Türkiye’nin Aşil Topuğu, demokrasisinin zaafı

Önce, Avrupa’nın mülteci krizinde Türkiye’ye biçtiği kilit rol, şimdi de Suriye’deki savaşı sona erdirme çabalarının hassasiyetinden dolayı, Türkiye, vatandaşlarının temel haklarını çiğnemek konusunda herzamankinden daha umursamaz bir tutum içerisinde.

Uluslararası Af Örgütü Amnesty International’ın Avrupa ve Orta Asya Programı Başkanı John Dalhuisen’in NRT’ye verdiği mülakatta da dile getirdiği gibi, Türkiye, dış dünyaya, vazgeçilmez olduğu mesajını vererek, bunu kendisine yönelik eleştirileri susturmak için bir kaldıraç olarak kullanmayı gayet güzel başardı.

Perşembe günü Davos’ta Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan başbakan Ahmet Davutoğlu, seçkin bir topluluğa, Türkiye’nin huzursuz bir bölgede çok sayıda kırılgan ülke arasında bir istikrar adası olduğunu söyledi. Türkiye’nin kendine güveninin sağlam olduğunu, çünkü siyasi olarak istikrarlı bir çerçeveye sahip olduklarını anlattı.

Bir yıldan kısa süre içinde dört terörist saldırıya uğrayan, üç milyon mülteciye ev sahipliği etmeye zorlanan, kendi sınırları içinde sıcak bir savaşın sürdüğü Türkiye, gerçekten de istikrarlı bir ülke olduğuna dış dünyayı inandırabilir mi?

Ahmet Davutoğlu, Davos’ta, medyanın serbest olduğunu da ileri sürdü. Özgürlükler üzerinde baskı ya da sınırlama bulunmadığını, kimsenin gazetecilik faaliyetlerinden ötürü tutuklanmadığını iddia etti.

Oysa, bu konuşmanın yapıldığı hafta, Hrank Dink, hala aydınlanamayan katlinin dokuzuncu yıldönümünde anıldı.IMC televizyonunun muhabir kameramanı Refik Tekin Cizre’de yanındaki sivillerle birlikte, çekim yaptığı sırada güvenlik güçlerinin ateşine hedef olup yaralandı. Türkiye Büyük Millet Meclisine hitabeden CHP’nin gazeteci kökenli Eskişehir milletvekili Utku Çakırözer, Türkiye’de medya çalışanlarına yönelik en büyük tehdidi, fiziki şiddet olarak tanımladı; baskı ve hak ihlallerini somut örnekleriyle teker teker sıraladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bir kez daha Türkiye’yi ifade özgürlüğü konulu 10. Maddeyi ihlal etmekten makhum etti. HDP milletvekili Filiz Kerestecioğlu, son bir buçuk yıl içinde cumhurbaşkanı tarafından hakaret gerekçesiyle haklarında dava açılanların sayısının 1500’ü geçtiğini Meclis kürsüsünden duyurdu. Bizzat Cumhurbaşkanı tarafından verilen talimat doğrultusunda, güneydoğuda operasyonların son bulması çağrısı yapan 1200’den fazla akademisyen hakkında savcılar yasal işlem başlattılar. Bildiriye imza atanların bazılarının işine şimdiden son verildi. Kimisinin kapısına çarpı işaretleri kondu.

Türkiye başbakanı bunları, ‘istikrarlı siyaset’in gerekleri olarak görebilir ama dışarıdan bakanların en pragmatik olanları bile, bu gelişmeleri Türkiye’nin istikrarını uzun erimde ciddi şekilde sarsacak otoriterleşme belirtileri olarak algılamakta.

Davos’ta Nobel ödüllü iktisatçı Joseph Stiglitz, Bloomberg’e verdiği mülakatta, üniversiteler üzerindeki bu baskının ‘ürkütücü, caydırıcı’ bir etki yarattığını ve ülkeden beyin göçünü tetikleyeceğini söyledi. ‘En parlak beyinlerinizi hedef alarak bir bilgi ekonomisi haline gelemezsiniz’ dedi.

Amerika Birleşik Devletleri başkan yardımcısı Joe Biden’in İstanbul’a gelir gelmez sivil toplum ve medya temsilcileriyle yaptığı görüşmeler de Türkiye’nin müttefiklerinin istikrarı sadece ekonomi ve güvenlikten ibaret görmediğinin, demokratik istikrara da önem verdiğinin göstergesi. Biden, Türkiye’de demokrasinin sağlamlığının Amerika Birleşik Devletleriyle ilişkilerin sağlamlığına da doğrudan etki yapacağını daha resmi temaslara başlamadan vurguladı.

Bu hafta sonu Biden’a ek olarak, Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve beraberindeki heyet de Türkiye’de. Asıl öncelikleri Suriye ve Irak’lı mülteciler konusu olsa da, onların da insan hakları ve medya özgürlükleri konusunu gözardı edemeyecekleri kesin.

Kimse Türkiye’nin Avrupa’nın mülteci krizindeki merkezi rolünü sorgulamıyor. Sağduyulu dış politikalar izlendiği takdirde, Türkiye’nin bölgesel politikaların gündemini belirleyecek ağırlığa sahip olabileceğinden de kuşku duyulmuyor. Türkiye zaten, dünyanın gelişen ekonomilerinin en iyileriyle yarışabilecek potansiyel ve kapasiteye sahip olduğunu kanıtlamış durumda.

Türkiye’nin en zayıf noktası, ülkenin Aşil tendonu, kurumsal eksikliklerine ek olarak toplumsal demokrasi kültürünün de yetersizliği.

_______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.