi başlıca nedenlerle Türkiye’nin de etkilenmesinin kaçınılmaz olduğunu söyleyen Bülend Tuna,  halkın giderek yoğunlaşan işsizlik ve yoksulluk girdabında daha fazla ezilmemesini sağlayacak tedbirlerin alınmasını diledi. Neo-liberal ekonomi politikalarını eleştiren Tuna, şunları söyledi: “Yıllardır ‘bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’ diyerek, dünya âleme akıl veren neo-liberal ekonominin sözcüleri şimdi akıl almaz fonlar ayırarak kendi ülkelerinde batan bankaları, yatırım kuruluşlarını kurtarıyorlar. Yani batmalarına izin verilmeyen kuruluşların riskli sermaye yapılarını kamu bütçesinden ayrılan kaynaklarla güçlendiriyorlar. Her zaman olduğu gibi temel yönelim ‘kârların özelleştirilmesi, zararın halka paylaştırılması’ şeklinde gerçekleşiyor.”


Ranta dayalı kentsel dönüşümle mücadele…


Örgütlenme çalışmaları ve çeşitli mesleki sorunların tartışıldığı Mersin toplantısına ülke genelinden 190 üye katıldı. Toplantının ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde ise uzun bir süre gündemdeki yerini koruyacağı belli olan krizin, önümüzdeki süreçte yaratacağı insani, ekonomik, toplumsal, bölgesel sorunlar bağlamında ciddi politik sonuçları olacağına dikkat çekildi. Dünyada ve ülkemizde uygulanan politikaların, inandırıcılığını yitirdiğini ve yaşanan gelişmelerin yeni politik arayışları hızlandırdığının vurgulandığı bildirgede şu görüşlere yer verildi: “Küresel sermayenin yalnızca ranta dayalı kentsel dönüşüm ve yenilenme projeleri ile kentlerimizin geleceğini karartan, yaşam alanlarımıza, kentlerimize, tarım alanlarımıza, tarihî, kültürel ve doğal varlıklarımıza el koyma girişimlerine karşı yürüttüğümüz ısrarlı politikalar, bu süreçte daha da anlamlı ve anlaşılabilir hale gelecektir.”


TOKİ uygulamalarına  ‘faşizm’ eleştirisi!


“Konut ve barınma hakkının”, geliştirilmesi gereken sosyal politikalarla temel bir hak olarak tanınması ve kamu eliyle üretilen toplu konut uygulamalarının bu temelde ele alınması gerektiğinin vurgulandığı bildirgede, “TOKİ eliyle üretilen uygulamalar bu gereksinime karşılık gelmemekte; tersine yapılan düzenlemelerle sektörel olarak tek hakim kuruluş haline gelen ve ancak faşizm uygulamalarında görülebilecek bu yapıyla, rantın yeniden üretilme politikaları hız kazanmaktadır. Bağlantılı olarak yapılan kentsel dönüşüm uygulamaları da sosyal ayrımcılığı artırmaktadır. Bu kaygı verici durum kentlerimizin geleceğine ilişkin sorunların da artacağı ve çözülemez hale geleceği anlamına gelmektedir” denildi.


İşte bildirgenin önemli satırbaşları:


Bildirgede, çağdaş mimarlık örgütlenmelerinin yüzüncü yılının yaşandığı bu süreçte Cumhuriyet dönemi mimarlık mirasına yönelik tehdit ve duyarsızlıklara karşı tarihî ve kültürel mirasa, Cumhuriyetin birikim ve kazanımlara sahip çıkmak konusunda Mimarlar Odası’na daha ciddi bir sorumluluk yüklendiğinin altı çizildi. Bildirgenin bazı önemli satırbaşları ise şöyle: 


-Kapitalizmin dünyanın ekonomik, kültürel, doğal ve insan gücü varlıklarına el koymak amacıyla yarattığı etnik, bölgesel ve çoğu zaman tüm dünyanın geleceğini tehdit eden bunalımlar ve savaşların daha da yaygınlaşabileceği, barışa gereksinimimizin daha da artacağı bir döneme giriyoruz. Bu konuda insani ve toplumsal yükümlülüğümüz daha da artacaktır.


-Yeni Anayasa tartışmaları ile bağlantılı olarak siyasal iktidarın meslek odalarını işlevsiz kılmaya dönük hazırlıkları artmış, TMMOB Yasası’nın da değiştirilmesi gündeme gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı DDK’nın, Odalardan istediği dokümanların niteliği, TURMOB Yasası sırasında ertelenen düzenleme sürecinin devam ettirildiğini göstermektedir.
-Bilindiği üzere 1980 darbesi ile birlikte ülkemizdeki bütün demokratik yapılarla birlikte, Mimarlar Odası kadroları da tasfiye edilmeye çalışılmıştı. Ancak 1980’li yıllarda Mimarlar Odası’nda sorumluluk alan kadrolar, dönemin genç unsurlarıyla birlikte “12 Eylül Faşizmi”ne ve “gerici Anayasa”ya karşı mücadelelerini sürdürerek Mimarlar Odası’nı ayakta tutmanın, varetmenin öncülüğünü yaptılar, daha sonra Odanın varlık savaşımı yeni biçimler aldı ve bugünlere ulaştık.
-Mimarlar Odası tarihiyle simgeleşen “Mimarlar Odası Toplum Hizmetinde” sloganında somutlaşan çalışma anlayışı bugün de bize yön gösteriyor. Yoketme girişimlerine karşı aynı duyarlılıkla, “örgütlenmemizi, örgütsel donanımızı ve örgütsel dayanışmamızı” güçlendirerek bu savaşımı sürdüreceğiz.
-Küresel sermayenin yarattığı krizlerle, yalnızca bizi değil, tüm dünyayı saran yoketmeye varan girişimlerine karşı, kendi mimarlık değerlerimizi kendi gerçeklerimizle buluşturarak, “mimarlığın toplum hizmetinde olacağı” bir geleceği, meslektaşlarımızla birlikte oluşturma iradesi ve kararlılığı içinde, “ortak geleceğimiz için örgütlenme ve dayanışma çağrımızı” kamuoyuna sunuyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.