Topçu olmak zor iş…

daha sert bir tekme sallayarak, direk aşil tandonunu koparmak amaçlı vurabiliyoruz ve sonra da dönüp hakeme kırmızı kart gösterebiliyoruz… Bir daha da deplasmana falan gitmeyiz, onlar gelsinler Kasımpaşa stadyumuna… 


Bir gün böyle olacağı belliydi… Maşallah kodumu oturturdu ama fırsatı olmadı kahramanımızın… Şeker atak, panik düşmesi… Yoksa tersi miydi?  Bu ülkenin en çalışkan ve en pratik zekalı elemanları, dışişleri bürokratlarımız ile hem kaptana danışmanlık yapmaya çalışıp, hem de zeki, çevik ve ahlaklı olabilen yumuşak ve uysal arkadaşlar… Ne çile çekiyorlar, önce oyun kurmak için, sonra da off side’a düşünce, öldürülmüş toplardan taze akınlar yaratmak için… Canları çıkıyor, Musa’dan örnek okuyup, İsa’ya da yaranayım derken, cemaati de elde tutmaya çalışan patronlarını tabana anlatmak için… Davos’un maç değil, aslında bir ekonomik forum olduğunu oyunculara belletmek için… Yerel seçimlere iyi oynayan santraforu o mevkiye bizzat transfer eden batılı sponsor takımları karşı tribüne almamak için… Bir de, topçu eşin gözyaşlarını, memleketten uzak olmasının hasretine, ya da kahraman kocanın ters falsolu muz vuruşlarına bağlamak için… 


Birkaç Arap taraftar oturarak alkışladı, bir de futbolcunun eşi ayakta… Bu Araplar Lozan öncesi bize arkadan dolanıp, Sevr ittifakından 2 puan alan Arap’lardı… Garibin tesellisi, kaderin tecellisi, İsviçre bizim alın yazımız… Terim’de orda bastırmıştı tekmeyi… O yüzden kaç maç ceza almıştık? Lozan’da da masaya yumruk vurmuştuk ama elimiz sağlamdı… O masayı satın alıp, Cumhurbaşkanlığı’na getirdiler, keşke üzerinde vuruş çalışsaydı büyük kaptan… Şimdi bakın ne oldu, elimiz çürüyecek… Deldik geçtik şanlı tarihimizi, amatör milli kramponlarımız sayesinde… 


Evet bir dahaki Davos deplasmanına gitmeyecek… Çünkü o zamana kadar belki de takımın başında kalmayacak… Sponsorlar sonun başlangıç düdüğü çaldılar bile… Tek işi, ülkenin Avrupa ve Amerika sahalarındaki imajını yeniden kurmak olacak olan yeni bir takım lideri gidecek artık Davos’a… Çünkü bir dahaki zirveye kadar, sponsorlar bu defa dışardan toplar atacaklar çamurlu sahalara… Top toplayacağız nalla beraber… Hangi topla oynayacağımızı şaşıracağız amatör millilerle… Ama moderatör moda bürünmüş İsrail güdümlü derin free kick’çi USA ne toplar çevirecek kendi sahalarımızda… Şimdi off side taktiklerini seyredin… Bir Hamas uğruna ya rab, ne rövanşlar olacak iç sahada, dış sahada… 


Suç hakemdeydi elbet… Yoksa biz iyi oynadık… Faul niye yaptık? Çünkü bize de yaptılar, hatta takım arkadaşımız Hamasettin’i sahada dövdüler… Kalelerine 40 metreden füze yollamadığımıza şükretsinler… Takım arkadaşlarımızı da, bu takımla birlikte seçen rövaşatacı seyircilerimiz, kaptanı alanda karşılamaya giderler ve Guğardiyan ! gazetesinin yarınki baskısı elinde kaptan iner uçaktan… Türkiye onunla gurur duyar… 


İngilizce konuşabilseydi, “ sen “ diye hitap etme amacı anlaşılmazdı… Tercüman kızcağız da zaten o anlamı nasıl yüklesin çevirirken, diplomasi lisanına ve ingilizceye… İçerde prim yapmak falan değil amacı… Ülkeyi maceraya atmayı göze alarak, yerel seçimler için tabana oynayıp yatırım yapmak hiç değil… Yapmaz… Kasımpaşa raconuna yakışmaz… O yüzden Topçu’da saat 03.00 te alanda topçuyla beraber hamas et nutuklarında…  


Eşit süreler oynama hakkı iyi oyunla ve itibarla alınır, yan hakeme ağlayarak değil… Moderatör hakem değil ki, takım oyununa zarar veren fevriliğini ona yükleyebilesin… Tabana oynarken, ortaya dolduranları savuşturmak için havaya yükseldiğinde, tabanı yiyiverirsin batı takımlarından… Çünkü onlar takım, sen futbolcu… “Burası Kasımpaşa buradan çıkış yok “ da diyemeyiz ki… Ülke uluslar arası müsabakalardan men edilmez ama kaptan sonsuz hak mahrumiyeti cezasına çarptırılabilir… Hem de aslında haklı olduğu bir alan savunması yaparken… Hamas eti savunmak ile kendi etiğini savunmayı, kendi ceza sahanda top çevirerek yaparsan, savunma gocunmasıyla, terin soğumadan 5 dakika içinde atak basın toplantısı yaparsan, maç bittikten sonra moderatöre kırmızı kart göstermeni bizim seyirci yer… Çünkü onlar da yumuşak başlı değiller ve uysal koyun değiller… Sünepe değiller ve kabile reisi değiller senin gibi… Sabaha karşı havaalanlarında örtülü asaleti temsil ediyorlar…  Ama batılı seyirciyi temsilen  yarın izleyin sert olsa ne yazacak olan dış basını… 


Çocukları plajlarda öldüren İsrail kadar ve şeriat teröristi Hamas kadar seviye kaybettik doğru düşünen dünyalılar gözünde… Hamas etli arabulucuburger olacağız arada tost edilip… 


Top nedir? Nasıl şişirilir? Sübap nedir? Suni çim kayar mı? Çamurlu sahaya uygun doğru krampon nasıl seçilir? Uzaktan şut atmanın dayanılmaz hafifliği nedir? Oyunu okumak nedir? Tahriklere kapılmamak nice bir profosyonelliktir? Kale direği çarpması sendromu nasıl olur? Ceza sahasında kim düşürülür? Ağları kimler örer? Bunları öğrenmesi lazım futbolcumuzun… Uysal, asil ve en az tuttukları takım kadar ahlaklı seyircimizin de kaçıncı dakikada teknik direktörü değiştireceğini bilmesi lazım…


Sadece topu taça atmayı biliyor herkes…Bir de hava alanlarında hava atmayı… Artık şikeler milli maçlarda da yapılıyor belki de… En batıdan güdümlü, danışıklı dövüşlü büyük ortadoğu füzesi olmasın bu sakın… Peres Tayyip elele… Kaptan takımı alana getir… 


Çok erken yazdık… Maç uzar… Yedek oyuncumuz da yok yerine koyabileceğimiz… Tribünler memnun, pozisyon zengini maç ve onlara oynanıyor… Türkiye sizinle gurur duyuyor ! Hamaset sen bizim herşeyimizsin…  

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eight − 7 =