Türkiye'nin dış politikasızlığı

Türk dış politikasının kimlerin ekseninde belirlendiğini göstermesi açısından ibret verici bir vesikadır.


Yıllardır KKTC’nin egemen ve bağımsız bir devlet olarak uluslararası topluma kabul ettirilmesiyle zaman harcayan Türkiye, Kosova’nın bağımsızlığını tanıyan ülkeler arasındaydı. Bununla da kalmayan Türkiye, Kosova’da ilk büyükelçilik açmaya kararlı ülke olarak lanse edildi. Bu tavır, emperyalizme karşı şanlı bir mücadele vererek bağımsızlığını kazanan bir devlet olarak Türkiye’nin dış politikasına yakışır adımlardı. Ne oldu da Türkiye, Abhazya ve Osetya’nın bağımsız devletler olarak ortaya çıkmasını engellemeye çalışan ilk ülke oluverdi.


Dış politikada tutarsızlıklar, diplomatik başarıları engelleyen en önemli unsurlardan birisi olup güvenilir ülke olma niteliğine de büyük zararlar verecektir. Bu nedenle, dış politikada adımlar atılırken, uluslararası toplumun tepkileri ölçülmeli ve Türkiye’nin ulusal çıkarlarına en uygun tavır da bundan sonra belirlenmelidir. Kosova’nın bağımsızlığı tanınırken de böyle yapılmaya çalışıldı.


Rusya’nın Abhazya ve Osetya’yı bağımsız devletler olarak tanımasından sonra ilk açıklama, NATO ve Türkiye’den geldi. Türkiye, Rusya’nın iki ülkenin bağımsızlığını tanıması üzerine, jet hızıyla, Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü vurgulayan bir Dışişleri açıklaması yaptı. Bu açıklama, Türk dış politikasında bir kırılmanın da göstergesidir.


Bağımsızlık mücadelesi veren iki ülkeyi tanımayan ilk ülke olarak Türkiye, 1974 yılında Kıbrıs Türklerinin Rum katliamları karşısında varlık mücadelesine destek olmak amacıyla Barış Harekatını yapmış bir ülke olarak Kıbrıs davasını kime nasıl anlatabilecek ? Bu çelişkili tavrı anlamak mümkün değildir.


Türkiye’de 6 milyona yakın Kafkas kökenli vatandaşımız yaşıyor. Kafkas kökenli kardeşlerimizin hemen hemen tamamı, Abhazya ve Osetya’nın Gürcü katliamları karşısında verdiği mücadeleyi destekliyor ve bu iki yeni devletin Türkiye tarafından desteklenmesini arzu ediyorlar. Türkiye ise dünyada bu iki ülkenin bağımsızlıklarına karşı açıklama yapan ilk ülke oldu. Bunu Kafkas kökenli vatandaşlarımıza, Kafkas halklarına ve bağımsızlık için mücadele veren uluslara nasıl anlatabiliriz ?


Türk Dışişlerinin bu hatası, Türk dış politikasının Amerikan eksenine girdiğini ve ulusal çıkarlara uygun biçimde bağımsız davranmadığını ortaya koyuyor. Türk insanının bu yanlışı desteklemeyeceği inancındayım.


Dünyada bağımsızlık mücadelesi veren ulusların desteklenmesi, Kıbrıs’ta aynı sorunu yaşayan Türkiye açısından çok stratejik bir tavır olmalıydı. Dışişlerinin açıklaması ile bu konuda çelişik bir yaklaşım sergilendi. Türkiye’nin bu çelişkili politikasını izah etmesi de oldukça zor olacaktır.


Kıbrıs Türklerinin bağımsızlığı ve egemenliği için 34 yıldır mücadele veren ve mücadelesine devam etmesi gereken Türkiye, Amerikan eksenli dış politikası ile maceracı ve saldırgan Gürcü yönetimine ve Amerikan beslemesi Şaakaşvili’ye karşılıksız biçimde destek vermeye devam ediyor. Bu hatanın bedelini Kıbrıs Türklerinin ödememesini diliyorum.


Bir Türk vatandaşı olarak Kafkas dayanışmasını gündeme getiren ve Kafkas İttifakı’nın başrol oyuncusu olmaya çalışan Türk dış politikasını alkışlamıştım. Bu son tavrı ile Türk dış politikasının düştüğü hatayı vurgulamak ise hepimizin kaçınamayacağı bir görevi olmalıdır.


Türkiye, dış politikasını Amerikan çıkarlarına göre değil, kendi ulusal çıkarlarına göre dizayn etmek durumundadır. Batı destekli Gürcistan’a verilen destek ile Abhazya – Osetya devletleşmesinin karşısında durulması, mazlum milletlerin yanında olması gereken Türkiye dış politikasına hiç yakışmamıştır. Bunu zamanla daha net biçimde görmek olanağı bulacağız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × one =