Türkiye solu ne çektiyse profesyonellerden çekti!

Türkiye solu ne çektiyse profesyonellerden çekti!

0
PAYLAŞ

Sol yaşam biçimi gönül işi ile yapılır, daha çok dayanışma üzerine kuruludur ve dayanışma gönüllü olursa bir anlamı olur. Şimdilerde unutturulan imece ruhu sol içinde yaşamaya devam eder.

Profesyonel kavramını kısaca tanımlayalım; Profesyonel; para karşılığında çalışandır ama tanımı bu yazı için yeterli değildir, o yüzden profesyonel kavramını bu yazıda kullanacağım anlamı kazandırmak için biraz daha açmak gerekledir. Profesyonel; duygularının davranışlarına yansımasına engel olabilen, ruh hali ne olursa olsun işini düzgün bir şekilde yapabilen kişiyi tanımlamakta kullanabileceğimiz kelimedir.

Profesyonel kişiler çıkarları için para verenin dünya görüşüne, duruşuna bakmaz, gider yanında para karşılığında çalışır. Ayağına bir taş değdiğinde ise o patronun dünya görüşü önem kazanır ve denir ki, “o beni görüşlerimden ve tercihlerimden dolayı işten attı.”

Konumuzu daha dar bir alandan yürütmek amacı ile öğretim üyelerini seçelim, ama profesyonellik kavramı elbette bu seçilen ‘meslek’ grubu ile sınırlı değildir, her meslek için genişletilebilinir.

Üniversitelerin önemli kesimi vakıf ve özel şirketlerin kurmuş olduğu hukuk kurallarına uygun yerlerdir. O üniversitelerin önemli bir kesimi iktidara yakın ve iktidarın politik tercihleri yönünde şekil değiştirebilen yapılardır. Çünkü iktidar elinde bulundurduğu güç ile istediği kuruma çeki düzen verebilecek bir çok kurumun ipini elinde tutmaktadır. Özerk yapısı olmayan kurumların kararları iktidarın hedeflerine uygun olması şaşırtıcı değildir.

Para verenlerin dünya görüşleri ve duruşları politik iktidar ile paralel olduğunda öğretim üyesi de işini rahat ve sorunsuz yapmak adına küçük tavizler verir. Kişi bencildir ve işini kaybetmemek için özveri göstermesi gerekiyorsa gösterecektir. İşten ayrılan değil, işte uzun süre kalan olmak istemektedir.

Profesyonel yaşama alışan ve olaylara profesyonelce yaklaşan biri politik tercihini ve özel yaşamını gözlerden uzak tutmaya özen gösterir. Elbette serbest alanda yapacakları bu özel tercihlerin belirlediği sınırlar içinde her daim dikkatli ve özenli bir yaşam sürer. Profesyonel kişi; işine duygularının davranışlarına yansımasına engel olabilen, ruh hali ne olursa olsun işini düzgün bir şekilde yapabilendir.

“Yetmez ama evet” kavramı işte bu profesyoneller tarafından iktidar yanında olurken, iktidardan uzaktaymış gibi göstermek için geliştirilmiş bir söylem biçimidir. İktidar dağılma sürecine girdiğinde, bu ‘yetmez ama evet’ diyerek destek verenler “biz söylemiştik, iktidar bizim dediğimizi yapmadı, eksik yaptı” ya da “bizi kandırdı, aksi halde biz nasıl desteklerdik” diyerek geçmiş yaşamlarına dönmek için bir vicdan rahatlama aracı olarak kullanılabilecek ortada bir sözcüktür.

Profesyonel kişi, bulunduğu yere göre renk değiştirme yeteneği olan kişidir. O bulunduğu kurum ve zemine göre konuşma sesini, rengini değiştirebilir. Uzun süre o ortamda yer aldığında oranın rengi, kültürüne bürünebilir, geçmişte ne savunduğu, ne yaşadığı önemli değildir. Profesyonelleri asimile etmek o yüzden çok kolaydır, ancak ölüm döşeğinde unuttuğu dili anımsayabilir.

Türkiye solu, profesyonel bakışın liberal ekonomi ile toplumun her kademesine yayılmasıyla birlikte; 12 Eylül tanklarının yıkıntısının arkasından solcu öğretim üyeleri aç kalmamak için, yapacağı başka işi olmadığı için profesyonel anlayışı çabuk benimsemişlerdir. Patronlarını seçmeden gelirleri ve kişisel yaşam kalitelerinin yüksek tutması için iktidara yakın konumda olan kurumlara koşullanmaları ile kan kayıbı hızlanmıştır. (sol içinde dönek sayısı ile profesyonel kavramın modern yorumu arasında bir bağ kurabilirsiniz)

Elbette her insan yaşadığımız dönemde çalışmak zorunda, patronu ve patronun tercihlerini seçemez. Her çalışma alanı aynı zamanda işçiler için bir direniş mevzisi olarak görülebilinir. İşyerlerinde örgütlenmek ve orada patronun hakimiyetini yok ederek sınıfsız topluma ulaşama hedefi içinde örgütlenen devrimci olan işçiler var olacaktır. İşçiler her yerde, para sahibinin kimliğine, duygusuna ve düşüncesine bakmaz, girer ve orada örgütlenir. Profesyonel olan ise, iş yerine girer ve iş yerinin ruhuna uygun tavır alan ve patronun beklentilerini karşılamak için var gücü ile çalışır.

Toplum önünde sol söylemi ucube göstermek için patronuna şirin gözükmek isteyen profesyoneller bulundukları zeminden sola karşı saldırı oklarını aldıkları maaşlarına uygun şekilde fırlatmışlardır. Tarih çöpe gitmiştir, Marks yok olmuştur, yaşasın yeni dünya global düzeni diyerek nara atmışlardır ve global üniversitelerde bir kürsü kapmak için bilgilerine bilgi katmak için her türden seminerlerde gözükmüşlerdir. Duvarlarında aldıkları diplomalar, seminer başarı belgeleri ile ekranlara çıkıp nostaljik olarak solcu olduklarını ama yaşamın gerekleri savunmadan geri durmamışlardır. Piyano eşliğinde cin bardaklarının tıkırtısı İstanbul boğazında duyulması şaşırtıcı değildir. Çocuklarını iktidarın nimetinden yararlandırmak için her türden ilişkiyi kullanmışlardır. Solcu olanların çok olduğu toplantılara katılıp eski solcu günlerinden dem vurmak ve ölen devrimciler ile hatıralarını nasıl bir çıkar için kullanacaklarını artık bilinç altından kullanmayı da ihmal etmemişlerdir. Profesyonel yaşam biçimi olarak kabul edenler her olanağı kurnazca kullanabilendir…

Türkiye solu işte bu profesyonellerin etkisi ile daha da daralmış, ağızları iyi laf yapan, güzel görüntü verebilenlerin profesyonellerin medyatik saldırısı karşısında sessizden tepki vermişler, duygusal olarak hissedilen tepkiler olmasına rağmen, profesyonel olanların etkisi henüz sol içinde yok olmamıştır.

Bugün askere karşı sert söylem geliştirenlerin gerçek niyetleri ortada olmasına rağmen hala onları solcu olarak görebilen saf solcuların olması tesadüfi değildir. Sol bu profesyonel liberal solcular arasında kalın bir çizgi çekemediği sürece, Lenin belirttiği sol hastalıktan kurtulamayacaktır. Sol; geçmişi, sola küfredenleri asla unutmaması gereklidir, çünkü sol dışına düşmüş olanların yine sol içine girip hastalığını bulaştırma tehlikesi hep vardır.

BİR CEVAP BIRAK