Türk parası kazanıp sterlin harcanan ülke!

UBP Hükümeti döneminde zamları kıyasıya eleştiren CTP- DP Hükümeti şimdi zamların kaçınılmaz olduğundan dem vurarak, Türkiye ve Güney Kıbrıs’la karşılaştırıyor. Başbakan Özkan Yorgancıoğlu dünkü Bakanlar Kurulu öncesi yaptığı açıklamada, 95 oktan benzinin kendi hükümet döneminde 3.26’dan 3.41’e yükseldiğini, bunun da 15 kuruşluk bir artış olduğunu söylüyor!

Devam ediyor; “97 oktan benzin 3.43’ten 3.58’e, euro dizel de 3.43’ten 3.58’e yükselerek 15’er kuruş arttı!”

Hükümet ettiği kısa dönemde tüpgaza üç kez zam yaptıklarını, son zamla 41 buçuk olan 10 kilogramlık tüpgaz fiyatının 45 buçuk liraya çıktığını direk söyleyemeyen Başbakan, akaryakıt ve tüp gaz fiyatlarını, Güney Kıbrıs ve Türkiye fiyatlarıyla da karşılaştırıyor: “Tüpgaz Güney Kıbrıs’ta 10 kilosu 41-47 TL, Türkiye’de 12 kilosu 86 TL ve KKTC’de 10 kilosu 45.50 lira. Yani yapılan mukayese sonucunda KKTC’nin daha ucuz olduğu görülüyor!”

Teşbihte hata olmazmış, kıyaslarken Türkiye’deki tüpgaz fiyatını 20 lira abartmış Yorgancıoğlu ama sorunumuz o değil.

Sorunumuz her daim burada farklı bir ekonomik yapının olduğunu iddia eden, bu tür kıyaslamalardan haz etmeyen Yorgancıoğlu’nun sıkışınca “bakın orada bu kadar, bizde bu kadar” deme kolaycılığına kaçması. Yorgancıoğlu herkesten çok daha iyi biliyor ki, KKTC’nin yaşam koşulları Güney Kıbrıs’tan da, Türkiye’den de çok farklı.

Alışkanlıkları farklı, öncelikleri farklı, gereklilikleri farklı.

Bilmeye bilir ama biz yine de birkaç tanesini hatırlatalım Sayın Yorgancıoğlu’na; KKTC’de toplu taşım araçları yoktur. O yüzden herkes araba kullanmak, evdeki her birey işine, gezmesine arabayla gitmek durumundadır. Karı kocanın ikisi aynı ilçede çalışıyorsa zamlara bir nebze çalım atılabilir ancak eşlerden biri Lefkoşa, biri Girne’de (veya Mağusa) çalışıyorsa, bu aile maaşının yarısını benzine/mazota verir. Türkiye’deki (orayla kıyaslandığı için söylüyorum) gibi “madem param yok, bugünde toplu taşım aracını kullanayım” diyemez. KKTC’de araba kullanmak lüks değil zarurettir.

(Türkiye’nin, benzinin en pahalı olduğu ülkeler arasında olduğunu yazmaya lüzum yok, Avrupa’ya, Amerika’ya gidenler, oradaki maaşlarla kıyasladıklarında ne demek istediğimi anlayacaklardır. Ayrıca Avrupa’da toplu taşımacılığın ne denli gelişmiş olduğunu söylemek de abesle iştigal.)

KKTC’de kalorifer, soba tertibatı yoktur. Olan birkaç ev de genellemeyi bozmaz. Evlerimiz klima, elektrik sobası ve tüpgazla(katalitik sobayla) ısıtılır.

Banyolardaki ısıtıcılarımız elektriklidir. Bu ısıtıcılar Türkiye ve başka ülkelerdeki kombi veya şofbene benzemez. Yani dakikasında ısıtmaz suyu. Isıtıcılarımız kışın 1 saat yanmak suretiyle sıcak su verir.

Öyle termostatı filanda yoktur. Isınınca durmaz hani. Siz söndürene kadar elektrik almaya devam eder.

Bazı evlerde şömine vardır ancak şömineye atacağınız odunun fiyatı da Türkiye’deki gibi değildir. Tonla değil “bir van araç” hesabı satarlar size odunu!

O van aracın büyüklüğü satıcının vicdanına kalmıştır ama sizin yarım ton bile gelmeyen oduna vereceğiniz para 250-300 TL arasındadır.

Küfeyle aldığınız 50 TL’lik odun ise sizi –sadece akşamları yakmak kaydıyla- üç gün ısıtır.

Ve en mühimi KKTC’de kiralar Sterlinle ödenir. Türk parası kazanır, Sterlin öder KKTC’de yaşayan!

Maaşların üç yıldır 200 lira artmadığı ülkede dövizin yükselmesi sonucunda kiralar bir ayda ortalama

300 lira artmıştır.

Mobilya, ev eşyası, yiyecek gibi birçok ürünün dışarıdan geldiği ülkede benzin, elektrik vs girdilerin artması sonucu tüm tüketim malzemeleri iki misline çıkmış, halkın cebindeki para yüzde 50 eksilmiştir.

Elektriğe yüzde 30, tüpgaza 5 lira zam yapan hükümet halkın alım gücünün düştüğünü bal gibi bilmektedir.

Tüm emlak satışlarının sterlinle yapıldığını, arabaların sterlinle satıldığını, kredilerin sterlin üzerinden verildiğini, kredi çekenlerin ödeyecekleri meblağın bir anda yüzde 20-30 arttığını, KKTC halkının benzine, elektriğe olan bağımlılığını, kışın gelmesiyle bu ihtiyacın daha da arttığını…

Buna rağmen bankalarla oturup ödemeleri sabitlemek akıllarına gelmez. Ev sahiplerine kiraları sabitleyin demek akıllarına gelmez. Isınma ve aydınlanmada alternatif enerji sistemleri kurmak akıllarına gelmez. Toplu taşım araçlarını hayata geçirmek akıllarına gelmez. Bisiklet yolları yapmak akıllarına gelmez. Odun fiyatlarını kontrol etmek, satılan odunları denetlemek akıllarına gelmez.

En kolayı zam yapmaktır. Onu yapar.

Muhalefet olduğu günlerdeki “vatandaşlık” hissiyatını unutur, belki de hükümet olmanın dayanılmaz albenisini sürdürmek adına, unutmuş gibi yapar…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.