Trafo ve ampul!

Trafo ve ampul!

0
PAYLAŞ

muhalefetteki toplam % 75 lik güç, mitoz olarak bölünecek, birbirlerinden çalacakları oylarla… … Ve akbabalar % 25 lik av paylarını arttırıp, tiridine amip çorbası içecekler, geğire geğire…


Ülkede üzerine gülsuyu serpilmemiş sağduyu ile, beyinlerinin her iki lopunu da kullanabilen solduyu, seçim sisteminin lütfuyla ağır siklet olan haşemalı sinek sikleti, sağ aparküt ve sol kroşe bütünlüğüyle sirkülase edebilirlerse, ancak o zaman,  halk muhtemel yumrukları yemeyecek ve abandone olmayacak… 


Keskin bir kavşağa geldik, dayandık… Portekiz gibi, Yunanistan gibi, refah içinde, bugünü gibi, gelecek nesilleri de güvence altında, medeni bir AB ülkesi olmak varken, Batı’nın itici manyetik alanıyla, Doğu’nun paslı mıknatısları arasında global kutuplaşmanın ortasına düşmüş ve geleceğimizi pey sürmüş durumdayız dünya arenalarına… Bize Avrupa’yı ıskalatan sağlı sollu atıl zihniyet aynen sürmekte… Ve kara bulutları sürmekte üzerimize, meydanı üç mumluk loşluklara bırakarak… O zaman da karanlık güçler hüküm sürmekte, hem içerde, hem dışarda…


Diğer bir kavşak, içerde keskin bir yol ayrımına zorluyor ülke halkını… Rab mekanizmasından güç alıp, kullananlar ile mekanize rap rap gücünü elinde bulunduranlar arasındaki soğuk virtuel kutuplaşmaların, ısınıp, girdaplar, tsunamiler üretmesi ihtimali çok… Sudan tehlikeler kılığındaki gizli anaforlar, ülkeyi uçurumlara çekerken, birileri buharlaşacak, gelecek ile birlikte…


Sağa sola bakmadan, demokratik ve laik olan tüm partilerin tek mantaliteye inanarak bu seçimlere girmesidir tek demokratik çözüm… Önce ülkeyi temel kuruluş ilkeleri zemininde dimdik ayakta tutmayı becerebilmektir başarı… Münferit her başarıdan daha önemlidir bu adım, aklıselim muhalifler için… Aralarındaki kozları paylaşmayı bir sonraki seçimlere erteleyebilme olgunluğu gösterip, ülkeyi bugünkü kıskaçtan kurtarma kararı almak kadar kolaydır pay sahibi olabilmek yarınlarda… Bunu yapmamanın alternatifi, bir sonraki seçimin hiç olmaması ihtimalini göze almaktır… Laik Kurtuluş Partisi kurup, seçimden feragat edebilen tüm partiler, ülkeyi kurtuluş savaşında kurtaran kahramanlar kadar itibar kazanırlar geleceğin tarihinde…


Ülke hem takunyadan hem de postaldan yeterince darbe almış ve sancılar içinde yaralı iken, halk pansumanı yerine, yarayı depreştirecek yeni darbelere tahammül yoktur… Zaman yeterince ıskalanmıştır…


Ama asıl içerden darbe, maddi çıkarların dümen sularına kapılmış medya patronlarından geliyor. En esaslı darbe, zor günler yaşamamış ve hayatla mücadele etmemiş oldukları için vizyonları ve pratik zekaları az gelişmiş yeni nesillerin eline tepeden inme devredilmiş patron klüplerinden geliyor. Kendine aydın süsü veren zamane nabızcılarından geliyor… 


Zaten çoğunluğu loş iktidarın elinde olan flu medya, aydın olarak doğan medya gücünden de ampullenmekte ekstradan… Diğer yanda karanlık istemeyen % 75 lik ezici çoğunluk ve onların gerçek medyası alacakaranlık içinde, azınlık gücü gibi çırpınmakta… TÜSİAD’ın başına gelir gelmez, cumhurbaşkanlığının işgaline yeşil ampul yakan ve  iktidara bağlılığını ve bağımlılığını beyan eden iş dünyası, acaba kavşaktaki tehlikelerin idrakinde mi? Ülkede herhangi bir yeni dünya düzeni kurulursa, neyi düzeltip, nasıl koruyacaklar acaba imparatorluklarını? Ve aydın görünümlü zamane şahinlerinden Sinan Çetin misali adamcıkların, üç kuruşluk çıkar uğruna, Akepe reklamlarını kapabilme fırıldaklığıyla,  iktidara methiyeler düzmesi gibidir bu ülkenin geleceğinin de düzülmesi… İşte darbenin hası bunlardır, halkın kafasına kafasına inen…


Seçimlerin handikapı, cehaletin körüklediği vizyonsuzluktur… Satın alma gücü olanın, satılmaya meyilli olanları satın alarak parçalamasıdır geleceği… Laikliğin şu andaki konumu,  aynı kurtuluş savaşı öncesi dört bir yandan, her türden düşmanla sarılmış ve içerden hıyanetler batağına saplanmış ülkenin konumuyla özdeştir… Ata’mın umutla emanet ettiği geleceğe umutsuz boş bakışlarla bakan, yaşam savaşını başında yitirmiş, apolitize ve pasifize edilmiş gençlerin donukluğu bir yandan, ekonomik olarak çökertilmiş kitlelerin oy atacak kol gücünü bile yitirmişliği bir yandan , yarınları örümcek ağı gibi sarmışken kronik atalet, muhalefet partileri tek başlarına hiç bir şey yapamayacaklarını ve Akepe’nin ekmeğine tereyağ süreceklerini görmeli ve radikal dinamikler üretmelidirler, bir sonraki seçimlerde var olabilmek adına…


Yoksa ampul sanılan balon giderek daha da şişer… Patlaması ise her durumda problem getirir memlekete… Oy patlaması da, zoraki gücün elinde patlaması da…

BİR CEVAP BIRAK