Türkiye neyi bekliyor?

Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde Mehmet Ezer’e yönelik saldırı, İstanbul’da benzer bir saldırı sonucu aylarca komada kaldıktan sonra ölen 15 yaşındaki Berkin Elvan’ın cenazesinden topu topu 13 gün sonra gerçekleşti. Şu ana kadar Berkin Elvan’ın ölümünün sorumluları belirlenemedi. Daha önceki örnekler ışığında, Mehmet Ezer’in yaşamını tehlikeye atanların da aynı şekilde cezadan muaf olacağını şimdiden varsayabiliriz.

Protestolar sırasında orantısız kuvvet kullanımı ve göstericilere doğrudan gözyaşartıcı kapsüllerle ateş edilmesi, Türkiye’de uluslararası hukuk standatlarının çiğnenmesi nin sadece iki örneği.

Son aylarda, hukukun çiğnenmesi ve insan haklarının ihlal edilmesinin pek çok başka örneğiyle karşı karşıyayız. Temel hak ve özgürlüklerin ayaklar altına alındığı Türkiye, hızla bir diktatörlük rejmine doğru sürükleniyor.

Oysa pek çoğumuz, bu gidişatı, hükümetle rakibi Fethullah Gülen cemaati arasındaki kıyasıya mücadelenin pasif seyircileri olarak izlemekle yetiniyoruz. Birbirlerini yoketmeleri umuduyla bekleşiyoruz. Hükümetin bir zamanlar kader ortağı, yol arkadaşı olan İslamcı hareketten gelecek öldürücü darbenin ne olabileceğine dair spekülasyonlarla vakit harcarken, bu yumruğun ait olduğu el üzerindeki lekeleri görmezden geliyoruz.

Düşmanımızın düşmanı, sorgusuz sualsiz dostumuz oluveriyor. Kontrolümüz dışındaki olayların kaçınılmaz sonucu olarak gördüğümüz değişikliğe umut bağlıyoruz. Ne istediğimizi biliyoruz ama sonrasında neler olabileceğini yeterince durup düşünemiyoruz.

Türkiye toplumunun kayda değer bir bölümü, demokrasinin yıpranması ve özgürlüklerin giderek aşınması karşısında duyarsız görünüyor. Yolsuzluk ve kötü yönetimin kuşkuya yer bırakmayacak örnekleri sunulduğunda bile tepki göstermiyor.

Hükümetin propaganda mekanizmasının bu kadar güçlü, sivil katılımın be denli zayıf olduğu bir ülkede, aydın olmanın sorumluluğu daha da ağır.

Aydınlık bir Türkiye hedefine , yolsuzluğa batmış bir hükümete karşı daha sarsıcı skandal örneklerinin ortaya çıkışını sabırla bekleyerek ulaşılamaz.

Örgütlü ve kararlı bir çaba ve demokratik güçlerin engebelerle dolu bir mücadelesi olmadan, tünelin ucunda ışık değil, olsa olsa geriye kalan hakları da ezip geçecek bir diğer tren belirir.

Gölgeler, karanlıkla yokedilmez. Dünün suçluları, bugünün kahramanları da olamaz.

Ülkeyi, içine düştüğü pis kokulu çamur deryasından ancak temiz eller tutup çıkarabilir.
_______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × 3 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.