‘Türkiye’ye dönme umuduyla yaşıyorum’

AKP eski Milletvekili Dr. Turhan Çömez, SÖZCÜ’ye konuştu: Çömez, Erdoğan’a yolladığı ‘Yolsuzluk var’ mektubunun Ergenekon iddianamesine konulduğunu söyledi ve ekledi: Olmayan delillerle suç üretip insanlara zulmediyorlar.

Sevgili okurlarım, bilmiyorum önceki gece Halk TV’deki Halk Arenası’nı seyrettiniz mi? Dr. Turhan Çömez yaklaşık 2,5 saat süren röportajımızda öylesine inanılmaz olaylar anlattı ki, onları düşünürken uykum kaçtı. Yaşadıklarının tümünü burada anlatmam mümkün değil. Ancak eğer İngiltere’ye gitmemiş olsaydı, bugün zindanda çürüyenler arasında yer alacaktı.

Oysa insanlığa yaptığı hizmetler nedeniyle milyonlarca yabancının hayalini süsleyen ve 40 kişiye verilen çok değerli bir ödüle layık görüldü. Ödülün ismi de çok anlamlı: “Siz bize hediyesiniz…”

Röportajımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz…

‘Ailem travma yaşadı’

– Evdeki arama sırasında avukatlarınız orada mıymış? Ayrıntıları anlatır mısınız?

– Maalesef bulunamamışlar. Eşim ve iki çocuğum evdeydi. Küçük oğlum 6 yaşındaydı o zaman, büyük olan 16 yaşındaydı. Eşim ve çocuklar için büyük bir şok, ağır bir travma… Ama çok metanetli davranmış eşim… Evdeki bütün arama süreci bittikten sonra bir tutanak tanzim edilmiş. Benim oğlum yapı itibariyle biraz gösterişlidir bu nedenle büyük zannetmişler! Kimliğine de bakmadan zorla tutanağı imzalatmışlar! Hepimizi çok üzen şeylerden biri de, oğlumun kolunda rahatsızlık var, lekesi var bu rahatsızlıktan dolayı. Onu yatağından kaldırıp, “Senin de kolunda Ergenekon dövmesi mi var? Sen de Ergenekoncu musun baban gibi?” demişler.

– Onda da büyük bir travma yaratmıştır.

– Tabii… Kendimle ilgili her türlü zulme razıyım ve hazırım. Çünkü siz Türk Milleti’ne hizmet etmek için sevdalanmışsanız, hele hele siyasette dürüstseniz, ahlaklıysanız, sadece milletten yana tavır alacak cesarete sahipseniz bunun bir faturası vardır. Türkiye’de hep böyle olmuştur. Ama maalesef bu faturayı ailemin ödemesi beni çok yaraladı. Evet, birini suçlayabilirsiniz ama bu iddialarınızın bir temeli olmalı. Belgeniz yok, bilginiz yok, en küçük bir suç yok ve siz buna rağmen suç üretmeye çalışıyorsunuz. Üretmeye çalıştığınız bu suç üzerinden insanlara zulmediyorsunuz. Bu ne demokrasiye ne ahlaka yakışır.

– Sizin uluslararası bir kaçak statüsünde olduğunuz ve Interpol’ün peşinizde koştuğu yazılıp çizildi. Gerçekten Interpol peşinizden gitti mi? Kırmızı bülten kabul edildi mi?

– Hiçbir şekilde böyle bir süreç yok. Böyle bir şey var mı yok mu diye test etmek de son derece kolay. Interpol’ün web sitesine girersiniz, adımı yazar ararsınız ve karşınıza çıkar. Ne böyle bir arama var, ne böyle bir hukuki süreç var ne de böyle bir adım var.

‘Açık mektup yazdım’

– Yolsuzluklara ve rüşvete karşı böylesine dirençli mücadele göstermenizin, size yönelik AKP zirvelerindeki bakış açısının değişmesine neden olduğunu düşünüyor musunuz?

– Şüphesiz. Bu süreçten sonra ciddi bir mektup kaleme aldım. Sayın Unakıtan’la ilgili kamuoyuna açık bir mektup yazdım. Dedim ki “Bu millettin sırtına yüksünüz. İstifa edin.” Bunu yaparken parti yöneticileri “Ne söylüyorsun. Gel, konuşalım” demek yerine, bana tavır aldı. Yıllar sonra o yaşadığım olay söz konusu davada karşıma çıktı. O gün eve gelen polisler, Sayın Başbakan’a, Sayın Gül’e verdiğim yolsuzlukla ilgili mektubu bulmuş. Diyor ki iddianamede, “Unakıtan ile ilgili yolsuzluk iddialarının olduğu bir mektup bulunmuştur.” Bunu, hükümeti yıkmaya teşebbüs, terör örgütüne üye olmaya kanıt olarak iddianameye koymuşlar.

‘Bu hukuk dramıdır’

– Evet, rüşvet isteyenle ilgili hiçbir işlem yok. Fakat rüşvet isteyenle mücadele eden, suçlu konumuna düşürülebiliyor ve iddianamelere bunlar suç delili olarak girebiliyor. Bir de uyuşturucu alışverişi yaptığınıza dair suçlama var iddianamede. Nedir bu olayın aslı?

– Bu, hukuk düzeninin bir dramıdır. İddianamede diyor ki “Sanık Çömez’in uyuşturucu alışverişi yaptığına dair ses kayıtları bulunmuştur.” Ben milletvekilliği dönemimde uyuşturucuyla hep mücadele ettim. Bir gün bir telefon aldım. İstanbul Gaziosmanpaşa İlçesi’nde yaşayan üst düzey bir emniyet yetkilisi, bana “Sarıgöl diye bir mahalle var. Burası kurtarılmış bölge. Burada uyuşturucu satılıyor. Ne zaman oraya operasyon planlasam, karşımda siyasileri buluyorum. Uyuşturucu baronlarının Ankara’da bağlantıları var. Beni sürdüler” dedi.

– Biz, Arena ekibi olarak sizin dile getirdiğiniz konuyu, gizli kamera görüntüleriyle program haline getirdik. Evet, aynen sizin söylediğiniz gibiydi.

– Buna tanık olduğunuzu bilmiyordum. Bu konuşmadan sonra o bölgeyle ilgili araştırmalar yaptım. Bir gece saat 22.00 civarı Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne gittim. Emniyet Müdürü’ne dedim ki, “Sarıgöl muhitine gideceğim.” Yanıma bir sivil polis verdi. Anadolu Ajansı’ndan da bir muhabir aldım ki konuyu Türkiye gündemine taşıyayım. Bölgeye gittik. Daha Sarıgöl’e girer girmez birçok delikanlı etrafımızı sardı. Bu arada Anadolu Ajansı muhabiri ses kaydı yapıyor. Sivil polis de arka tarafta tutanak tutuyor. 50 lira ödedim ve esrar aldım. Olanları Anadolu Ajansı marifetiyle Türkiye’ye duyurdum. Konuyu, İçişleri Bakanı (Abdülkadir) Aksu ile görüştüm. Soru önergesi verdim. Bu gündemin ardından polis bölgeye operasyon düzenledi. Birçok insan tutuklandı. Uyuşturucu ile mücadele için bu adımları attım. İddianameyi açtığımda akıl almaz bir şeyle karşılaştım. “Çömez uyuşturucu alırken kaydedildi” diye.

‘Dostum Lula’ kim?

– Hazır uyuşturucu konusuna girmişken aklımı kurcalayan ve yine iddianamede yer alan bir husus var. Gazeteci dostumuz Mustafa Balbay’a yönelik aramalarda sizin kaleme aldığınız “Dostum Lula” başlıklı bir yazı bulunmuş. Lula genellikle Güney Amerika’da kullanılan bir isim. Güney Amerika deyince de akla maalesef yine uyuşturucu geliyor. Acaba dostunuz Lula da bir uyuşturucu baronu muydu?

– Parlamentodayken Brezilya-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı’ydım. Kendi imkanlarımla Sayın (Brezilya Devlet Başkanı) Lula’dan randevu aldım ve Brezilya’ya gittim. Başkan Lula ile aramızda çok güzel bir dostluk köprüsü oluştu. Ben de bunun üzerine bir yazı kaleme aldım. “Dostum Lula” diye. Bu, kitabımda da yayınlandı. Bugün hâlâ TBMM’nin arşivinde vardır. Sayın Balbay da demek ki bunu arşivlemiş. Bu bulunmuş baskın esnasında ve suç delili sayılmış.

Türkiye’ye dönme umuduyla yaşıyorum

– Türkiye’ye ne zaman dönmeyi düşünüyorsunuz?

– Türkiye’ye dönme heyecanım her zaman yüreğimde. Her gece başımı yastığa koyarken “Acaba yarın gider miyim” umuduyla uyuyorum.

– Döndüğünüzde siyasete kaldığınız yerden devam etmek gibi bir niyetiniz var mı?

– Buna millet karar verir. Ben milletime sevdalıyım, milletime aşığım, milletim bana ne derse onu yaparım. Türkiye’yi çok özledim. Burada dünya insanlarına hizmet ediyorum ama Türk insanına hizmet etmek için can atıyorum.

Televizyon için yaptığım program darbe planı sayıldı

– Şimdi yine sizinle ilgili belgeler arasında “Günışığı konuk listesi” var. O da iddianamenin 1200’üncü sayfasında yer alıyor. Tabii “Günışığı”nı görünce aklıma hemen “Ayışığı darbe planı” geldi. Bunların sözde darbe planı olduğu iddiası halen ortada. Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz… “Günışığı”nın da ister istemez böyle çağrışımlara neden olduğunu söylemeliyim. Siz farklı bir darbe planı mı hazırlamıştınız? “Günışığı” adı altında ve bu listede de darbe sırasında görev yapacak kişilerin isimleri “konuk” olarak mı kodlandı?

– Bu da tabii iddianamenin çok ilgi çekici bir alt başlığı. Ben milletvekiliği dönemim bittikten sonra Flash TV’de program yaptım. Bu programda yine sosyal konulara ağırlık verdim. Mesela sigara ile mücadeleyi anlattım. Kürtlerle, Türkleri kaynaştıracak, uzlaştıracak, hangi adımlar atılabilir diye konuklarımla tartıştım. Bu programlarımın adı da “Günışığı” idi. Bu “Günışığı’na katılacak konuk listesi” de programa davet edebileceğim insanların isimlerinden oluşan bir listeydi. Bunu iddianameye koymuşlar. Bu inanın akıl alır gibi değil.

Ben inanıyorum Uğur Bey, bu dava gün gelecek hukuk fakültelerinde ders kitabı olarak okutulacak. Sizin aracılığınızla, özellikle yüreği heyecan dolu, ülkesine hizmet etmek sevdasıyla yanıp tutuşan genç avukatlara ve hukuk öğrencilerine sesleniyorum: İşte hukukun düşürüldüğü durum bu. Hukuk bağımsız olmalı, millet adına karar vermeli. Hukuk kimseden emir almaz. Yargı kimsenin gölgesinden, pençesinden etkilenmez. Yargı, yargı gibi çalıştığı zaman bu ülkede huzur, güven ve kardeşlik duyguları pekişir.

– Anlattıklarınızdan bir-iki film çıkabilir.

– Olacaktır, bunu tarih yazacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

seven + five =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.