Türkiye’yi çalkantılı günler bekliyor

Bundan sonraki cumhurbaşkanının kim olacağına dair spekülasyonlar başladı bile ama bir sonraki seçimin tartışmasını yapmadan önce, geride bıraktığımız seçimin cevapsız kalan sorularını yanıtlamamız şart.

Yüksek Seçim Kurulunun kesin sonuçları açıklaması günler alacak. Ülke genelinde yerel seçimin galibinin kim olduğu kuşkuya yer bırakmayacak şekilde görüldü ancak gene aynı açıklıkla görülen bir başka gerçek de, seçime yer yer hile karıştığı ve usulsüzlüklerin daha önceki seçimlerle kıyaslanmayacak boyutlara ulaştığı. Yetkilililerin öncelikli görevi, bu iddiaları araştırmak ve kamuoyunu tatmin edecek açıklamalarda bulunmak olmalı. Çünkü aksi takdirde, Türkiye, seçim sonucunu, oy kullanan seçmenin iradesinin değil, sayımı yapanların belirlediği bir ülke konumuna düşecek. Özellikle de sandığın kutsallığından dem vuran siyasilerin acilen cevaplaması gereken sorular bunlar.

Gelecek cumhurbaşkanını belirleyecek süreci başlatmadan once atılması gereken adım, yolsuzluk iddialarına açıklık getirmek olmalı. Başbakan, yerel seçim sonucunu, hükümeti ve ailesi için bir aklanma aracı olarak görebilir ama bu yargıya varacak olan tek makam, başbakanın kendisi değil, bağımsız mahkemelerdir.

Yanına, şaibe altındaki yakınlarını ve yandaşlarını alarak balkona çıkıp, kibirli bir konuşma yapan başbakan, zaten kendisini yasaların üstünde gördüğünü belli etmişti. Anayasa Mahkemesinin Twitter’a uygulanan yasağı yasadışı ilan eden kararı ardından söyledikleriyle bu izlenimi iyice pekiştirdi.

Erdoğan, gayrı milli bir karar verdiğini söylediği Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymak ama saygı duymak zorunda olmadıklarını belirtirken, kendisinin de saygı duymadığının özellikle altını çizdi.

Karşımızda, gözünü Türkiye’nin en yüksek makamına dikmiş ama ülkesinin demokratik kurumlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı duymadığını gizlemeyen bir başbakan var. Giderek sertleşen diliyle de ülkedeki ayrılıkları hergeçen gün artırıyor.

15 aylık seçim sürecinin ilk etabı, ülke tarihinde bugüne dek tanık olunan en sert kutuplaşmalardan birini yaşattı. Önümüzdeki aylarda siyasi liderlerin tutumunda bir değişiklik olmazsa, Türkiye, uzun erimde sonuçları siyasi kutuplaşmadan daha yıkıcı bir olguyla, toplumsal kutuplaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.

_______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

9 + 11 =