Türkiye’de Twitter bumerangı

“Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti, bir kez daha günümüzün gerçeklerini tam olarak kavrayamadığını gösteriyor. Siyasiler ve danışmanları, modern iletişim araçlarını, temel olarak vatandaşlarını daha yakından izleyebilme ve karşıtlarına karşı daha etkili propoganda yapabilme aracı diye görüyor olabilirler.Eğer internet üzerinden duyulan sesleri, geleneksel medyada olduğu gibi kolayca satın alabileceklerini ya da susturabileceklerini düşünüyorlarsa, yanılıyorlar. Bu defa Erdoğan hükümeti, çiğneyebileceğinden daha büyük bir lokma yutuyor olabilir. Önümüzdeki günlerde Türkiye, ‘sivil itaatsizlik’ kavramını keşfederse şaşırmayın”.

20 Mart’ta, başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘kökünü kazıyacağız’ demesinden saatler sonra Türkiye’deki kullanıcıların Twitter’a erişimi engellendi.

12 milyon kullanıcı, siteye girdiklerinde, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın ‘mahkeme kararıyla kapatılmıştır’ mesajını buldular.

Ama tam da tahmin ettiğim gibi, yasak, fena halde geri tepti.

Erişimin engellenmesinden sonraki dakikalarda, Facebook gibi diğer sosyal medya platformlarında, Twitter yasağının nasıl aşılabileceğine dair teknik bilgiler dolaşmaya başladı. Twitter kullanıcıları, coğrafi konumlarını gizleyecek DNS ayarı değişiklikleriyle, kısa süre içinde bilgisayar ve cep telefonlarından siteye tekrar girmeyi başardılar.

Twitter @policy hesabından da SMS mesaj servisini kullanarak nasıl twit atılabileceğine dair Türkçe ve İngilizce bilgi verildi.

Kapatılmasından sonraki birkaç saat içinde Türkiye’den atılan twitlerin sayısı yarım milyonu geçti. #twitterblockedturkey dünya trend listesinde birinciliğe yükseldi.

Onu izleyen saatlerde, daha önce siteyi kullanmayan pek çok yeni kullanıcı da Twitter’a katıldı.

Türkiye’nin Twitter’ı yasaklaması, dünyanın dört bir yanından Twitter kullanıcılarının öfkeli mesajlarına konu oldu.

‘Temelsiz, anlamsız, korkakça, baskıcı ve sansürcü’ gibi sözcüklerle ifade edilen tepkilerde, Türkiye, Kuzey Kore’ye, Çin’e, İran’a benzetildi.

Ama en önemlisi, Türkiye yetkilileri, modern medyanın nasıl işlediğini anlamadıkları ve hoyratça davrandıkları için alay konusu oldular.

Sadece birkaç hafta önce, bütün çağrılara ragmen İnternet yasa değişikliğini onaylayan cumhurbaşkanı Twitter’e girince de şakalar, müstehziyane yorumlara dönüştü.

Abdullah Gül, sanki başka bir ülkenin cumhurbaşkanıymış ve kapatmaya gerekçe olarak kullanılan yasayı kendisi imzalamamış gibi “Sosyal medya platformlarının tamamen kapatılması tasvip edilemez.’diye yazdı.

Aralarında BBC’nin de bulunduğu bazı yabancı haber kuruluşları da, bu gerçeği sorgulamaya gerek duymadan ‘Türkiye’nin cumhurbaşkanı, başbakan Erdoğan’a meydan okudu’ diye başlıklar attılar.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, kararın acilen kaldırılması talebiyle İstanbul Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na itiraz başvurusunda bulundu. Dosya devri dışında hiçbir işlem yapma yetkisi bulunmayan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verdiği kararı yok hükmünde gördüklerini söyledi ve Twitter’a genel bir erişim yasağı konulmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, Anayasa’ya ve inernet düzenlemelerini de içeren 5651 sayılı Kanun’a aykırı olduğunu açıkladı. Barolar Birliği ayrıca, kararı verenler ve uygulayanlar hakkında suç duyurusunda bulundu.

Twitter yetkilileri de Türkiye’de bir avukat tutup, yasağın kaldırılması için hükümetle görüşmelere başladılar.

Bu hukuki girişimlerin ne kadar süre içinde sonuç vereceği henüz belli değil ama bu tür bir yasağın uzun sürmesi olasılığı son derece zayıf çünkü yasaklayanlara da yasaklananlar kadar zarar veriyor.

Buna rağmen, uluslararası örgütler ve yabancı ülke hükümetlerinden gelen sert açıklamaların, Erdoğan hükümetini artık fazlasıyla fazlasıyla etkilemediği de açık.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, PKK liderinin müebbet hapis cezası koşullarına ilişkin geçtiğimiz günlerde verdiği karardan ötürü, Başbakan Erdoğan’ın tepkisine hedef oldu. Erdoğan, mahkemeyi ‘yalan yanlış bir rapor hazırlamakla’ ve ülkeyi karıştırmaya yönelik karar almakla suçladı.

Türkiye’nin uymakla yükümlü olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uygun davranması, evrensel haklara ve demokratik yönetime temel oluşturan şeffaflık ilkelerine saygı duyması mı dediniz?

Avrupa Birliğinin Türkiye eski büyükelçisi Marc Pierini’nin Twitter yasağına tepkisinde dile getirdiği gibi ‘ Türkiye, şimdi artık başka bir ligde oynuyor’

Öyle olmasa, başbakanı çıkıp ‘ Twitter-Mwitter. Hepsinin kökünü kazıyacağız. . Evet evet hepsini, efendim işte uluslararası camia şöyle der, böyle der, hiç beni ilgilendirmiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin gücünü görecekler’ diyebilir miydi?

_______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

fourteen − six =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.