Türkiye’nin gücü KKTC’nin elini güçlendirecek

PAYLAŞ

Kırım Savaşı başlangıcında (1854 yılında) İngiltere’den alınan 200 bin sterlin Osmanlının ilk borcuydu.

O yılı takip eden 20 yıl içinde 127 Milyon Lira borç alan Osmanlı İmparatorluğu almış olduğu borçları ödemede sıkıntıya düşünce 1876 Nisan ayında borç ve faizlerinin ödemesine son verdi.

Ne var ki, 1914 yılında savaş patlak verdiğinde Osmanlı Devleti’nin dış borcu kısa vadeli borçlar hariç 156,4 milyon Osmanlı Lirası yani 142 milyon sterline ulaşmıştı.
Osmanlı Devletinin çökmesini müteakip bu borçlar Osmanlı topraklarında kurulan devletler arasında paylaştırıldı ve en büyük borç Türkiye’ye yüklendi. Türkiye bu borcun yüzde 67’sini ödeyecekti.

Türkiye’nin payına düşen 107 buçuk milyon Osmanlı Lirası tutarındaki borcun ödenmesi için Düyun-u Umumiye İdaresi ile 1928 tarihinde Paris’te bir anlaşma imzalandı. Türkiye borcunun son taksitini, ilk dış borcun alınmasından tam bir yüzyıl sonra, 25 Mayıs 1954′ de ödedi.

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti kucağında bir tomar para yerine bir tomar borç bulmuştu. Ödedi ödemesine ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin paraya ihtiyacı vardı. Ne yapacaktı? Tabi ki borç alacaktı. 1930 yılında ABD’den 10 milyon dolar aldı.

Ardından, Türkiye ile IMF arasında 1961 yılında anlaşma imzaladı. Ki bu borç ilişkisi 2008 yılına kadar devam etti.

IMF ile imzalanan anlaşmaların sonucunda yaklaşık 50 milyar dolar kredi kullandı Türkiye. 2008 yılında IMF ile sonlanan anlaşmanın ardından bir daha IMF ile kredi almak için masaya oturmadı.

Buna, Cumhuriyet kurulduğundan beri ilk kez dış borç alınmadı da diyebiliriz.

Ve Türkiye 2008’de attığı adımla kazandı… Dünyayı sarsan ekonomik krizin – diğer ülkelerle kıyaslandığında- teğet geçtiğini söyleyebileceğimiz Anavatanımız, artık masanın öbür tarafına geçiyor.

Türkiye küresel ekonomik kriz konusunda IMF yönetiminde oluşturulacak havuza 5 milyar dolar yatıracak. Merkez Bankası döviz rezervinden yatırılacak bu para, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu anda havuzdan çekilebilecek.

***

Son yılların yükselen gücü Türkiye tüm dünya ülkeleri tarafından ilgiyle izleniyor. The New York Post gazetesi yazarlarından John Crudele Türkiye ile Yunanistan’ın hemen aynı bölgede yer aldıklarını ancak iki ülkeyi ayıranın sadece Ege Denizi olmadığını söylüyor.

“Türkiye’nin ekonomisi büyüyor. Yunanistan’ınki ise büyümüyor. Yunanistan en azından şimdilik AB üyesi. Türkiye AB’deki kargaşadan yararlanarak davasını yeniden ileri sürerken bu defa daha iyi karşılanabilir” diyen Crudele, AB’nin başlıca ticaret ortaklarından biri olan Türkiye’nin, bölgenin sorunlarına yardımcı olabileceğini öngörüyor.

Ve ekliyor; “Türkiye dezavantajlarına rağmen muhtemelen şu anda açlık çeken AB’ye oldukça lezzetli görünüyor…”

Sözün özü; (Başına sürecek merhemi olmayan) Güney Kıbrıs’la birleşelim iştihasını üzerinden atamayanlar kafalarını biraz dışarı uzatsalar Türkiye’nin gücünü ve bu gücün kendilerine sağlayacağı katkıyı fark edecekler. Değişen dengeleri takip etme konusunda son derece kötü sınav kağıdı veren çözümcülerimiz görmek istemese de Türkiye’nin dünyadaki etkin ve fiili gücü artıyor, tabi KKTC’nin de…

CEVAP VER