Türkiye karşıtı Hristiyandemokratlar Türkler’i iyi uyutmaktalar

Genelde Avrupa Parlamentosu’na tek tek miletvekilleri tarafından yüzlerce soru önergesi verilir ve çoğu da kamuoyu tarafından “ciddiye” alınmaz. 21 Mart 2009 tarihli bir gazetemizin çok ciddiye aldığı soru önergesi ilginç. Türkiye karşıtlığı herkes tarafından çok iyi bilinen ve “Türkiye’ye muhalif olsun da nasıl olursa olsun” tarzı her çıkışa imza vermeye hazır CDU’lu bir Alman milletvekili “Türkiye’de bir medya patronuna yapılan haksızlıklara” yönelik soru önergesi vermiş. Renate Sommer AB Komisyonu’na sormuş “DYH’ya verilen vergi cezası orantısız şiddet değil mi?” diye. Türkiye’de vergisini ödemeyenlere gün doğdu demektir. Haklarını artık hristiyandemokratlar savunacak demek ki.

Bundan çok değil bir hafta önce Avrupa Aday Listeleri’ni ve Seçim Programları’nı açıklarken “çok sevdikleri Türkiye ve Türkler’i” unutmayıp “Türkiye’nin AB üyeliğine kesinlikle karşı olduklarını” sağır sultan da duysun diye bir kez daha ilan eden hristiyandemokratlar Aydın Doğan’a yapılan “haksızlıklara dayanamayıp” Ankara’ya karşı tavır alıyorlar.

“Türkiye’nin AB Üyeliğine” kesinlikle karşılar!

“Türkiye kökenli insanların Türk Pasaportu yanı sıra bir Alman Pasaportu sahibi olmasına kesinlikle karşılar” ve bu yönde bir girişim olursa hemen imza kampanyası organize edip “Türklere karşı” imza toplamayı çok iyi beceriyorlar!

“Avrupa’nın en yüksek mahkemesi Türkler ile ilgili onlara uygulanan vize AB yasalarına aykırıdır” dese de CDU’lu Federal İç İşleri Bakanı Wolfgang Schaeuble bu mahkeme kararına kesinlike karşı!

“Münih’te biri Türk diğeri başka bir ulustan iki genç hatalı davranıp yaşlı bir Alman’ı dövdüklerinde” CSU ve CDU’lu politikacılar hemen “suç işleyen Türk gençleri iade edilsin” diye seçim kampanyaları düzenlemeyi vazife biliyorlar!

“Almanya’da onlarca yıldır yaşamakta olan Türkiye kökenli insanların yerel seçim hakkına” kesinlikle karşılar!

“Aile Birleşimi” söz konusu olduğunda özellikle Türk eşlerin, akrabaların Almanya’ya gelmesine kesinlikle karşılar!

“Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye’ye ve KKTC’ye karşı tüm kararlarda” en çok Alman CDU ve CSU üyesi milletvekillerinin imzası var!

“Almanya’da değil ama Türkiye’de tüm Kürtlerin, Ermenilerin, Süryanilerin, Türkiye’yi eleştiren Türklerin hep yanında ama, Almanya’da oturum sorunu olan ve yaşamak isteyen örneğin Kürtlerin nedense hiç yanlarında değiller!

“İnsan Hakları, Azınlık Hakları, Kültürel Haklar” Türkiye söz konusu olduğunda “insan hakları havarisi” hristiyandemokratlar Almanya’da nedense bu konuda had safhada pasifler!

Almanya’da son bir iki yıldır Türk oylarını da keşfeden CDU’lu politikacılar tüm bu yukarıda saydıklarıma rağmen ve belki de bunlardan dolayı “Türkleri çok seviyorlar!”.

Federal Hükümet düzeyinde “Uyum Bakanı” olarak görevlendirdikleri Prof. Dr. Maria Böhmer ve Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Hükümeti düzeyinde “Uyum Bakanı” olan Armin Laschet dönercilerde döner keserken, çok para harcanarak şov şeklinde gerçekleştirilen sözde “Uyum Toplantılarında” sürekli “biz yabancıları ve özellikle Türkleri çok seviyoruz” diye gezip duruyorlar. Katıldıkları toplanrılara göre bazen “biz Alevileri çok seviyoruz”, “biz DİTİB’i (TC’nin yurtdışı din işleri teşkilatı) çok takdir ediyoruz”, “siz Kayserililer’e bayılıyoruz”, “Trabzonluların uyumdaki başarısına hayranız” falan tarzı kaptırmış gitmekteler.

Bunca “sevgiye” rağmen Almanya’da yaşamakta olan Türkiye kökenlilerin konumu “bir adım öne gitmiş” değil! Nasıl “sevgiyse” bu?

Üstelik Türkleri “bu kadar çok seven” CDU’lu politikacılar nedense “sevdikleri insanların köklerinin olduğu ülke Türkiye” ile çok sorunlular!

Türkiye’de hiç bir siyasi partiyi sevmiyorlar! Çünkü siyasi partiler “seviyoruz edebiyatını” “yemiyor” ve Almanya’da seçimler olduğunda “CDU’yu destekleyin” tavsiyesinde bulunmuyorlar.

Ama nedense Almanya’daki Türklerin bir kesimi kendilerine yönelik “sevgi” açıklamalarını “bayram değil, seyran değil amcam beni neden öptü?” diye sorgulamaksızın yutmaktalar. CDU gerçekten belli bir kesim Türkü iyi uyutmakta. “Türkiye’nin AB üyeliğine hayır demiş bize ne biz Almanyalıyız” diyerek bu numarayı gönüllü yutanlar var!

“Çift pasaport almalarına, kolayca Alman vatandaşı olmalarına, yerel seçim hakkına kavuşmalarına, aile birleşimini adilce yaşamalarına” karşı en sert politikaları uygulayan CDU’nun “İslam Konferansı”, “Uyum Konferansı” ya da “Ivır zıvır” Çalışma Grubu toplantılarına davet edilip “hükümet bizi de adam yerine koydu” mantığı ile mutlu olanlar da yok değil! Bu konferans ve toplantılar belki hiç bir şey getirmiyor ama devlet düzeyinde “Sayın” muamelesi işe yarıyor görüldüğü kadarıyla!

Bir de CDU’lular ufak çapta da olsa Türkiye’de birilerinin eleştirdiği “kömür ve beyaz eşya dağıtma” işini iyi öğrenmiş olmalılar. Elbette Almanya’da “kömür ve beyaz eşya dağıtmak” olmaz. Ama devlet kasasında “dernek yardımları” ve benzeri uygulamalar konusunda “kendilerine yakın” olduğundan emin oldukları ya da “yakınlaşmasını” istedikleri derneklere oldukça bonkörler. Bazı dernek başkanları farkında olmadan “CDU bize SPD’den çok daha fazla mali yardım yapıyor” diye “kömür değil ama para aldıklarını” açıklıyorlar.

Anlıyacağınız CDU, Almanya’daki Türkler’i “onlara yönelik hiç bir yaşam alanında bir iyileşmeyi gerçekleştirmeksizin” ve güya bu Türkler için çok önemli olan “Türkiye be KKTC” konusunda “en sert karşı politikaları sürdürerek” bir güzel uyutmakta!

Sadece Almanya’daki Türkleri mi? Baksanıza AP’de DYH’nın ödemediği vergilerinin talep ediliş biçimine karşı da aynı CDU tavır almakta! Demek ki CDU’nun Türkiye’de de başarılı olduğu bir kesim olsa gerek! Ya da bu konuda istisnai bir şekilde CDU’yu da “uyutanlar” var!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three + two =