Türkçe konuşan dünya!

Türkçe konuşan dünya!

0
PAYLAŞ

Paris Komünü ve ayaklanması için, yapılan değerlendirmelerde, Sosyalizmin büyük önderi Karl Marks işçi sınıfının “Almanca konuşmaktan, Fransızca konuşma aşamasına” geçildiği tespitini yapmıştı. Marks bu saptama ile, sosyalizmin teorik olmaktan çıkıp, pratik bir sistem haline geldiğini söylemişti. Paris komunü ile başlayan olarak işçi sınıfı mücadeleleri, yeni ve sarsıcı sosyalist devrimlerle hızla gelişti. Dolayısiyle, dünyanın dili de değişti. Fransızca konuşmaktan, Rusca, Çince, konuşma aşamalarına geçti. Hikmet Kıvılcımlı, sosyalist gelişmenin evrelerine “devrim konakları” der. Dünya’nın Taksim eylemleri için Paris Komü benzetmesi, dünya devrim dilinin Türkce konuşma aşamasına geçtiğine işarettir.

31 Mayıs Taksim Gezi Parkında başlayan, tüm Yurda yayılan “AKP İstifa”, “Tayyip İstifa” diye haykıran, milyonlarca yurttaşı sokaklara döken ve üç haftadan fazla bir zamandır AKP iktidarının baskı, demogoji ve yalanlarına karşı geceli-gündüzlü devam eden eylemler, çeşitli biçimlerle kesintisiz bir biçimde süreceği anlaşılıyor.

Kuşkusuz, “Her yer Taksim Her, Yer Mücadele” sloganı altında gelişen eylemler, ulusal devrimci bir mücadeledir. Cumhuriyet ve devrim karşıtı iktidara karşı yapılan bir başkaldırıdır. Türk bayrağı, Atatürk ve tarihsel değerler, eyleme katılanların ortak değerleridir. Bu eyleme katılan kitleler, Türk ulusunu, “ayaklar altına almdırmam” demiştir. Bu eylemlerin doğal liderliği, 2000 binli yılların ortalarından beri süren, cumhuriyet güçlerine yönelik kanunsuz tasfiyeler ve itibarsızlaştırma kampanayalarına karış, cumhuriyet ve devrimleri savunan, Özel mahkemeler önünde kararlılık sergileyen, Silivri ve Hasdal tutuklularıdır.

Bu eylemlere enternasyonal değer kazandıran, ulusal değerlerle, insanlığın ortak değerlerini birleştirme becerisidir. Eylemlere yön veren liderliğin ortak paydası, ulusal ve evrensel değerleri özümsemiş, yaratıcı, esnek ve kollektif bir liderlik olmasıdır.

Türkiye tarihinde yeni bir ‘ilk’ olan eylemler, “gaflet, delelet, hatta hiyanet içinde” bulunan AKP iltidarına karşı, Türk ulusunun, bir asırdan fazla bir süredir devrimlerle içselleşen dinamik bir ulus olma gerçeğini bir kez daha ortaya koymuştur. Böyle bir ulusu, gerici ve emperyalist baskı altına alma, ve esir etmenin olanaksızlığı görüldü.

Hesap edemeyen bir diğer olgu da, insan-doğ eksenli gelişen, kollektif ve dayanışmacı yeni bir toplumsal kuşağın, “İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine” düşmesi ve “vazifeye atılma” kararlılığı. Yaratılmak istenilen, “korku imparatorluğuna” karşı ayaklanması. Korku imparatorluğunu yerle bir etmesi.

Tarihin bir kenara attığı zorba Osmanlı Sultanların yeniden güncellenmesini ve toplumsal yaşama taşınmasını, “Türk Gençliği” reddediyor. Tarihin kanlı sayfalarını, cumhuriyetimize ekleme hevesleri, boş heveslerdir. Eylemlerin ortaya çıkardığı önemli bir ders, Türkiye cumhuriyeti ve kuruluş felsefesinin, Osmanlı Devletinin devamı değil, alternatifidir..

Birleşik, dayanışmacı, ulusal bilinci yüksek eylemci kuşağın karşısınada, ayrımcı anlayışlar yerle bir oldu. Terör’e kurban verdiğimiz yurttaşlarımızı, dinsel ayrıma tabi tutmak, feodal-gerici felsefedir. Geçmişte maden işçilerin ölümü karşısında “güzel öldüler” diyen zihniyet, Hatay–Reyhanlı da yaşanan terör saldırısı karşısında “…53 Sünni vatandaşımız ne yazık ki şehit edildi.” Açıklaması benzer gerici ayrımcılığın bir devamıdır. Şehitlerimizi dahi dinsel ayrıma tabi tutan bu açıklama, tehlikeli ve akılsız bir açıklamadır.

“camide içki içip seks yaptılar”, “bayrak ve kuran yaktılar”, “terörist ve illegal hareketlerin eylemi”, “çapulcular hareketi” ve “başörtülü öğrenciler taciz edildi”, gibi asılsız ve kışkırtıcı açıklamalarla toplumu germeye çalışması, AKP hükümetinin çıkmazını gösterir. Tayyip Erdoğan ve hükümeti, tüm dünyada yanlızlaştırmıştır. Kararlılık ve geniş kitlesel katılımla süren eylemler, AKP Hükümetinin tüm çirkinliğini açığa çıkarmıştır. “Takke düşmüş kel görünmüştür”.

Aynı zamanda, AKP ve Tayyip iktidarı, ülkemiz ve bölgemiz açısından, maceracı, tehlikeli ve fenomen bir iktidar biçimidir. Bu iktidar, başta olduğu sürece “Her Yer Taksim, tüm Türkiye mücadele alanı” olmaya devam edecek. Çünkü, AKP iktidarı cumhuriyetimiz ve ulusal güvenliğimiz için olduğu kadar, komşularımız ve bölgemiz açısından da tehlikeli bir iktidar biçimidir.

Tarihsel deneyim ve kültürel zenginliği olan bir ulusu ve bireylerini, tepeden inmeci, dayatmacı, Ortaçağın “dindar kuşak” yaratma cenderesine sokmanın kolay olmadığını görmüş olmalılar. Ümidimiz o’dur ki, Türk ulusunun farklılıklarıyla, barış içinde birlikte yaşama kararlılığını anlamış olsunlar. Taksimde başlayan ve tüm yurda yayılan eylemler, onlar için böyle hayırlı bir yolun başlangıcı olsun! 17.06.13

BİR CEVAP BIRAK