Top! sezonu açıldı, ayakoyunu in!

Ekranlardaki geyik takımları da en az sahalardaki futbol takımları kadar rekabette. Toptan bakarsak, serti var, mülayimi var, topunun kendisiyle derdi var, içlerinde alimliğin en top pozisyonunda olanı bile var. Topa müdahalelerde, vururken ne kadar kemik sesi çıkarsa, o kadar kalıcı oluyor ofans mevkileri… Haftaya tekrar takımla sahaya çıkabilmeleri için sert oynamaları gerekiyor. Eh, sistem de bu kadar sığ ve acımasız zaten. Top yumuşak olursa nasıl oynansın ki?
Eh hayat da futbol gibi değil mi? Bazen tekmeye kafa atmamız gerekmiyor mu? Iskalarsak kalemize karşı akın tazelenmiyor mu? Ben en çok, ortadaki bir topa aynı anda aynı takımdan birkaç kişinin birden koşmasından korkarım. Bu, diğer alanları boş bırakmak ve de kafa kafaya çarpışmak gibi büyük riskler getirir. Bir başka büyük büyük tehlike ise, topa müdahaleyi herkesin birbirinden beklemesi ve topun ortada kalması.
İşbu nedenlerle teknik direktörlere çok iş düşer. Nerede kimin nasıl müdahale edeceğini ve sahaya tam ve en efektif olarak yayılma planının, hangi maça göre, nasıl olması gerektiğini sadece teknik direktör yönetmeli. Yoksa Ali Şen’in başlattığı, yöneticinin soyunma odasına girmesi geleneğinin handikapları sırıtmaya başlar mağlup olununca…
Başbakanımız da yapıyor bunu sık sık… Takımlarına güvenmediğinden olsa gerek, maşallah bütün enerjisiyle her topa girdiği için, takımları kişilik kaybına uğrayabiliyor. Eh bir naciz insanoğlusun, yetemezsin ki her şeyi yoluna sokmaya tek adamlılıkla… Aynı Terim’in hiçbir oyuncusunu asla ofsaytta bırakmadığı için, onların kalplerine Fatih olduğu gibi… Bakanını, müsteşarını ofsaytta bırakmayacaksın ki, top karşı sahada tutulsun hep… Ve ataklar etkili olsun. GS, İETTspor’a benzemez. Süper lig de, beşinci amatör mahalli lige benzemez.
Hayat futbol demek değildir elbet tek başına, ama futbol hayatın sahalara cuk bir görsel izdüşümü. Bu zamanda yerine göre kısa ve uzun paslar yapamayana sahada yer yok. “ Ben kenarda oynar gibi yaparım, kaynar giderim” diyene su yok, “ amaaan! Nasılsa biri koşar topa… “ diyene ise hava bile yok… Oysa geyik ahkamları kesenlere, hava bedava, su bedava, popülizm ise bonus olarak yanında ikram… Yeter ki ellerini altına sokup kaldıramadıkları taşı kuyuya atmasınlar, çünkü deli adedi kuyulara sığamayacak kadar çoğaldı.
Elini taşın altına sokanın, mutlaka bir gün eli taşın altında ezilir ama olsun, taş kımıldadıysa bu yeter… Ha! Taştan kaçan ise bir gün pirincin taşını ayıklar elbet… Yani top olup, toppest irtifalarda, toptan kaçan demek istiyorum…
Şuuut… Goooolll… Metin Oktay attı… Bana adını veren futbolun o en erdemli adamı iyi ki bu günleri görmedi…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.