Türban neden tehlikeli?

Türban neden tehlikeli?

0
PAYLAŞ

Ünlü sosyolog Prof. Şerif Mardin’in türban yasağının kalkması yönündeki kesin tavrı karşısında, bu sorun etrafında yaratılan fırtınanın süreceği ve  tartışmaların giderek boyutlanacağı açık ve net.
Üstelik yeni sivil anayasaya bir madde konursa, ardından çıkarılacak yasa veya yasalarla bu yasak ebediyen ortadan kalkarsa, Türkiye bir iç kavganın yaşandığı alan haline getirilebilir.
Çünkü bu sorun sadece içerden kanatılan bir sorun değil.
Dışardan da beslenen türban sorunu, artık düşük yoğunluklu bir tartışma olmaktan çıkarılmak isteniyor.
Adı konusunda kıvırmaya, oryantal yapmaya gerek yok.
Dinciler ve laikler…
İsteyerek veya istemeyerek karşı karşıya getirilmek isteniyor.
Ya da birileri bizi test ediyor.
Kadınlar arasındaki bir sorunun, erkek egemenlerince tahrik edilmesi, siyasette malzeme haline getirilmesi ve sorunun elyordamıyla çözümlenmeye çalışılması anlaşılır çelişkiler değil.
Anlaşılması ve çözümü zor, üstelik hem anlaşılmasında ve hem çözümlenmesinde zıt görüşlerin bir noktada buluşamaması daha da tehlikeli hale getiriyor sorunu.
Ben önce  din üzerinde yapılan siyasetin kökten önlemesine yönelik çözümler üretilmesinden yanayım.
Açıkcası türbanın simgesel hali beni de endişelendiriyor.
Bu bir anlamda dayatma.
Ve bu sorun siyasetcilerin elinde devamlı ısıtılmak istenen bir malzeme..
Düne kadar olmayan bir sorunun, adeta kaşınarak, sonra kanatılarak, daha sonra da “işte böyle bir sorun varmış” gibi takdiminde samimiyet aranabilir mi?
“Mış” gibi yapmayı herkes yemez beyefendiler.
Neden dün yoktu da,  bugün var?
Burada kesinlikle “takiye” kokusu hakim.
Bunu kullanan kim? Din baronları, ya da uçbeyleri olan dinci politikacılar.
Bazı sorulara yanıt aramak gerekiyor bu noktada.
Öğrenimde, üstelik yüksek öğrenimde kafanın açık ya da kapalı olmasının bilginin öğrenilmesi ve özgürce tartışılmasında etkisi ne olabilir?
İnsanın, kafası sıkıca kapalı değilse, içeriye girecek olan bilgi dışarı kaçar mı?
Kapalı olursa bu kaçak önlenir mi?
Nasıl önlenir?
Başı açık olanlar, yasak kalkınca türbanlıların üniversiteye irticayı sokacağından mı korkuyorlar?
İrtica sadece türbanlıların tekelinde olan birşey mi?
Diyelim ki onların tekelinde, üniversitede başı kapalı öğrenim görürlerken, burada din dersinin zorunlu olmasını mı isteyecekler ve gerçekleştirecekler?
Bu konuda çelişkili tablolar ve absürtlük almış başını gidiyor.
Bence türban konusu yarından tezi yok buzdolabına alınmalı.
Süratle dondurulmalı.
Kötü niyetli dış mihraklar eğer Türkiye üzerinden oyun oynuyorlarsa- ki her zaman mümkün- onların oyununa izin verilmemeli.
Bir de olaya kadın sorunu olarak bakmak yanlış.
İkincisi laikler ve dinciler arasında sadece “simge savaşı” diye de bakmak yanlış.
Ya da Prof. Şerif Mardin’e göre, laikleri “beyaz kadınlar”, türbanı savunanları “zenci kadınlar” gibi görme eğiliminden kaçınmak gerek.
Aslında oynanan tuzağı farketmek ve geçiş döneminde her iki tarafı rahatlatacak bir çözüm üretmek en doğrusu ama şu anda yani sapla samanın karıştığı bir sırada böyle bir sonuca ulaşma zor.
Ben yine ısrarlıyım. Bu türban konusu kadınlar, yani dinci ve laik kadınlar arasında bir savaş değildir.
Kadınların bir bölümü, yani başın açık olmasını savunan laik kadınlar, türbanlı kadınlardan değil, erkek egemen sınıfının- tabii ki şeriat yanlılarının- din devleti özlemlerinden korkuyorlar.
Erkekler, önce kadınları ikiye bölüyorlar.
Sonra ortaya çıkıp “Marazayı siz çıkardınız, dırdır yaptınız ve çözemediniz ama biz çözeriz” diyorlar.
İşte buna her iki taraf da kanmamalı, bu tuzağı kadınlar açığa çıkarmalı.
Laik kadınlar haklı olarak bir sabah herkesin çarşafa sokulacağından endişe ediyorlar. Endişe dahi gerilerde kaldı artık, haklı olarak korkuyorlar.
Aslında bu korkuyu başı kapalılar, türbanı simge olarak kullanmak isteyenler de yaşamalı. İran’daki özgürlük kısıtlamaları sadece başı açıklara yönelik değil.
Peki içinde bulunduğumuz bu duruma devlet, hatta derin devlet neden  bu kadar sessiz kalıyor?
Bir anda, bir fiske ile dinci girişimleri bir anda yok edebilecek güçte olanlar neden seslerini çıkarmıyorlar?
Çıkarıyorlarsa da neden cılız?
Bir güçlü ihtimal şu.
Endişelerin, korkuların giderek yaygınlaşmasını ve birikmesini bekliyorlar.
Ya da çatışmaların, kavgaların hatta ölümlerin çoğalmasını düşlüyorlar.
Aslında aracın duvara çarpacağı ana kadar sabredecekler mi acaba?
Sonunda “Frene basmak zorundaydık” diyebilmek için…
Acaba?

 

BİR CEVAP BIRAK

18 + three =