Toplumsal yozlaştırma: Uyuşturucu ve fuhuş

Uyuşturucu ve fuhuş, dünyanın hemen yer yerinde güncel ve aynı zamanda toplumsal olan bir sorundur. Dünya insanlığı için çok ciddi bir tehlike oluşturan uyuşturucu ve fuhuş, uluslar arası kapitalist güçler tarafından, toplumsal mücadelelerin etkisizleştirilmesi için çok bilinçli olarak kullandıkları en barbar ve en tehlikeli yöntemlerden biridir. Toplumsal hareketlere yönelik uyguladıkları askeri şiddet vb. içerikli saldırlar politik güçleri kolay kolay ortadan kaldıramaz. Ancak onların dayandığı toplumsal tabanı eritildiğinde asıl o zaman önemli bir başarı elde etmiş olurlar. Bu nedenle egemenler, kendi siyasal iktidarlarını korumak için dünyanın değişik ülkelerinde uyuşturucu pazarını ve fuhuş sektörünü toplumsal çürümenin bir aracı olarak kullanmaktadırlar.
MB’in verilerine göre dünya genelinde uyuşturucu ticaretinin iş hacmi yaklaşık 780 milyar dolar. Resmi olmayan rakamlara göre ise 1,2 trilyon doları bulan uyuşturucu paraları uluslar arası bankaları tarafından aklanmaktadır. Bunların başında ABD’nin darbelerde aktif rol oynayan Citi Bank, Almanya’da Dresner Bank ve ayrıca Vatikan’a bağlı bankalar geliyor. Bu bankalarda aklanan paralar ise İMF’ye aktarılıp yüksek faizlerle geri kalmış ülkelere borç olarak verilmektedir.
Kapitalist sistemin genel küreselleşme eğilim uyuşturucu ve fuhuş sektöründe de görülmektedir. Uluslar arası mafya olarak bilinen ‘yasadışı’ gruplar, kapitalist küresel ekonomi için ‘meşru’ bir yapıya sahip olup küresel tekeller tarafından yönlendirilmektedirler. 
Küresel işgalci güç ABD, Afganistan’ı işgal ederken aynı zamanda, bu ülkedeki uyuşturucu üretimine son vereceğini iddia etmişti. Ama beklenin tersi oldu. Bugün küresel güçlerin işgali altında bulunan Afganistan’da 1,9 milyon dönüm arazide haşhaş üretimi yapılmaktadır ve dünya eroin üretiminin yüzde 87’si bu ülkede yapılmaktadır. Haşhaş üretimi bu ülkenin GSMH nin yüzde 35’ini oluşturuyor. Kokain üretimi ise Kolombiya, Peru, Bolivya gibi Latin Amerika ülkeleri öncelikli olarak ön palana çıkmaktadır.
 Dünya’da uyuşturucu kullananların tahmini oranı ise şöyle:
Kokain kullanıcısı  : 19 milyon
Eroin kullanıcısı : 23 milyon
Esrar kullanıcısı : 202 milyon
Crack, Alphetain, Ecstasy,  Sonstige gibi uyuşturucu hap kullanıcısı yaklaşık olarak 250 milyon. Gerçek rakamlar tam olarak bilinmemesine rağmen küresel sistem kurumları tarafından yapılan açıklamalara göre 500 milyon kişi uyuşturucu bağımlısı.
Kadın’ın fuhuş’a teşvik edilmesi de dünyanın en önemli toplumsal sorunlarından biridir. Son yıllarda erkeklerin de fuhşa teşvik edildiğini görüyoruz. Kadınların meta olarak pazarlanmasını organize eden küresel mafya örgütleri ilgili devlet kurumları ile birlikte çalıştıkları biliniyor. Çünkü kadınların fuhuş’a sürüklenmesi önemli bir ticari kaynak olarak görülmesinden kaynaklanmaktadır. Özellikle genç kadınların uluslar arası pazara sunulması için dünya çapında tanınmış küresel reklam şirketleri bulunmaktadır.  Örneğin Uzak Asya’da Filipinler, Tayvan, Honkong gibi ülkeler başta olmak üzere henüz çocuk yaştaki kızlar uluslar arası fuhuş sektöründe seks köleleri olarak kullanılmaktadır. Her yıl yaşları 9-14 arasında olan 300 bin ‘’kız’ çocuğu fuhuş sektörü için  AB ülkelerine getirilmektedir.

Örneğin son yıllarda Türkiye’de uyuşturucu kullanımında ve kadının kendi vücudunu pazarlamasında çok ciddi bir artış yaşanmaktadır. Bu yükseliş devlete rağmen değil, bilakis devlet tarafından örgütlenen bilinçli bir politik faaliyetidir. İstanbul gibi metropollerde yoksul kitlelerin yaşadığı gece kondu bölgelerinde uyuşturucu kullanımı çok ciddi bir tehlike haline gelmiş bulunuyor. Aynı zamanda fuhuş yaptırılan evlerin sayısında artışlar dikkat çekicidir.
Özellikle 1990-1999 yılları arasında  yürütülen kirli savaşın finanse edilmesi için devlet adına ‘uyuşturucu pazarlama örgütü’ kuruldu. Devlet kirli savaşa, her yıl yaklaşık olarak 8 milyar dolar harcadı.  Aynı zaman dilimi içinde uyuşturucudan ülke ekonomisine 45 milyar dolar aktarıldı. Yani kirli savaş uyuşturucu parası ile finanse edildi.
Kürt illerinde gençler arasında uyuşturucunun kullanımının artması ve fuhuş’un yaygınlaştırılması devletin çok bilinçli bir yönelimidir. Özgür Politika gazetesinde ‘devletin ajanlaştırma’ faaliyetine yönelik yayınlanan yazı dizisinde JİTEM elemanlarının özellikle Kürt gençlerini ajanlaştırmada uyuşturucu ve fuhuş’u çok bilinçli olarak kullandığı ortaya çıktı.  Bu politikanın esas Kürtler arasındaki toplumsal çöküntüyü yaygınlaştırmaktır. Çünkü bir siyasal hareketin toplumsal dinamikleri ne kadar zayıflatılırsa oranın kontrolü çok daha basittir. 30 yıldır on binlerce askerle ve her türlü silahı kullanarak yürüttükleri savaşta başarılı olamayanlar, bu kez toplumsal çöküntüyü derinleştirecek ‘silahlı savaş’tan daha tehlikeli kirli savaş yöntemlerini uygulamaya koymaktadırlar.   Öncelikli hedef toplumsal gücün iki temel dinamiği olan kadınların ve gençlerin dejenerasyona tabi tutulmasıdır. Bu nedenle Diyarbakır’ın hedef olarak seçilmesi, devletin çok bilinçli politik bir yönelimdir. 
Uyuşturucu kullanımı ve fuhuş’un yaygınlaştırılması sıradan basit yönelim değildir. Tersine sosyo-politik bir sorun olarak ele alınmalı ve mücadele bu perspektifle örgütlenmelidir.
 
____________
* Mustafa PEKÖZ
Gokyuzu9@aol.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

15 + 14 =