Türkiye de güçlü sektör hırsızlık

Türkiye de güçlü sektör hırsızlık

0
PAYLAŞ

mutlaka başlangıçta müfettişlik kurumu yapılacak soruşturma nedeniyle olayın içinde yer alır. Bu herkesin bildiği gerçektir. 


Ülkemizde yolsuzlukları soruşturan ve raporlar düzenleyen müfettişlik kurumu ve yolsuzluklar, ne durumda?  Bu ülkede hırsızlık neden “güçlü sektör”?


Sorunun yanıtını; eski bir müfettiş olarak bizim bizzat yaşadıklarımız, mesleğin içerisinde bulunan sağduyulu ve dürüst müfettişlerin haykırışları, basında çıkan konuyla ilgili yazılar bağlamında zaman zaman bu sütunlarda  değerlendiriyoruz…


Müfettişlik, ülkemizde, özellikle de son 20 – 25 yıldan bu yana çoğu zaman baskı ve tehdit altındadır. Müfettişlerin istisnalar dışında baskı altında tutulmadan, rahat, özgür çalıştıklarını kimse iddia edemez… Öbür yandan son yıllarda, deyim yerindeyse“tetikçi müfettişler” ya da “sifoncu müfettişler” yaratılmaya çalışıldığı bir gerçek!


Peki, istendiği gibi kullanılacak, yöneticilerin dümen suyunda giden, olayları ve olumsuzlukları kapatan müfettiş tipi yaratılabiliyor mu? Bunun yanıtını, değerli bir meslektaşımızın açıklamasından öğreneceğiz.


Gümrük eski müfettişlerinden önemli kaçakçılık soruşturmaları yapmış olan, yolsuzluk olaylarını soruşturan Başmüfettiş Necati Can’la gazeteci Neşe Düzel’in yapmış olduğu ve Radikal gazetesinde 14 Mart 2003 tarihinde yayınlanmış olan röportajdan kimi bölümleri, aşağıda sizlerle paylaşmak istiyoruz:


Necati Can diyor ki;


“Eskiden müfettişler tam yetkiyle çalışırdı.
Özal döneminde yetkileri kaldırıldı.
Yolsuzluk organizasyonlarında, o dönemin büyük rolü var. Şu anda müfettişlerin hiçbir yetkisi yok. Bakan bu işi kapatın derse o iş kapatılıyor. Üzerine gidin derse gidiliyor.
Artık teftiş kurullarında iki türlü müfettişlik var.
Biri tetikçilik, diğeri sifonculuk…
Teftişlerin üzerine sifon çekiyorlar, kirler gidiyor. 


Biliyor musunuz, eğer bakan ve üst bürokrat izin verirse, hiç geçmeyecek eşyalar geçer gümrüklerden.


Kaçakçılıkta öyle bir sistem var ki, mesela binlerce ton petrol geçiyor.
Bu işin içinde emniyette var, jandarma da var. Mali şube ve hatta başka kurumlar bile var.
Sizi dinleyenler, takip edenler de kaçakçılara bazen ‘hadi bizi gör bakalım’ diyorlar.
Kaçakçılık olayını basit bir gümrük olayı gibi değerlendirmemek lazım…  


Bu sistemdir. Diyelim ki, devleti kaçakçılıkla veya başka yollarla bir milyon dolar dolandıracaksınız.


Bu paranın yüzde 20’sini denetim elamanlarına, soruşturma yapanlara veriyorsunuz. Bunlar kontrol memurlarıdır, olay ihbar edilmişse müfettişlerdir, hatta bazen teftiş kurulu başkanıdır ve araya giren milletvekilidir.


Eğer olay adliyeye intikal ederse, bu kez paranın diğer yüzde 20’si de adli soruşturmaya, bazı savcılara ve bazı hakimlere verilir.


Paranın yüzde 10’u da avukatlara ayrıldıktan sonra, size paranın yüzde 50’si kalır. Üstelik size de hiçbir şey olmaz.


Sistem böyle çalışıyor.
“Olayı kapattınız” diye müfettişlerle kavgalarım var benim…
Türkiye’de hangi alanlarda yolsuzluk yapılıyor?
Bütün bakanlıkların kamu ihalelerinde yolsuzluk var.


Devletin ödemeyi garanti ettiği bütün ihalelerin bedeli üç, dört kat fazla gösteriliyor. Hırsızlar siyasetçiyi, bürokratı, her tarafı kontrol ediyor, yargıyı da hallediyor. Yargıdan yolsuzluklarla ilgili caydırıcı karar çıkmıyor.


Devletin para ödediği bütün kurumlarda Yolsuzluklar alabildiğine devam ediyor.
Bütçe rakamlarına baktığımızda şu an en büyük yolsuzluk, sosyal güvenlik kurumlarında yapılıyor…


***


Denetimlere, soruşturmalara, yargıya böyle müdahale ediliyor.
Bu müdahale hastalığından kimse vazgeçmiyor.
Çünkü hırsızlıkları yapanlar, hep tanıdık çıkıyor.
Soygun olayları siyasilerin, bürokratların kardeşleri, yeğenleri, yakınları, aile dostları tarafından yapılıyor.
Hırsızlık Türkiye’de güçlü sektör…”


Bu satıların yazarı olarak tabi ki; mesleklerini dürüstlük içerisinde yapmakta olan; savcı, yargıç, müfettiş, bürokrat ve siyasetçileri yukarıda değerlendirmelerin içinde tutmak ve haksız yere suçlamak, ne vicdana ne de hukuka uygundur.


Üzerinde durmak istediğimiz, Türkiye’ye rüşvet ve yolsuzluklarla kötülük yapan, yapmak isteyen; şerefsizliğin, namussuzluğun, sahtekârlığın, alçaklığın içinde bulunanların varlığını ve yaptıklarını sergilemektir!


Eğer bu ülkede, yıllardır “hırsızlık güçlü sektör” olmaya devam ediyorsa, bunun bir ölçüde sorumlusu; her yerde ve gereken plâtformlarda, hangi konumda olursa olsun icabeden tepkiyi göstermeyen ve mücadeleyi ortaya koymayan; namuslu, onurlu, dürüst insanlarımızdır…


burhanaozbey@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK