Türkiye’nin sınır güvenliğini zorlaşıyor

Türkiye’nin sınır güvenliğini zorlaşıyor

0
PAYLAŞ

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, yabancı militanların değişik bölgelerdeki çatışma alanlarına akın etmeye devam ettiğini, sadece Irak ve Suriye’de 80’den fazla ülkeden giden 15 bin civarında savaşçı bulunduğunu bildirdi. Genel sekreter Ban Ki-moon, Güvenlik Konseyinde yaptığı konuşmada, terörizm, uyuşturucu kaçakçılığı ve uluslararaşırı suç şebekelerinin büyüdüğünü ve birbirinden beslendiğini söyledi.

Şiddete başvuran aşırı akımlarla mücadelede, sosyo-ekonomik etkenlerin gözardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan genel sekreter Ban’a göre, şiddet kullanan aşırı hareketleri etkisiz hale getirmek için toplumsal sorunların çözümü için etkili adımların da atılması şart.

IŞİD türü gruplarla başedebilmenin tek yolunun askeri yöntemler olmadığı görüşü giderek daha fazla dile getirilmeye başlandı.

İnternet’i etkili kullanımı ve sempatizan toplamaktaki başarılı propaganda yöntemlerinin yanısıra, unutulmamalı ki, IŞİD, dünyanın en geniş ve zengin terörist örgütü.

Haber ajansı Associated Press, kısa süre önce IŞİD’in eski bir grup komutanı ile ilgili bir haber yayınladı. Ajans, 2013 yılında yakalanıp Bağdad cezaevine konan itirafçı Abu Shakr takma isimli kişi ile görüştü. Sözkonusu eski örgüt militanı, güvenlik yetkililerine IŞİD’in savaşçılarına ödediği paralar dahil kullandığı taktiklerle ilgili ayrıntılı bilgiler verdi.

Militanlara bağlanan maaş, sosyal haklar ve konut gibi konularda benzer bilgileri Orta Asya kökenli IŞİD sempatizanlarından duymak da mümkün. İnternette dolaşan ve kendilerini Özbekistan’ın tarihte bilinen adı , Mavarounnahr Mujohudlari ile tanıtan grubun propaganda malzemesi, bölgenin yoksul ve umutsuz bazı insanlarının neden aşırı örgütlere sempati duyabileceğinin ipuçlarını vermeye yeter.

Taleban ve El Kaide ile bağları bilinen Özbekistan İslam Hareketi de bir süre önce IŞİD’e bağlılığını ilan etmişti.

Kazakistan’ın Ulusal Güvenlik Komisyonu KNB’ye göre, yarısı kadın olmak üzere 300’den fazla Kazak vatandaşı IŞİD saflarında Irak ve Suriye’de savaşıyor.

Orta Asya’nın yoksul ülkeleri Tacikistan ve Kırgızistan’da ise, özellikle Fergana Vadisinin IŞİD’in sempatizan bulması için ideal bölge olduğu söyleniyor.

Suriye’de savaşan Çeçenlerin sayısı, 200 ila 1000 arasında tahmin ediliyor. Bunların çoğu daha önce başka bölgelerdeki çatışmalara katılan militanlar. Çeçen savaşçıların IŞİD içinde önemli bir rol oynadıkları biliniyor. Eylül ayında Rusya’yı doğrudan tehdit ederek, Çeçenistan’ı özgürlüğüne kavuşturacaklarını ilan etmişlerdi.

IŞİD’in büyüyen nüfuzu, Kuzey Kafkaslardan artık Güney Kafkaslara da ulaşmış görünüyor. Yüzlerce Azerbaycan vatandaşının Suriye’deki IŞİD kuvvetlerine katıldığı düşünülmekte. 19 Kasım tarihli haberinde Doğan Haber Ajansı Suriye sınırındaki Kilis’te 18’i Uygur asıllı, 4’ü Azerbaycan vatandaşı 22 kişinin sınırı yasadışı yollarla geçip IŞİD’e katılmaya çalışırken yakalandığını duyurdu. BBC Azerbaycanca Bölümü de Azerbaycan yetkililerinden haberi teyid etti.

Burada sözünü ettiğim eski Sovyet cumhuriyetlerinin hepsinin son derece kötü bir insan hakları karnesi var. Sivil toplum örgütlerini ağır baskı altında tutuyorlar, ifade ve din özgürlüğünü ciddi şekilde çiğniyorlar. Bu ülke yetkililerinin İslami radikalizm konusunda yaptıkları açıklamaları sorgusuz sualsiz kabullenmek elbette mümkün değil.

Ancak, IŞİD’in Orta Asya ve Kafkaslardaki eski Sovyet cumhuriyetlerinin Müslüman nüfusu içinde sempatizan bulması ve etkisini artırması son derece ciddi bir olasılık ve hafife alınmaması gereken bir risk.

Kısa süre önce yayınlanan bir Chatham House araştırma metninin başlığı ‘ Orta Asya’nın eski Sovyet Cumhuriyetlerinde Müslüman radikalleşme masalı’ idi. Bildiride, bölgede İslami köktendincilik ya da siyasi şiddetin varlığına dair hemen hiç delil bulunmadığı ileri sürülmekte. Halihazırda böyle bir tehdit bulunmadığı görüşü kabul edilebilir ancak Chatham House yazarları IŞİDin küresel çapta gerçekleştirdiği radikalleşmenin yeni bir olgu olduğunu görmezden geliyorlar. Laf arasında bahsettikleri ‘toplumun İslamcılaşması ile siyasi radikalleşme’ arasındaki bağ ise, savundukları kadar basit değil.

Birleşmiş Milletler genel sekreteri Ban’ın şiddete başvuran aşırılıkla sosyo-ekonomik nedenler arasındaki ilişkiye ilişkin uyarısı, özellikle eski Sovyet cumhuriyetlerinin Müslüman toplumları için dikkate alınmalı.

Türkiye’ye gelince.. Orta Asya ve Kafkaslardan gelip, Türkiye toprakları üzerinden IŞİD’e katılanların sayısı arttıkça, Türkiye’nin zaten sorunlu sınır güvenliğinin boyutları da büyüyecektir.

_______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

BİR CEVAP BIRAK