Türkiye’nin korkutan gücü

Ortadoğu ilk mi, son mu olduğunu şimdilik bilinmeyen baharını yaşarken, hali vakti yerinde komşumuza ise kış geldi.
Gayri safi milli hasılasıyla dünyanın en yaşanası ülkelerinden olan Güney Kıbrıs bir anda düşmez kalkmaz bir Allah lafzına uygun olarak tepetaklak oldu.
Hem de “doğalgaz buldum, kim tutar beni” naralarını atarken…
Kara para aklayan Güney Kıbrıs’ın ekonomisinin hangi temeller üzerinde kurulu olduğu herkesçe bilindiğinden sürpriz sonuç beklemiyorduk ancak hiç kimse olayların bu kadar çabuk vuku bulacağını düşünmemişti.
‘Washington Post’ gazetesinde Neil Irwin bir makalesinde, euro bölgesi üyesi olarak Kıbrıs’ın seçeneklerinin bir ölçüde sınırlı olduğu belirtiliyor. Ve Güney Kıbrıs’ın durumundan ortaya çıkan dersin, ‘küçük ülke isen, bankacılık sistemini, ekonomini yıkabilecek bu raddeye gelmesine izin vermen gerekmiyor’ olduğunu kaydediyor. Yani ekonominin tamamını bankacılığa bağlayamazsın. Üretimde yapmalısın…

Görüldüğü gibi sonuç üzerine yapılan yorumlar muhtelif ancak en fazla dile getirileni, ABD ve AB’nin, Güney Kıbrıs’ın Rusya ile yakınlaşmasından huzursuz olduğu ve batırmak için düğmeye bastığı. Mari’deki patlamayı takip eden günleri tekrar göz önüne getirirsek bunun hiç de yabana atılacak bir olasılık olmadığını görüyoruz aslında.
Rumlar ise başlarına geleni “AB doğalgazımıza göz dikti” nin sonucu yorumluyor. Sıkça dile getirilen ve bir anlamda ekonomik aklında şart koştuğu “Türkiye üzerinden gazın taşınması” konusunda da “Ankara’yı kayıran bu senaryo uluslararası ‘oyuncular’ tarafından korunuyor” yorumunu yapıyorlar.
Fileleftheros Gazetesi bu iddiasını şu sözlerle okuyucuya sunuyor: “Kıbrıs’taki ekonomik kriz, sadece Türkiye üzerinden boru hattıyla doğalgazın taşınması konusunu korumuyor, aynı zamanda bunu çıkış yolu olarak sunacakmış gibi görünüyor.

Siyasi ve ekonomik kulislerin ötesinde söz konusu konu, uluslararası Basın tarafından da ortaya konuluyor. İngiliz ‘İndependent’ gazetesi, adada hakim olan olumsuz ekonomik durumun mevcudiyetinin, Kıbrıs’ın, doğalgaz rezervlerinin çıkarılmasına ilişkin düşmanıyla köprüler kurmayı başarması halinde geliştirilebileceğini ifade ediyor. Krizi, ‘örgütsel kaza (organisational accident)’ olarak nitelendiren gazete, Kıbrıs’ın gerek euro içerisinde gerekse dışında yaşayacağının altını çiziyor. Ve yapılacak olan en iyi şeyin, ‘Afrodit parselinde’ bulunan rezervlerin çıkarılmasının daha ucuz yollarını bulmanın olacağını kaydediyor. ‘İndependent’ gazetesi, bu yöntemin, Türkiye’den geçecek bir boru hattının olduğunu yorumluyor. Siyasi maliyetin çok yüksek olup olmayacağıyla ilgili olarak, Türkiye’nin geçmişte, İsrail gibi eski düşmanlarıyla işbirliği yapabileceğini kanıtladığını belirtiyor.”

Öte yandan yine Filelefteros gazetesi yazarlarından Kostas Venizelos da “Troykalılar doğalgazı da istiyorlar” başlıklı makalesinde Troyka’nın doğalgazın Kıbrıs Cumhuriyeti için gelecek için önemli bir gelir kaynağı olduğunu düşünmediğini ancak bunu ‘yemenin’ yöntemlerini aradıklarını iddia ediyor. Venizelos makalesinde Avrupa’nın Türkiye’yi kolladığını söylüyor. “Kısacası Troykalılar doğalgaza da el koymaya çalışarak, doğal zenginliğini hiçbir zaman tek başına değerlendirememesi için, Kıbrıs’a kaldırılması güç, ağır bir borç yüklüyorlar. Söz konusu hareketlerin puzzle’ında AB’deki güçlü ortaklarımız da rol oynarken, gündeme yeniden Kıbrıs sorunu giriyor. Çünkü potansiyel arabulucuların aklında doğalgazın değerlendirilmesi ve doğalgazın Türkiye aracılığıyla taşınması vardır.”

***

Kıbrıs sorununu 1974’de başlamış gibi gösteren ve yarım asırdır tüm dünyayı bu yalana inandırmayı başaran Rumların maskesi Annan Planında düşerken, bile bile lades diyerek bunları içine alan AB geçen süre içinde bu mirasyediyi kabul etmenin pişmanlığıyla (görünürde) makul kararlar almaya başladı. Rumların Ruslarla yakınlaşması bunda etkin olsa da Türklerin seslerini duyurur hale gelmesi etkilerin bir tanesi.
Yaşadıkları ağır travma nedeniyle bugün düştükleri durumun sebeplerini makulce düşünmediklerine kanaat getirdiğim komşular nedense suçlu avına çıktı. Troykalıların niyetinin Kıbrıs’ın doğalgazla ilgili olarak gelecekte elde edeceği gelirleri hesaba katmayı reddettikleri zaman ortaya çıktığını ve doğalgazdan elde edilecek gelirleri borcun ödenmesi ile ilişkilendirmeye çalışıldığını savunan komşular, Kasım ayında anlaşmaya varılan ancak imzalanmayan Memorandum temelinde Kıbrıs doğalgazdan elde edilecek gelirleri, ‘uluslararası alanda tanınmış uygulamalara dayalı yönetim ve sağlam hukuk temelinde’ olması gereken özel Kaynaklar Fonuna aktaracağını söylüyor.
Tüm bunları ‘yapıcı belirsizlik’ olarak isimlendiren komşular esasında Türkiye’nin gücünden çekiniyor.
Yine Filelefteros Gazetesi bu çekinceyi şu sözlerle ortaya koyuyor: “Doğu Akdeniz’deki oyunun enerji konusuyla oynandığı aşikardır. Güçlü oyuncular enerji konusunda role ve söze sahip olmak istiyorlar. Münhasır Ekonomik Bölgede üç parselin değerlendirilmesi konusunda Kıbrıs Cumhuriyeti ile anlaşma imzalayan İtalyan enerji şirketi ENI ile işbirliğini kesen Türkiye de bu oyunda olduğunu ortaya koyuyor. Ankara’nın mesajı açıktır. Ya doğalgaz ortak kullanılacak ya da araştırmalar yapılmayacak.
Yeni veriler büyük ölçüde sahneyi de belirlemektedir: Kıbrıs’ın ekonomik krizi, Suriye sorunu ve Türkiye ile İsrail’in yeniden yakınlaşması.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

11 + 4 =