Türk-Kürt çatışmasının kazananı olmaz

Türk-Kürt çatışmasının kazananı olmaz

0
PAYLAŞ

Herkesin ilk önceliği, çatışmaları durdurmak olmalı. Ateşkes sağlanıncaya kadar da, her iki tarafın eylemlerinde Uluslararası İnsancıl Hukuk çerçevesinde hesabını verebilecekleri sınırlarda kalması gerek.

PKK’nın saldırılarının karşılıksız bırakılmasını kimse beklemiyor. Ancak geniş çaplı ablukalar, sokağa çıkma yasakları, sivil halka uygulanan küçük düşürücü, toplum sağlığını tehlikeye atan önlemler ve haberalma özgürlüğünün kısıtlanması gibi adımlar, uluslararası hukuka da aykırı.

Uluslararası İnsancıl Hukuk, PKK gibi devlet sorumluluğu taşımayan silahlı muhalif güçler için de bağlayıcı. Kullandıkları silah türleri ve çatışma alanındaki uygulamalarının hesabını günün birinde vermek zorundalar.

PKK’nin başvurduğu şiddetin sonucu, can kaybı ve sivil halka çektirilen eziyetle sınırlı kalmıyor. Kürtlerin meşru siyaset alanını ve gelecekte onurlu bir çözüme varılması şansını da yokediyor.

Asker ve polis ölümleri artarak devam ettikçe, ülke çapında büyüyen milliyetçi tepkiler, saldırgan bir niteliğe de bürünüyor.

Siyasi çıkarları için gerilimi teşvik etmekle suçlanan Cumhurbaşkanı ve Başbakan, nihayet sükunet çağrısında bulundular ancak hükümet yanlısı medya ve bazı iktidar politikacıları, tehditkar ve kışkırtıcı tutumlarını tam gaz sürdürüyorlar.

HDP lideri Selahattin Demirtaş, hükümeti ve istihbarat örgütünü partisine yönelik saldırıları yönlendirmekle suçluyor.

Ellerine Türk bayrakları alan öfkeli kalabalıklar, HDP bürolalarını ateşe veriyor, Kürt işyerlerine saldırıyor, güneydoğudan gelen yolcu otobüslerini taşlıyor.

Hürriyet gazetesi, Cumhurbaşkanının sözlerini çarpıttığı gerekçesiyle, başını bir AKP’li milletvekilinin çektiği gösteri ardından saldırıya uğruyor.

Gazetenin köşe yazarı Ahmet Hakan, hükümet yanlısı Star gazetesinin köşe yazarı Cem Küçük tarafından “İstersek seni sinek gibi ezeriz. Bugüne kadar merhamet ettik de hala hayatta kalabiliyorsun” denilerek tehdit ediliyor.

Gazetecilere yönelik bu saldırgan tutum cezasız kalırken, mahkemeler ülkede görev yapan yabancı gazetecileri susturmakla meşgul.

Amerikan Vice News için çalışan iki İngiliz gazetecinin Diyarbakır’da tutuklanıp sınırdışı edilmesi, tercümanları olan Iraklı gazetecinin hala tutulmasına ek olarak, Diyarbakır’da çalışan Hollandalı gazeteci Frederike Geerdink de sınırdışı edildi.

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) başkan yardımcısı Robert Mahoney, Geerdink’in sınırdışı edilmesinin gazetecilere yıldırıcı bir mesaj olduğunu, Türkiye yetkililerinin güneydoğudan hassas konularda haber verilmesini istemediklerini gösterdiğini söyledi.

HDP bürolarına ve Hürriyet gazetesine yapılan saldırıları kınayan Cumhuriyet Halk Partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na göre, Türkiye çetin bir barış sınavından geçiyor.

Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli ise, tehlikeyi daha sert ifadelerle tanımlıyor. Türkiye’nin ‘iç savaşın puslu ve uçurumlarla çevrili kıyısında olduğunu ve bir kıvılcımın ülkenin yanmasına, iç kargaşaya çakılmasına yeteceği’ uyarısında bulunuyor.

MHP’liler, pek çok merkezde PKK ve hükümeti kınayan yürüyüşler düzenlediler ancak Kürt karşıtı saldırılarda yeraldıkları iddiasını reddediyorlar.

Ülke Ocakları tarafından yapılan açıklamada protestoların meşru hukuki sınırlar içinde tutulmasına özen gösterildiği vurgulanıyor.

‘Çakma Ülkücüler’ diye nitelenseler de aşırı sağ unsurların bir kısmının MHP saflarından AKP’ye kaydığı açık.

Gezi protestoları sırasında yüzde elliyi zor tuttuğu şeklindeki sözleri kayda geçen cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sokağa çıkmak için can atan İslamcılarına, anlaşılan bir grup ülkücü de katıldı.

Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya, yakın geçmişte, komşunun, kardeşin nasıl düşmana dönüşebildiğinin, huzur içinde yaşanan alanların nasıl kısa sürede savaş alanına çevrilebildiğinin acı örnekleriyle dolu.

Savaşı başlatmak kolay, durdurmak ise çok zor.

Bu gerçeği ne kadar hızlı kavrarsak, o kadar iyi.

______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

BİR CEVAP BIRAK