Toplumun çarpık bilinci

Obama’nın sağlık sigortası projesine karşı çıkanlar ABD federal bütçede borçlanma sınırını yükseltmeye karşı çıkarak, Obama projesini engellemeye çalışmaktalar. Bu meseleyi salt partiler arası bir sorun ya da mücadele olarak görmek büyük hata olur. Özünde mesele, kamu harcamalarını vergi vererek karşılayanlar ile kamu hizmetlerinden yararlananlar arasındaki derin çatışmanın partiler arası mücadelede yansımasıdır. Kısacası, devlete vergi verenler paralarını o kadar sevmektedir ki, orta gelir tabakasına dahil ya da yoksulların sağlık harcamalarını karşılamaya yanaşmamaktadırlar.

Bu konu insanlık açısından ele alınabilir olmakla beraber, kapitalist sistemin “rasyonel insan” anlayışı ve “mülkiyet” duygularının sağlık gibi fevkalade ciddi toplumsal konularda dahi insanî düşünce kanallarını ne derece tıkadığını, yani kapitalist zihniyetin nasıl bir insan dokusu yarattığını göstermesi açısından da çok önemlidir. Varsıl kesimin sağlık harcamaları hakkında fazla endişesi olmayabilir, zira başlarına gelebilecek felaketi paraları ile halledebilirler. Yoksul kesimin ise, parası olmadığı için ölüme terk edilmesi fazla sorun edilmemelidir. Gelir dağılımında nüfusun büyük bölümü düşük ve orta gelir kategorisinde olduğu halde, kapitalist sistemde güç mülkiyet ve ekonomik kaynaklara hakimiyetle kurulduğundan, az sayıdaki varsıl kesim, daha büyük sayıdaki yoksul kesimin kaderi ile oynayabilmektedir.

Konunun kısaca tartışılmasına girmeden önce hemen şu noktanın belirtilmesi bana çok önemli geliyor. Hatırlayabildiğimiz gibi, kriz sonrasında ABD’nin finans sembolü olan “Wall Street” çevresinde toplananlar kendilerinin % 99, finans baronlarının ise % 1 olduğunu haykırmış, böylece güçlerini ortaya koyarak, haksızlığın önlenmesi çağrısında bulunmuşlardı. Bunun karşısında üniversiteler sessiz kaldı, hükümet ise, maalesef, fazla bir şey yapmadı, hatta yapamadı. Şimdi halkın hiç değilse bir kesiminin sağlık sorunlarını dert eden Obama bu insanlardan destek bekliyor olamaz mı! Peki, kendilerinin şöyle ya da böyle sağlık hakları için ortaya atılmış olan Obama’ya niçin bu insanlar destek vermiyor. Bu insanlar yoksul bir ülkede değil, hem bilinç düzeyinin yüksek olduğu düşünülen, hem de gelir farklarının en fazla olduğu kapitalizmin en ileri ülkesinde yaşamaktalar. İşte ideoloji böyle bir şeydir! O nedenle, Türkiye’de de topluma hakaret edebilen, insanları aşağılayabilen siyasiler oy alabilmekte, hatta hakaretin dozu yükseldikçe oy oranları da yükselmekte, buna karşın daha nezaketle olayları topluma anlatmaya çalışanlar ise geri planda kalabilmektedirler.

Sağlık konusuna geldiğimizde, şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz. Bir defa sağlık hizmeti talebi zaruretten kaynaklanmaktadır. Diğer ürünlerde olduğu gibi sağlığa yönelik talepler anlık tercihler olmadığı gibi, ertelenebilecek talepler de değildir. İkincisi, bu tür ihtiyaçlar bireyin tercihi ile değil, tam tersine, belli olmadık zaman ve koşullarda ve bireyin tercihi dışında gerçekleşmektedir. Hastalıkları insanlar denetleyememekte, tedavilerini de erteleyememektedirler. Diğer bir konu ise, böbrek yetmezliği ya da kanser vs gibi öyle hastalıklar vardı ki, bunların tedavi masraflarının karşılanması çok zor hatta toplumun büyük kesimleri için olanaksız olduğu gibi, masraflar karşılansa dahi, tedaviden sonuç almak çoğu durumda olanaksızdır. Sağlık konusunda birey-doktor ilişkisi “asimetrik bilgi” dokusu içinde cereyan eder. Yani, doktor bilgisi ile hastayı yanlış yönlendirir, hatta kandırarak parasal çıkar sağlayabilir. O nedenle, doktor-hasta ilişkisi piyasa ilişkisi bağlamında ele alınamaz. İşte sağlık konusu böylesi karmaşık bir meseledir ve bundan dolayı da hem hizmetin sunumunda hem de hizmetin finansmanının karşılanmasında mutlaka devlet devrede olmalıdır.

Şu anda ABD’de Obama’nın bu politikasına karşı çıkanlar için olduğu kadar, Türkiye’de de sağlık hizmetlerinin ve sigorta sisteminin özelleştirilmesini ileri sürenler için bir duam olacak. Dilerim ki, bu gafiller bu konudaki çılgın tezlerini ileri sürerken kanser ya da benzeri umarsız bir hastalıktan duçar olsunlar, bu koşulların kendilerini zorladığı koşullarda siyasi mücadelelerini yürütsünler, ancak mücadele sonucunda iyileşsinler! Böylesi eblehlerin iyileşmemesi toplumun geri kalanı için daha yararlı olur, ama bizler para düşkünü olan toplum düşmanları değiliz, bundan dolayı insanlar için daima iyi düşünmek durumundayız. Keşke karşı cephedekiler de kapitalizmin oluşturduğu çarpık bilinç içinde değil de, daha insancıl düşüncelere sahip olsalardı!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.