Torontolu Irkçılık karşıtları buluştu

Forum organizatörlerinden Centennial Kolej İnsan Hakları Kürsüsü profesörü Lena Gutekunst yaptığı açılış konuşmasında Ipsos-Reid araştırmasının  ortaya koyduğu sonuçlara dikkat çekerek, bu sonuçların 500 yıllık beyaz hegemonyasının bir ürünü olduğunu belirtti.

Toronto’da geçtiğimiz hafta boyunca Uluslararası Irk Ayrımcılığına Son Verilmesi İçin Mücadele günü çerçevesinde düzenlenen etkinliklere değinen Gutekunst, ‘bugün burada geçmişi anmak için değil, Amerikan İç Savaşıyla başlayan, Soweto’da varoşlardan taşan, bir mücadeleyi geleceğe taşımak için toplandık’ dedi.

Forumda ilk söz alan sanatçı La Bomba (Paula Gonzales) kendisinin ABD’nin Şili’de Allende iktidarını devirmesinin ardından 5 yıl Pinochet’in zindanlarında yatan bir babanın kızı olduğunu ve ailesiyle birlikte Kanada’ya iltica ettiğini söyledi. 2001 yılında Toronto’da bir klip çekimi sırasında uğradığı polis saldırısını anlatan La Bomba, ‘kadın ve çocuklardan oluşan 18 kişilik ekibimize tabancalarını doğrultan polisleri gördüğümde sadece Şili’de değil, Kanada’da da mücadele edilmesi gereken şeyler olduğunun farkına vardım’ diye konuştu.

La Bomba’nın konuşması sırasında salonun değişik yerlerinden bazı beyaz öğrenciler laf atarak provakasyon yaratmaya çalıştılar. Lena Gutekunst’un müdahalesi ile olası bir provakasyon önlendi.

İkinci konuşmacı, siyah yazar ve şair Dwayne Morgan Toronto’nun Unionville mahallesinde kızkardeşi ile birlikte gittikleri anaokulunda sadece 4 siyah öğrencinin olduğunu ve ırkçılıkla henüz 4 yaşındayken karşılaştığını söyledi. Kendisinin bir yazar ve şair olduğunu, bir aktivist olmadığını belirten Morgan, ‘fakat eğer Toronto’da derinizin rengi siyah ise ister istemez bir aktivist oluyorsunuz’ dedi. Şiirlerinden 4 tanesini okuyan Morgan izleyicilerden büyük alkış topladı.

Daha sonra söz alan Güney Asyalı şair, film yapımcısı ve ırkçılık karşıtı aktivist Soni Dasmohapatra, 1997 yılında British Colombia’da alnında sigara söndürülerek katledilip nehre atılan 14 yaşındaki Reena Virk hakkında kısa bir dokümanter sunarak, geçtiğimiz hafta sonuçlanan davada yargıcın tutumu yüzünden sanıkların sadece ikinci derece cinayetten hüküm giydiklerini, medyanın ve Kanada adaletinin bu nefret suçunu (hate crime) örtbas ettiğini anlattı.

Kanada’nın çokkültürlülük politikasının bir illüzyon olduğunu sayleyen Dasmohapatra, ‘biz Güney Asyalılar, Çinliler ve Siyahlar bu ülkede 200 yıldan fazla bir süredir yaşıyoruz. Burası ne kadar İngiliz ve Fransız kökenli Kanadalılara aitse, en az o kadar da bize ait’ diye konuştu.

Forumda söz alan son konuşmacı, şair ve Centennial Kolejde İş İdaresi Kürsüsü profesörü Chet Singh, Jamaika’da doğduğunu ve Kanada’ya genç yaşlarda geldiğini söyledi. Lise yıllarının kendisine siyahlar hakkında saçma sapan şeyler anlatan ırkçı öğretmenlerle mücadele ederek geçtiğini, bu yüzden iki yıl kaybettiğini anlatan Sıngh, ‘karşı çıkmak zorundaydım. Medeniyetten yoksun vahşiler olarak göstermeye çalıştıkları insanlar benim dedelerimdi’ dedi.

Konuşmaların ardından öğrencilerden gelen soruları yanıtlayan katılımcılar, artık Toronto’da beyaz olmayanların oranının yüzde 40’ı aştığını, yakın bir gelecekte göçmenlerin Kanada’da ‘çoğunluk’ olacaklarını, fakat ileride beyazlara, asla onların kendilerine davrandıkları gibi davranmayacaklarını belirttiler. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here