Türkiye’de Başbakan var mıdır?

Bu yetki ve sorumlulukları nelerdir ve bunları ne ölçüde yerine getirmektedir? Bu kısa yazı ile bu sorulara, bir bilim insanının bakış açısı ve duyarlılığı ile eleştirel biçimde yanıt aramaya çalışacağız.


Türkiye’de Başbakan’ın ne iş yaptığı araştırılırsa, ülkede yürütmeyle ilgili çok geniş bir yetki alanına sahip olduğu görülecektir. Anayasa’nın hükümleri doğrultusunda Hükümete başkanlık yapmak, bazı atamaları gerçekleştirmek gibi görevleri bulunmakla birlikte, Başbakanların neyi yapıp neyi yapamayacağı konusunda hukuk belgelerinde açık hükümler bulmak olanağı vardır. Bu hukuk belgeleri, Anayasa’nın 112. maddesi ve 3056 sayılı yasanın 2. maddesidir.


Anayasa’nın 112. Maddesi, Başbakan’ın görevlerini şu şekilde düzenlemiştir :


D. Görev ve siyasî sorumluluk


Anayasa – madde 112. – “Başbakan, Bakanlar Kurulunun başkanı olarak, bakanlıklar arasında işbirliğini sağlar ve hükümetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetir. Bakanlar Kurulu, bu siyasetin yürütülmesinden birlikte sorumludur.


“Her bakan, Başbakana karşı sorumlu olup ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındakilerin eylem ve işlemlerinden de sorumludur.


“Başbakan, bakanların görevlerinin Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirilmesini gözetmek ve düzeltici önlemleri almakla yükümlüdür.”


Başbakanlık örgütünü düzenleyen 3056 sayılı yasa ile de Başbakan’ın görevleri şu biçimde düzenlenmiştir:


3056 sayılı yasa – madde 2 – Başbakanlığın görevleri şunlardır:


“Bakanlıklar arasında işbirliğini sağlamak, Hükümetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetmek, Anayasa ve kanunlarla verilen hizmetleri yerine getirmek maksadıyla gerekli tedbirleri almak,


b) Devlet Teşkilatının düzenli ve müessir bir şekilde işlemesini temin edecek prensipleri tespit etmek, Hükümet Programı ve kalkınma planları ile yıllık programların uygulanmasını takip etmek,


c) Kanun, kanun hükmünde kararname tüzük, yönetmelik ve karar tekliflerinin Anayasaya ve diğer mevzuata uygunluğunu incelemek ve Yasama Organı ile olan münasebetleri yürütmek,


d) Mevzuat hazırlama usul ve esasları ile ilgili ilkeleri tespit etmek ve geliştirmek, yürürlükte bulunan mevzuatın sicillerini tutmak, kodlamak, tek metin haline getirmek, bilgi işlem sistemi içinde takip etmek ve yayınlamak,


e) İdarede etkinliğin sağlanması, görevlerin tam ve verimli bir şekilde zamanında yerine getirilmesi, idari usul ve işlemlerin basitleştirilmesi, Devlet Teşkilatının düzenlenmesi için gerekli olan sistem ve prensiplerin geliştirilmesini ve uygulanmasını sağlamak,


f) Devlet Teşkilatındaki teftiş ve denetim sistemini geliştirmek, uygulanmasını takip etmek, gerektiğinde teftiş ve denetim yapmak,


g) Türk Devlet ve millet hayatını ilgilendiren tarihi, hukuki, idari, ekonomik, ilmi doküman ve belgeleri toplamak, değerlendirmek ve düzenlemek, film, mikrofilm gibi ileri teknikleri uygulayarak arşiv malzemesini tek nüsha olmaktan kurtarmak, bunların tahribini önleyecek arşiv laboratuvarı kurmak, milletlerarası arşivcilik ile ilgili hareketleri takip etmek, önemli arşiv malzemesini yurt ve dünya bilim çevrelerine sunmak,


ı) (Ek bent: 15/11/1999 – KHK/583 – 1 md.) Ülke güvenliğini etkileyecek ölçekteki deprem, heyelan, kaya düşmesi, yangın, kaza, meteorolojik afet, nükleer ve kimyasal madde kazaları ve göç hareketleri ile ilgili acil durum yönetiminin ülke düzeyinde etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli önlemleri almak ve acil durum yönetimi gerektiren olayların vukuundan önce alınacak önlemler, olay sırasında yapılacak arama, kurtarma ve yardım faaliyetleri ve olay sonrasında gerçekleştirilecek iyileştirme çalışmalarını yürüten kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak.”


Görüldüğü gibi, Başbakan, ülkede yürütmeyle ilgili her türlü etkinlik konusunda yetkili ve sorumlu kılınmıştır.


Başbakan’ın görevleri arasında; “bakanlıklar arasında işbirliğini sağlamak”, “bakanların görevlerinin Anayasa ve yasalara uygun olarak yerine getirilmesini gözetmek ve düzeltici önlemleri almak”, “ Hükümetin genel siyasetinin yürütülmesini gözetmek”, “devlet teşkilatının düzenli ve etkili bir şekilde işlemesini sağlayacak ilkeleri belirlemek”, “yasa, kararname, tüzük, yönetmelik ve karar tekliflerinin Anayasaya ve diğer mevzuata uygunluğunu incelemek ve yasama organı ile olan ilişkileri yürütmek”, “yönetimde etkinliğin sağlanması, görevlerin tam ve verimli bir şekilde zamanında yerine getirilmesi, yönetsel usul ve işlemlerin basitleştirilmesi, Devlet Teşkilatının düzenlenmesi için gerekli olan sistem ve ilkelerin geliştirilmesini ve uygulanmasını sağlamak” görevleri bulunmaktadır. Peki, Türkiye’de Başbakan, bu işlerle uğraşmakta mıdır?


Türkiye’de Başbakan, adeta uçağına ikmal yapmak için Türkiye’ye uğramaktadır. Ülkede bir Dışişleri bakanı olduğu halde, Başbakan ve bazen de hiçbir hukuksal görevi bulunmadığı halde eşi, ülkeyi yurt dışında temsil etmektedir. Oysa, ülkeyi yurt dışında temsil etmek, Anayasanın 104. Maddesine göre, Devletin başı olan Cumhurbaşkanı’na verilmiş bir yetkidir. Devletin başı olan Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder. Ayrıca, Dışişleri bakanı, diğer ülkelerle diplomatik ilişkiler konusunda yetkili kılınmıştır.


Türkiye’de Başbakan, adeta Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanı’nın görevlerini devralmış, beraberindeki kalabalık heyetlerle ülke ülke gezerken ülke içinde kendisine verilmiş görev ve sorumlulukları ihmal etmeye başlamıştır.


Başbakan’ın TV konuşmaları, bir ülkeye giderken ya da bir ülkeden dönerken yapılan basın toplantılarından ibaret hale gelmiştir. Başbakan’dan demeç alan gazetecilerin, çoğunlukla yabancı ülkelerdeki görüşmelerinin arasında kendisine ulaşabildiği görülmektedir.


Başbakan’ın yoğun gezi trafiğine karşın, AB sürecinde gelinen aşamada hiçbir ilerleme sağlanamadığı da görülmüştür. Anadili dışında yabancı dil bilmeyen bir Başbakan’ın bu denli yoğun ve işlevsiz-sonuçsuz yurt dışı trafiği, bu gezi masraflarının ekonomik kriz ortamında her gün geçim sıkıntısı çeken yurttaşların vergilerinden ödendiği düşünüldüğünde, kolayca kabullenilecek bir durum değildir.


Türkiye’de Başbakan, ülke içindeki görevlerinin yoğunluğu nedeniyle sık sık yurt dışına çıkmak lüksüne sahip olmamalıdır. Bir yanda yürütme görevine ilişkin sorumluluklar ve diğer yanda TBMM’de yasama görevi sorumluluğu nedeniyle Türkiye’nin Başbakan’a eskisinden olduğundan daha fazla gereksinimi bulunmaktadır. Ancak Başbakan, Türkiye’de mesaisini geçirmek yerine, ülke ülke dolaşarak sonuç alıcı olmayan ve adeta gereksiz işlerle (!) uğraşmakta, Dışişleri Bakanı’nın diplomasiyle ilgili ve Cumhurbaşkanı’nın devleti temsille ilgili yetkilerini devralmış görünmektedir. Bütün bu nedenlerle, trajikomik de olsa, Türkiye’de görev ve sorumluluklarını yerine getiren bir Başbakan olmadığı, bunun yerine iki Dışişleri Bakanı olduğu iddia edilebilir. Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı gibi ülke ülke gezdiği için Dışişleri Bakanı Gül, diplomatik ilişkilerde Dışişleri Bakan Yardımcısı gibi ikinci plana itilmiş durumdadır.


Sonuçta, Türkiye’de bir Başbakan krizi yaşandığı görülmektedir. Türkiye’ye acilen görev ve sorumluluklarını Türkiye sınırları içinde yerine getiren bir Başbakan bulunmalıdır.


Dr. Birol Ertan / Siyaset Bilimci

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.