Türkiye’nin AB hedefinde Çin’in önemi

Sovyetlerin dağılması ertesinde ABD’nin tehdit algılaması uluslar arası terör olarak belirirken, bir raporda Çin’in gelecekteki olası tehdit unsuru olarak gösterilmesi de önemli bir gelişmeydi ve rapora Çin’in gösterdiği sert tepki, ABD tarafından diplomatik açıklamalarla yumuşatılmaya çalışıldı.

Sovyetlerin dağılması ertesinde iki kutuplu bir dünyadan askeri ve ekonomik açıdan ABD çevresinde yörüngelenen dünya, Çin’in yükselişi sonrasında yeniden iki kutuplu bir dengeye yönelirse ne olur?

Çin’in yeni bir kutup olup olamayacağı başka bir sorun. Ancak şu anki algılamalar gerçekleşirse ‘’Ne olur’’  kurgulaması, en azından Türkiye açısından olası  gelişmelere ilişkin oluşumları gelecek bağlamında yorumlamakta yeni bir vizyon getirebilir.

Son yıllarda Türkiye’nin gündemine giren Çin, tekstil sektöründe Türkiye’ye darbe vuracağı, yabancı yatırımcılara bir cazibe merkezi olması gibi  kısa vadeli, günü kurtarma tepkiselliğinde ele alınıyor.

Acaba küresel kapitalizmin parlayan yıldızı Çin’in, Türkiye’nin uluslar arası ilişki ve işbirlikleri stratejilerinde  nasıl bir etki yaratacağı ise, gözardı  ediliyor.

Dağılan Sovyetlerin iddialarını taşıyabilecek, yani askeri ve ekonomik açıdan ABD ve Batı’nın rakibi olabilecek bir Çin, AB’nin, eskiden olduğu gibi ABD’nin askeri gücüne gereksinimini yeniden gündeme getirir.

Bu, son yıllarda Irak ve Ortadoğu krizlerinde önemli görüş ve çıkar çatışmaları yaşayan AB –Stratejik ortak İngiltere hariç- ile ABD’nin soğuk savaş döneminde olduğu gibi zorunlu yakınlaşmasını da beraberinde getirir.

Böylesi bir yönelme de, Bazı AB yetkililerinin, Türkiye’nin ABD’nin AB içindeki Truva atı olması yorumunu da içeriksiz kılar.

Bu durumda, AB coğrafi sınırlarını, Türkiye’nin içinde yeralacağı biçimde doğal olarak genişletmek zorunda kalır. Ancak Türkiye, soğuk savaş döneminde olduğu gibi kanat ülke durumunda olmaz. Batı ile olası yeni kutup arasında  Rusya’nın çekim alanından çıkıp, ABD’nin çekim alanına giren Orta Asya cumhuriyetleri var. Bu ülkeler, muhtemel yeni dünya düzeninin kanat ülkeleri konumundalar. Batı ittifakının sınırları genişledikçe, Türkiye’de göreceli olarak batının coğrafi-siyasi  merkezine daha fazla yaklaşır.

Türkiye’nin gündemine taktik açıdan bakıldığında öncelikle tekstil ve ucuz,malların ithalatıyla giren Çin’in, bu çerçevede, stratejik hedeflerinde katalizör görevi oynamaktadır denemez mi?

1980’lerde Hacettepe Üniversitesinde okurken, hocam Bozkurt Güvenç doğunun 2000’li yıllarda uygarlığın yeni merkezi olacağını öne sürmüştü.

Denklem karmaşık. Stratejik hedefler belirlemekte o derece güç ve kafa yormak gerekiyor.

Çin ile ilişkilerde, günlük çıkarların belirlediği, sığ , bulanık tartışmalardan sıyrılıp orta ve uzun vadeli stratejik hedeflerin belirlendiği tartışmalara yönelmenin zamanıdır.

___________

* AÇIK GAZETE Ankara Temsilcisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.