Türkiye’nin balık tüketimi AB’nin gerisinde

Bandırma Ticaret Odası Başkanı Osman Kocaman, yaptığı açıklamada, ticari balıkçılığın 15. yüzyılın sonlarında ortaya çıktığını ve sonraki yüzyıllar içinde büyük bir balıkçılık sanayisinin oluştuğunu söyledi.

Türkiye’nin, üç yanı denizle çevrili olmasına ve bir iç denizin bulunmasına karşın, balıkçılıkta istenilen noktaya henüz ulaşamadığını belirten Kocaman, sektörün geliştirilmesi durumunda önemli bir ekonomik kazanım sağlanacağı ifade etti.

Bandırma’da büyük ölçekli bir balıkçılık firmasının yönetim kurulu başkanı da olan Kocaman, Türk halkının balık tüketimi açısından gün geçtikçe bilinçlendiğini, ülke genelindeki tüketim miktarının her yıl arttığını dile getirerek, şöyle konuştu:

“İnsanların, yeterince balık tüketmesi satın alma gücüyle de orantılıdır. ‘Halkımız balık tüketmiyor’ tezini doğru bulmuyorum. Fiyat uygun olduğu zaman özellikle iç bölgelerimizin büyük miktarlarda balık tükettiğine şahit oluyoruz. AB ülkelerinde ortalama kişi başı balık tüketimi 24 kilogram olarak gerçekleşiyor. Türkiye’de ise bu rakam 8 kilogram civarında. Bunun bir bölümü balık unu fabrikalarına gidiyor. ‘Türkiye’de mutfağa giren net miktar 6 kilogramdır’ diyebiliriz. Özetle, AB ortalaması bizim 3 katımız ancak gelir ortalaması da bu oranlarda seyrediyor.”

“YENİ SEZONDAN UMUTLUYUZ”

Balık avı sezonunun 1 Eylül’de başladığını anımsatan Kocaman, yeni sezondaki beklentilerinin geçen yıllara göre daha iyi olduğunu ifade etti.

Kocaman, Ege Denizi’nden Marmara Denizi’ne iyi bir hamsi akımı olduğunu dile getirerek, aynı şekilde ilkbaharda da Ege’den Karadeniz’e havyar dökmek için bol miktarda palamut geçişi yaşandığını vurguladı.

Ürün bolluğundan bahsetmek için henüz çok erken olduğunu anlatan Kocaman, şöyle devam etti:

“Palamut, hamsi ve çinekop balıklarının daha bol olacağını tahmin ediyoruz. Ancak, istavrit ve sardalye balıklarında bu sene azalma var. Soğuk suları seven çinekoptan ise kasım ayından itibaren umutluyuz.

Geçtiğimiz iki yıl bilhassa Marmara balıkçısı için son derece kötü geçti. ‘Balıkçıların tamamı zarar etti’ diyebiliriz. Hem balık yoktu hem de olduğu zaman salyadan dolayı balıkçımız avlanamadı. Yeni sezondan umutluyuz. Zaten balıkçımızın üçüncü bir kurak yıla takati de kalmadı.”

BİLİNÇSİZ AVLANMA

Osman Kocaman, halka sürekli ekonomik fiyatla balık sunmayı amaçladıklarını belirterek, ancak bunu gerçekleştirebilmek için balık avcılığının sürdürülebilir olması gerektiğini söyledi.

Bu konuda mutlaka kaçak ve aşırı avlanmanın önüne geçilmesi gerektiğine değinen Kocaman, son yıllarda Tarım ve Köyişleri Bakanlığının sektörle birlikte hamsiye kota getirerek, bu konuda önemli bir adım attığını söyledi.

Kocaman, şu anda kaçak avcılıkla ilgili hem devlet tarafından atılması gereken adımlar bulunduğunu hem de sektörün oto kontrol mekanizmasını işleterek kendini samimiyetle denetim altına alması gerektiğini anlattı.

Denizde kimin trol çektiğini, kimin ışıkla avlandığını, kimin yavru balık avladığını her balıkçının bildiğini ifade eden Kocaman, şunları kaydetti:

“(Bilinçsiz avcılık) tanımına katılmıyorum. Burada söz konusu olan maalesef kişisel, günlük menfaatlerdir. Bir de yapanın yanına kar kalması caydırıcılığı engelliyor. Yeni nesil balıkçılarımızın mutlaka yeni kurulmakta olan balıkçılık/denizcilik meslek liselerinde eğitilmesi ve ondan sonra balıkçı reisi/kaptanı ehliyeti alması sağlanmalıdır. Bu arada, denizlerimizin kirliliğinin de en az kaçak avcılık kadar balık popülasyonuna zarar verdiğini görmezden gelemeyiz.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.