Türk şekeri özelleştirme kıskacında

PAYLAŞ

Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 01. Aralık 2005 tarihli kararıyla 18 ay içinde özelleştirilmesi planlanan Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ’nin kar eden üç fabrikası; Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikalarında geriye sayım başladı.


Blok halinde özelleştirileceği açıklanan fabrikalardan geçimini sağlayan on binlerce pancar  üreticisi tedirgin bir bekleyişin içine girdi. Özelleştirme kapsamına alınan fabrikalardan Bor Şeker’in,  geçtiğimiz yıl 17 binin üzerinde çiftçiyle sözleşme imzaladığı bildirilirken, fabrikanın 2005 yılında  üreticisine 42 trilyon ödeme yaptığı a! çıklandı.


Bölgedeki nakliyecisinden, hayvan yetiştiricilerine kadar geniş bir kesime ekonomik katkı sağlayan Bor Şeker Fabrikasının özelleştirilmesi durumunda yöre ekonomisinin büyük darbe alacağını dile getiren üreticiler, işsizliğin sonucu olarak ortaya çıkacak olan göç sorununa da dikkat çektiler. Ilgın’daki üreticiler de, blok satıştan vazgeçilmesi  ve Ilgın Şeker Fabrikasının yerli üreticinin elinde kalabilmesi yönünde düzenlemeler yapılması gerektiğini dile getirdiler.


Sektörde tek perdelik oyun!


Türk şekerinde acı sona doğru yaklaşılırken, Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, şeker sektöründeki yaşanan gelişmeleri “tek perdelik oyun” olarak değerlendirdi. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, pancar üreten çiftçi sayısı ve ülkeye kaçak yollardan giren şeker miktarı hakkında çelişkili rakamlar olduğunu dile getirerek ‘bunları netleştirin’ şeklinde talimat verdiğini hatırlatan Gökhan Günaydın, “ Herhangi bir hukuk devletinde, herhangi bir Başbakan’ın, ülkeye kaçak giren herhangi bir ürüne yönelik ‘sağlıklı istatistik yokluğundan’ yakınması, tek başına yeterli bir skandal nedenidir.” dedi.


Türkiye’de toplam 300 bin ton civarında kaçak şeker ticareti yapıldığını söyleyen Günaydın, ülkenin doğu ve güneydoğu sınırlarından giren kaçak  şekerin toplam rant miktarının, 200 milyon dolara yakın bir düzeyde olduğunu belirtti.  Türk şeker sektörünün son beş yıllık değerlendirmesini yapan Günaydın, AB ülkeleri ve Türkiye  arasındaki kota uçurumuna da dikkat çekti. “ 4 Nisan 2001 tarihinde ‘15 günde 15 Yasa Kampanyası’ sırasında çıkartılan Şeker Yasası, NBŞ’lere % 10 kota sağlamış, Bakanlar Kurulu’na tanınan ‘kotayı % 50 artırma ya da azaltma yetkisi’ , o günden bu yana sürekli kota artırımı yönünde uygulanmıştır.  


Bu çerçevede, 2.341 bin tonluk toplam!  şeker kotasının 351 bin tonu 5 adet NBŞ firmasına ayrılmakta, geriye kalan miktar da sayıları 33’e ulaşacak olan pancar kökenli şeker fabrikaları tarafından kullanılmaktadır. Bu noktada, uyum sürecinde bulunduğumuz 25 üyeli Avrupa Birlliği’nin NBŞ (fruktoz + inülin) kotasının % 4.75 oranında olduğunu, buna karşılık Türkiye’de, AB ortalamasının üç katının üzerinde olmak üzere, fiilen % 15’lik kotanın uygulanmakta olduğunu belirtmekte yarar var. ” diye konuşan Günaydın,  Sözü edilen 351 bin tonluk  kotanın % 80’e yakınının, çokuluslu şirketler ve onların ortağı konumundaki Ülker firmasına ait olduğunu belirtti. 


Türkşeker tasfiye sürecinde…


Özelleştirme kapsamına alınan şeker fabrikalarını da değerlendiren Gökhan Günaydın, Ereğli, Ilgın ve Bor şeker fabrikalarının  taliplilerinin  belli olduğunu; Afyon, Burdur, Çorum, Eskişehir, Turhal ve  Susurluk gibi diğer kar eden fabrikaların da özelleştirme süreci için sıra beklediğini vurguladı. 


Bu süreç tamamlandıktan sonra, elinde zarar eden fabrikalarla baş başa kalan Türkşeker’in tasfiye sürecine gireceğini öngörmenin zor olmadığını dile getiren Günaydın, “ 450 bin pancar üreticisi çiftçi ailesi ile fabrikalarda çalışan 30 bine yakın işçi, mühendis ve teknik eleman aleyhine yürüyen süreç, yarattığı inanılmaz rant alanı ile ülkenin kendine özgü ‘siyaset – iş dünyası’ ilişkisini yeniden üretiyor.


Ekonominin can damarları bir bir kesilirken, sınırları binlerce ton kaçak şeker için ‘sorunsuz açılan’  ülke, rant paylaşımı kurallarının egemen olduğu bir bataklığa giderek daha fazla batıyor.” dedi.


                                                        
 

CEVAP VER