Türkiye’nin koyun otlatılan ilk gölü!

Türkiye’nin koyun otlatılan ilk gölü!

0
PAYLAŞ

Türkiye’nin ‘devlet eliyle’ kurutulduktan sonra geri kazanılan ilk gölüydü. Ardından büyük çabalar sonucu geri kazanıldı. Ancak devlet emanetine sahip çıkamadı. Avlan Gölü şimdilerde Türkiye’nin üzerinde koyun otlayan ilk gölü olarak tarihe geçiyor!

SİSYPHOS’UN KADER ARKADAŞI AVLAN

Avlan Gölü, kurutulduktan sonra geri kazanılan ilk göl olma özelliğini taşıyor. Ancak kurutulmadan önce yaklaşık 26 bin hektarlık alanı kapsayan gölün başına gelenler ‘burası Türkiye’ dedirten ayrıntılar barındırıyor. Bağrını yarıp kuruttular, kıyılarına yapılar kondurdular, ortasını doldurup karayolu yaptılar. Bütün bunlar yetmezmiş gibi Antalya Defterdarlığı tarafından satışa çıkarılan Avlan Gölü, yaklaşık 50 yıldır insanoğlunun doğaya karşı verdiği savaşımın nelere yol açabileceğinin canlı kanıtı olarak ortada duruyor. Aslında ‘canlı’ demek biraz sözün gelişi. Çünkü son yıllarda büyük emekler sonucu geri kazanılan göllere örnek bir model olarak anılan Avlan’ın suları yeniden çekilmeye başlamış durumda. Yaz sıcaklarıyla birlikte ortaya çıkan buharlaşmanın bunda etkisi olduğu söylense de, kimi uzmanlara göre bu çekilmenin tek nedeni buharlaşma değil. Çünkü gölü neredeyse abluka altına alan düdenler, Avlan’ın sularının tahliye edilmesinde kullanılıyor. Geçmişte göldeki su seviyesini doğal olarak belirleyen düdenlerin dışında açılan çok sayıda düdenin bugün halen suları tahliye etmek için kullanılması, Avlan’ın kaderini belirleyen en önemli etken. Bir nevi Sisyphos efsanesi gibi. Sularına her kavuştuğunda yeniden bağrını delen düdenlerden kaybediyor Avlan…

ÇOBAN, ‘OT’ DERDİNDE

Avlan’ı son gördüğümde yansıyan görüntü, Türkiye’nin içinde bulunduğu halet-i ruhiyeyi de özetler nitelikteydi. Büyük emekler sonucu geri kazanılan gölün suları yeniden çekilmiş, göl ortasından geçen yolun ikiye böldüğü küçük çanağına doğru sıkışarak can çekişmeye başlamıştı. Gölün sularının çekildiği alanlarda koyunlarını otlatan çobanlar, gölün makûs talihinden habersiz ortaya çıkan taze otları birer ganimet gibi algılayarak, “gölün kuruması iyi oldu” diyorlar. Ancak Avlan’ı ganimet gibi algılayan yalnızca ‘ot’ derdindeki çobanlar değil. Antalya Defterdarlığı geçtiğimiz ay Avlan’ı satış listesinden çıkardığını açıklasa da Elmalı’da dolanan söylenceler yakın gelecekte gölün başına başka belaların geleceğini de haber veriyor sanki. Bu söylencelerin somutlaşması durumunda yakından izleyerek Avlan kıyılarında nöbet tutacağımızı şimdiden anımsatalım.

DEMİREL AVLAN’I ‘BİR DİKİŞTE’ NASIL İÇTİ?

Elmalılılar, Avlan’ın kurutulma sürecinde yaşanan siyasi tartışmaları dün gibi anımsıyorlar. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Elmalı’da yaptığı bir mitingde, biraz da gölün kurutulması için lobi yapanların baskısıyla kürsüdeki su bardağını eline alıp bir dikişte içerek, “bu bardaktaki suyu içtiğim gibi Avlan’ı da bir dikişte içerim. Ancak gölün kurutulması sizin için iyi olmaz!” diyor. Elmalılar bu konuda Demirel’e hakkını teslim ediyorlar. Ancak Demirel kürsüdeki konuşmasının tersine Avlan’ın kurutulmasının yolunu açan uygulamaların kararını veren hükümetin başı olarak tarihe geçiyor.

BOZKIRDAKİ ‘KUĞU GÖLÜ’

Avlan Gölü gibi Türkiye’nin bütün suları aylardır can çekişiyor. Kamu yararını gözetmeksizin iktidarın tasarrufuna bırakılan göllerin geleceğinin büyük bir tehdit altında olduğunu söylemek yanlış olmaz. Geçtiğimiz aylarda Bolu Abant Gölü’nün başına gelenler ortada. Birileri aklına estiği gibi ne kamuoyunu ne de doğa yasalarını dinlemeden kafasına göre projeler üretip Abant’tan Davos yaratmaya girişiyor. Birileri Avlan’ı satmaya kalkıp gölün orta yerine ‘meşrubat fabrikası’ kurabilirsiniz diyebiliyor… Sonra da Polatlı ovasına Melih Gökçek zihniyetiyle kondurulan yapay ve ucube göletlere “Kuğu Gölü” adı veriliyor!

AK(DENİZ)İN ÇAKIL TAŞLARI AVLAN’A KARIŞINCA…

Avlan Gölü, bütün Anadolu gölleri gibi yalnızca ekosistemin bir parçası değil, aynı zamanda sosyal yaşamın da ayrılmaz bir unsuru. Her 6 Mayıs’ta, 68 kuşağı öğrencilerini sembolize eden Deniz Gezmiş’in ruhuna mevlit okutan Elmalılı efsanevi kadının hikâyesinin peşine takılıp, bir başka 6 Mayıs’ta Deniz ve arkadaşları için Akdeniz kıyısından topladığı çakıl taşlarını Avlan’ın sularına bırakarak suları ve coğrafyayı, dünü ve bugünü kardeşleyen başka bir kadın, belki de Anadolu’nun neden insanı çarpan bir coğrafya olduğu sorusunun en temel yanıtıdır…

BİR CEVAP BIRAK