Toplu iş sözleşmesi görüşmeleri ve uyuşmazlıklar

Özel sektörde başlayan bu görüşmelerin yanısıra, bir kaç istisnası dışında, kamu işyerlerinde de, görüşmeler başlamıştır. Yasal görüşme sürecinden sonra, bu güne kadar özellikle kamuda, daha yeni dönem toplu iş sözleşmesi imzalanmamıştır.

2012 sonlarına doğru, yasalara rağmen askıya alınan, toplu iş sözleşmesi düzeninin,askı döneminin sona erdirilmesi ile, iki binin üzerindeki yetki başvuruları, Bakanlıkça yanıtlanmış ve prosedür başlamıştır. Yeni Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasasının, yasalaşması ile birlikte, ocak sonunda yayınlanan, yeni istatistikler çerçevesinde, barajı geçen sendikaların başvuruları da yanıtlanarak, sistem güncel olarak işlemeğe başlamıştır. Yeni yasanın da, böylece uygulama süreci başlamıştır.

2013 mart ayı ortasında, kamu işyerleri ile ilgili olarak, manzarayı şu şekilde belirtebiliriz.

1. Dört yılı aşan yetki mücadelesi sonrasında, yargı kararı ile yetkiyi alıp, Çay-Kur’da toplu iş sözleşmesi görüşmelerine başlayan, Türk-İş’e bağlı Tek Gıda İş Sendikası ile yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmeleri, uyuşmazlıkla sonuçlanmıştır. Arabuluculuk aşamasında da anlaşma sağlanamaması nedeniyle, sendika grev kararı almıştır. Önümüzdeki dönemde, görüşmelerden sonuç alınamaması halinde, Çay-Kur işyerlerinde grev olasılığı belirmiştir.

2. Yine Türk-İş’e bağlı, Hava-İş Sendikası ile THY ve ortağı olduğu işyerlerindeki, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde de, anlaşma sağlanamamıştır. Arabuluculuk aşamasında da anlaşma sağlanamadığına ilişkin, arabulucu, raporunu düzenlemiştir. Önümüzdeki günlerde bu işyerlerinde de, grev kararı alınması, kaçınılmaz gözükmektedir.

THY işyerlerinde, bu dönem ilginç bir durum yaşanacaktır. Bilindiği gibi, geçen sözleşme görüşmelerinin, uyuşmazlıkla sonuçlanmasından sonra, grev aşamasına yaklaşıldığın da yasa değişikliği yapılmıştır. Yapılan bu değişikikle, 2822 sayılı o zaman yürürlükte olan, Toplu İş Sözleşmesi Grev Ve Lokavt Yasası’na, bir madde eklenerek, hava taşımacılığı iş kolu, grev yasakları içine alınmıştır.

Bu düzenlemeden sonra da, grev kararı alınmış, ancak grev yasağı yürürlüğe girdiği için, konu mecburi tahkim müessesesi, Yüksek Hakem Kurulu’na intikal etmiş ve sözleşme burada yapılmıştır.

2822 sayılı yasa yürürlükten kaldırılırken, 6356 sayılı şimdi yürürlükte olan yasa ile, bu konuda ayrı bir düzenleme yapılmadığından, getirilen bu yasaklama da (herhalde unutulduğu için) yürürlükten kaldırılmıştır. Şimdi bu işkolunda grev yasağı bulunmamaktadır.

Bu uyuşmazlıkla ilgili dört seçenekden biri gerçekleşecektir.
a. Taraflar bu süre içinde, görüşerek anlaşmayı sağlayacaklardır. Biraz uzak bir ihtimal olarak görülmektedir.
b. Taraflar anlaşamayınca, greve çıkarken Bakanlar Kurulu, grevi erteleyebilecektir. Bu erteleme süresi içinde, taraflar anlaşabilirler. Ancak bu durum, iyimser bir ihtimaldir..
c. Grev erteleme süreci içinde de, anlaşma sağlanamaması sonucunda, konu erteleme süresi sonunda, mecburi tahkim müessesesi olarak, yine Yüksek Hakem Kurulu’na intikal edecek ve sözleşme geçen dönemde olduğu gibi, orada sonuçlanacaktır.
d. Diğer bir olaslık, bir-iki milletvekilinin teklifi ile yeniden bu işkoluna grev yasağı getiren düzenleme, hemen TBMM’nde görüşülerek yasalaşacak ve sözleşme, yine Yüksek Hakem Kurulu’nca bağıtlanacaktır.

Bu dört olasılığın da gösterdiği gibi, THY uyuşmazlığında grev uygulaması, yaşama geçemeyecektir.

Bu arada, işten çıkarılan işçilerle ilgili, yargıdan, işe iade kararlarının çıktığına ilişkin haberler, basında yer almaktadır.

3. Kamu işyelerlerinde yürütülen, diğer toplu iş sözleşmesi görüşmeleri de, uyuşmazlıkla sonuçlanmaya başlamıştır. Şimdi arabuluculuk aşaması başlamış ve başlayacaktır. Bu sürede, nisan ortalarına doğru tamamlanmış olacaktır.

Bu dönem, biraz zor geçeceğe benzemektedir. Arabuluculuk aşamasına gelindiği halde, hala ortada ücret artışına ilşkin bir açıklama yoktur. Belirsizlik alabildiğine sürüyor. Bu dönemle ilgili de, bir kaç saptama yapalım.

1. Türk-İş, kendisine bağlı sendikaları dikkate alarak ücret konusunda, bir ilke kararını Hükümet ile birlikte oluşturur, üye sendikalar ve diğer konfederasyon üyesi sendikalar da, bu çerçeve içinde, sözleşmelerini imzalarlardı. Yasal bir düzenleme ve zorunluluk olmadığı halde, bu uygulama, giderek gelenekselleşmeye doğru yönelmiştir. Bu kez konuya ilişkin günümüze değin, hiç bir açıklama yapılmamıştır.

2. Türk-İş içindeki sendikaların, yönetim içinde ve dışında, birlikte hareket etmeleri biraz zor gözüküyor. Bu konuda, diyalog bile henüz başlatılamamıştır.

3. Bu gecikmeden dolayı, Hak-İş, bağlı sendikaları adına harekete geçip, çerçeveyi çizmek ister mi bilemiyoruz. Beklemeyi tercih etmeleri, daha olasılıklı görülüyor.

4. Hükümet nezdinde de, bu konuda ne bir ses, ne bir hareket, ne de görüş henüz yok gibi. Bir sessizlik sürüyor.

5. Yeni düzenlemeler sonucunda, tarafsız ve uzlaştırıcı bir konumu olan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Bakan, yeni uygulamayla, işveren konumuna getirildi. Sendikaların karşısına, eskiden işveren konumunda, bir Devlet Bakanı otururdu. Şimdi ise, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, işveren olarak sendikaları karşısına oturacak.

Son gelen haber, metal işkolunda, MESS ile Grup sözleşmesi için masaya oturan sendikalar da, uyuşmazlık tutanakları tutmaya başladılar.

Onun için zor bir dönem başlıyor. Nisan ile birlikte havalar iyice ısınacak.

_________________

* İzmir, 19 Mart 2013. ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.