Toplumsal dönüşümler

Bir yaşam diliminde bireylerin ortaya koyduğu düşünceler ve davranışlar o toplumun kültür yapısını belirler. Bir toplumu toplum yapan değerleridir. Bir toplumda en alt kültür düzeyiyle en üst kültür düzeyi arasında basamaklar ya da dereceler vardır. Bir toplumun özellikleri genelde orta kültür düzeyindeki insanların değerleriyle biçimlenir. Toplumlarda orta kesimler biryapılı olmayan kalın bir tabaka oluşturur. En alt kesimle en üst kesimin toplumsal yaşama ağırlığını koyduğu pek görülmemiştir. Yukarılardan önerilen değerler yürürlükteki anlayışların kabuğunu kıramaz ve en çok bir takım küçük biçimsel değişimlere yol açabilir. Bu yüzden bu kalın tabakanın dinamikleri toplum yaşamında neredeyse bir yazgı gibi belirleyicidir. Bununla birlikte ileriye dönük dinamikler de daha çok bu orta kültür düzeyinde mayalanır ve filizlenir.

Orta tabaka dinamik bir kesim değildir ve daha çok yüzyıllardır ağır ağır dönüşerek gelen göreneksel yapının kolay kolay yerinden oynatılamaz değerleriyle yetinir. Düşünce ufkunun epeyce dar ve bilinç düzeyinin orta düzeyde olması onu bir dönüştürücü olmaktan çok bir yetinici kılmaktadır. Dönüşümler ya da yenilikler karşısında tedirginlik bütün insanların özyapısında vardır. Ama bu orta kesimin insanları her türlü olumlu ya da olumsuz yaşam koşullarında durallıktan yana olurlar yani alışılmışı benimserler. Bu yüzden toplumların dönüşümü oldukça yavaş ve sancılı olur. İnsanlar iyi bilmedikleri bir geçmişin baskısı altında yaşarlar, geçmişten kalan ve çoğu geçerliğini yitirmiş olan değerlerden hoşnutturlar. Geçerliğini yitirmiş değerlerin sakıncalarını yaşarken mutsuz da olsalar hoşnut görünürler.

İnsanlar genelde değişimlerden korkarlar ama yaşam dönüşümden yanadır: çoğu beklenmedik zamanda ortaya çıkan yeni koşullar insanları zorlar ve onları alışkanlıklarını bırakıp yeni alışkanlıklar edinmek zorunda bırakır. Eski alışkanlıklardan yeni alışkanlıklara geçiş sancılı süreçler boyunca gerçekleşir: her zaman ileriye iten bir gücün yanında ya da karşısında geriye doğru çeken bir güç vardır. Toplumda üst kültür düzeyine ulaşmış kesimlerin sınırlı etkisi burada azçok kendini gösterir. Ancak bu kesimlerin toplumsal dönüşümlerde birinci planda etkin olduklarını düşünmeleri boştur. Üst kesimlerin kültür açısından sahip olduğu nitelikler orta kesimin değerlerinden çok uzak değildir. Üst kesim kendini toplumsal yaşam için vazgeçilmez görse de çok zaman dönüşümlerin izleyicisi ve etkileneni olarak kalır. Gerçekte her toplum iktisadi anlamda parçalanmış olmakla birlikte kültür açısından en üstten en alta kadar azçok bütünlüklü bir yapı ortaya koyar. En üst kesimde de kültür yetmezliğiyle, bilimsel ve felsefi kavrayışlardan uzak bakış biçimleriyle karşılaşılabilir. Orada da sesli sessiz etkin olan ve bir şeyleri açık ya da örtülü biçimde geriye çekmeye çalışan güçler vardır. Bu güçler toplumdaki ileri dinamikleri caydırıcı edimlerde bulunabilirler.

Toplumsal eylemlerin çoğu gündelik koşulların belirleyiciliğinde gelişen düşünülmemiş eylemlerdir. Kitlesel olayların kabasaba görünümleri buna pek güzel tanıklık eder. Toplum gerildiğinde heyecan düşüncenin önüne geçer. İnsanları düşünceye yöneltmek kolay değildir ama eyleme kışkırtmak kolaydır. Bunun için büyük bir çaba ya da ustalık gerekmez. En basit söylevciler bile bu kışkırtma işini pek güzel başarabilirler. Burada temel belirleyici bilinç yetmezliğidir. İnsanlar genelde gündelik bilinçle yaşarlar ve güne ayak uydurabildikleri zaman mutlu olurlar. Gündelik koşulları zorlamak gereksiz ve tehlikelidir diye düşünülür. Yetinmeyi bilenlerle iyi durumda olanlar bir arada gül gibi geçinirken denge bozulur ve dönüşümün koşulları ortaya çıkar. Kültür değerlerinde değişimler olmadan yürürlükteki yaşam biçimlerini zorlamak boşunadır. Bu yüzden bilinçli kişilerin yaşamı dıştan zorlayarak dönüştürme düşleri görmemeleri ve öncelikle kültür değerlerinde gelişmeler sağlayarak bilinç yenilenmesine katkıda bulunmaları beklenir. Toplumsal yaşam bilinç açısından yeterli olmayanlara düşler gördürebilir. Toplum yapıları bir vuruşta dağılabilecek gibi görünseler de onların kabuğunu kırmak zordur: değerler direngendir. İnsanı dönüştürmeden yaşamı dönüştürmeye kalkmak boşunadır. Zorlamayla elde edilen sonuçlar kalıcı olmaz, onlar az sonra uçup gidiverirler. Üst düzeyde bilinçlenmiş ve gerçek anlamda kültür adamı niteliğine ulaşmış kimselerin toplum yaşamında eğitici kimlikleriyle herkese örnek olmaları ve kendilerini topluma güvenilir insanlar olarak benimsetmeleri önemlidir. Topluma ve özellikle toplumun sağduyulu kesimlerine kendilerini benimsetemeyenler işlevsiz kalırlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

5 × three =