Türkiye devletinin meşruiyet sorunu

Son derece hassas ulusal güvenlik bilgilerinin korunamamasının ve ülke idaresindeki yetersizliğin delili olmasının yanısıra, bu son yasadışı ses kaydı, Türkiye’de devletin meşruiyeti konusunda da ciddi soru işaretleri doğurdu.

Hükümet, olayı ‘casusluk eylemi’ olarak tanımlıyor ve bunu bahane ederek, karşıtlarına karşı yürüttüğü baskıları yoğunlaştıracağının işaretlerini veriyor. İlk adım olarak da kayıdın yayınlandığı YouTube’a erişim engellendi.

Bu kayıtları yapan ve sızdıran karanlık güçlerin asıl amaçları konusunda baştan beri son derece dikkatli ve şüpheli davranılması gerektiğini savundum. Ancak bu ifşaatların hükümetin pek çok usulsüzlüğünü ve yasadışı uygulamasını günyüzüne çıkardığını da yadsımıyorum.

İkna edici bir yalanlama ya da aksini ispat eden delillerle ortaya çıkamayan Adalet ve Kalkınma Partisinin, iktidarı sırasında yasal ve siyasi ahlak standartlarını çiğnediği açıkça görülüyor. Medya özgürlüklerine yapılan saldırılar ve giderek ağırlaşan sansür de, üstü örtülmesi gereken birşeyler olduğu şüphelerini pekiştiriyor.

Üst düzey yetkililerin Suriye’de olası bir çatışmayı manipüle etme senaryolarını tartıştıkları bu son ses kayıtları, aslında çok daha ürkütücü bir gerçeğe işaret ediyor.

Erdoğan hükümetinin yargıya ve yasamaya yönelik saldırgan tutumunun sonuçlarını zaten gördük ama bu son olay başka bir olguyu da ortaya koyuyor. Kapalı kapılar ardında bile, hükümetin tartışmalı politikalarını sorgulayabilecek tek bir kurum ya da kişi kalmamış Türkiye’de. Bir zamanlar ükenin en saygın kurumlarından olan dışişleri bakanlığının üst düzey bir bürokratı, ülke ordusunun en yüksek rütbeli elemanlarından biri, ulusal güvenlikten sorumlu kuruluşun başkanı bile, gözlerden uzak konuşmalarında alternatif bir görüş sunamıyorlar.

Türkiye’de bugün, hükümetin iktidarını kötüye kullanmasına engel olabilecek hiç bir denge ve ayar mekanizması kalmamış. Bütün devlet kurumları, iktidar sahiplerinin ülke içindeki kısa erimli siyasi ve kişisel çıkarlarına, ülke dışında da ideolojik ve dini misyonlarına hizmet edecek şekilde yeniden şekillenmiş.

Kamunun bilgilenme hakkını ezip geçen bir hükümet, sözünün eri olduğuna güvenilmesini bekleyemez. Gizlilik de, ulusal güvenlik için değil, kendi yolsuzluklarını kapatmak amacıyla dayatılan bir talep olarak görülür.

Artık açıkça anlaşıldı ki, yeniden yapılandırılmış devlet ile Türkiye halkının çıkarları örtüşmüyor.

_______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

seventeen − sixteen =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.