Türkiye’yi kuşatan güçler (III): İngiltere

PAYLAŞ

Türkiye’yi Kuşatan Güçler isimli dizi yazıların ilk iki makalesinde Fransa ve Almanya’yı incelemiştik. Bu makalenin konusu ise diğer bir Avrupa ülkesi olan İngiltere olacak. Öncelikle, İngiltere hakkında bazı bilgiler vererek işe başlayalım.

İngiltere ve Birleşik Krallık (Great Britain) arasındaki farka girerek konuyu dağıtmak istemiyorum. Bu makalede, İngiltere ile birlikte İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın yer aldığı Birleşik Krallık değil, bu birliğin çekirdek ülkesi olan İngiltere’nin Türkiye ile ilişkileri üzerine değerlendirmelerde bulunmak istiyorum.

Birleşik Krallık’ın nüfusu 62 milyondan fazla olmakla birlikte, bu nüfusun 52 milyondan biraz fazlası İngiltere sınırlarında bulunmaktadır. İngiltere ve Türkiye ilişkilerini inceleyen yazımızda, diğer iki makaleden farklı olarak İngiltere’nin siyasi ve ekonomik yapısıyla ilgili bilgiler vermeyeceğim. Ancak, değerlendirmelerimizin anlaşılabilmesi için iki önemli noktanın altını çizmek istiyorum.

Birincisi, dünyada belki de imparatorluk benzeri (elbette gerçek bir imparatorluk değil) geçmişi olan İngiltere’nin birkaç kıtada çok sayıda ülkede sömürgecilik geçmişi olduğu halde, çekildiği eski sömürgelerinde bir daha asla milli bütünlük sağlanamamıştır. Bu açıdan, İngiliz dış politikası, böl-parçala ve yönet taktiğini kullanmaktadır.

İkincisi, İngiltere, ABD ile ulusal çıkarları bütünleşmiş olan İsrail gibi sayılı ülkelerden birisi olup ABD içindeki yüksek mevkilerde bulunan Beyaz Anglo-Sakson Protestanların (WASP) çıkarlarını temsil eden güçlü bir ülkedir. ABD’de Yahudi lobisi dışındaki en büyük güç, beyaz anglo-sakson protestanların oluşturduğu İngiltere-Kanada-Avustralya bloğudur. ABD içindeki güç mücadelesinde bu iki (Yahudiler ve İngiltere’nin başı çektiği WASP) grubunun çıkarlarını temsil edenler farklı noktalarda bulunmaktadırlar. ABD içindeki bu kamplaşmaya karşın, pratikte ABD çıkarları ile İngiltere çıkarları bütünleşmiştir.

İngiltere ve ABD İlişkileri

Bugün dünyada küresel güç olarak sayılabilecek en önemli ülke, ABD’dir. Her kıtada yüzden fazla askeri üsle birçok ülkede darbeler yapan, tek başına bazı ülkeleri işgal eden, BM ve IMF gibi uluslararası örgütleri kontrol ve finanse eden, nükleer silah sahibi en büyük silahlı askeri güce sahip küresel bir güç olarak ABD’nin Avrupa kıtasındaki stratejik ortağı ve hemen her konuda çıkar birliği içinde olduğu ülke, tartışmasız ki İngiltere’dir.

İngiltere’nin gerek AB içinde, gerekse de her türlü siyasi-askeri operasyonda ABD çıkarlarının yanında yer aldığı, yaşanan çok sayıdaki örnekten anlaşılmaktadır. Irak işgalinde ve diğer askeri operasyonlarda İngiltere ile birlikte hareket eden ABD’nin Orta Doğu’daki son planlarını da İngiltere ile birlikte yürüttüğü görülmektedir. Kısaca ifade etmek gerekirse, İngiltere, ABD’nin stratejik müttefiklerinden birisidir. Bu nedenle, ABD’nin iyi ilişkiler geliştirdiği ülkelerle İngiltere’nin de iyi ilişkiler geliştirmesi ve ABD ile karşı karşıya gelen ülkelerin de İngiltere ile sorunlu ilişkiler yaşaması kaçınılmazdır.

İngiltere – Türkiye İlişkileri

İngiltere ve Türkiye ilişkilerini, özellikle son dönemde, Türkiye ve ABD ilişkileri doğrultusunda değerlendirmek gerekir. Orta Doğu’ya yönelik projelerde İngiltere gibi Türkiye’nin de aktif bir unsur olarak ABD’nin yanında yer alması, iki ülke ilişkilerinin hiç görülmediği kadar yakınlaşmasına neden olmuştur. Kanımca, Türkiye ve İngiltere ilişkileri, tarihte hiç bu kadar iç içe geçmemiştir. Bu yakınlaşmanın sonucu olarak, Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Chatham House adlı düşünce kuruluşunun “2010 Devlet Adamı” ödülü İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth tarafından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e verilmiş ve Kraliçe iki defa Türkiye ziyaretinde bulunmuştur.

Türkiye’nin İngiltere ile ilişkileri, son yıllarda iki önemli konuda çıkar birliğinden kaynaklı olarak yakınlaşma ile sonuçlanmıştır. İlk olarak, Kıbrıs adasında Rumların adaya tek başına egemen olmasına karşı çoğu zaman gizli ve bazen de açık olarak varılan mutabakatlar sonucu İngiltere ile Türkiye arasında aynı çizgide politikalar benimsenmiştir. Bu konunun detaylarına girersek makalenin sonunu getirmeyeceğimiz için fazla uzatmıyorum.

Türkiye ve İngiltere ilişkilerinde yakınlaşmayı sağlayan ikinci önemli konu, ABD’nin Orta Doğu politikalarında iki ülkenin de etkin unsurlar olarak ABD yanında yer almalarıdır. Bu çıkar birlikteliği sayesinde, geçmişte Irak işgalinde İngiliz askerlerine topraklarından transit geçme izni bile vermeyen Türkiye’nin, bugün İngiltere ile olan yakınlaşmasının en yüksek düzeyde olduğu söylenebilir.

İngiltere’nin Türkiye Politikası

İngiltere’nin herhangi bir ülkeye karşı özel bir dış politikası olduğu söylenemez. Geçmişte sömürgesi olan ülkelere karşı (ulusal birlik sağlanamayacak ölçüde ülkeyi parçalamak gibi) özel politikaları olduğu iddia edilebilir, ancak herhangi bir ülkeye karşı dostluk ve düşmanlık güden bir İngiliz dış politikası yoktur.

İngiliz dış politikası, çıkar ilişkilerine dayalı olup çıkarları olduğu sürece her ülkeyle iyi ilişkilerini sürdüren, ancak çıkarlarına ters düştüğünde her türlü entrikayı çevirebilecek bir dış politikadır. Bu nedenle, İngiliz dış politikasını “aşırı pragmatist” olarak nitelendirmek yanlış olmaz.

İngilizlerin Türkiye politikası da diğer ülkelere yönelik politikasından farklı değildir. Ancak, Türk Kurtuluş Savaşı sürecinde İstanbul’u işgal etmeleri ve Yunan işgaline destek vermeleri nedeniyle iki ülke ilişkileri uzun süre soğuk kalmıştır.

Sonuç : Dış Politikada Ulusal Çıkarlar

Gerek Kurtuluş Savaşı’ndaki tecrübeleri ve gerekse de Lozan Barış Anlaşması sürecindeki deneyimlerinin etkisiyle, “Büyük devletlerle ilişkileri ayıyla yatağa girmek” olarak niteleyen İsmet İnönü; İngiliz devlet adamı Winston Churchill’in “Devletlerin kalıcı dostları ya da düşmanları yoktur, kalıcı çıkarları vardır.” sözünü değişik biçimde ifade etmişti.

Gerçekten de küresel güçler ve güçlü devletlerle ilişkilerde çok dikkatli davranmak ve ulusal çıkarların korunması açısından uyanık olmak gerekir. Çünkü, küçük gördükleri devletlerle ilişkilerinde kısa dönemli çıkarlardan başka değer tanımayan küresel güçler ve İngiltere gibi güçlü devletler, dış politikalarını evrensel değerlere ya da ilkelere değil, sadece kısa dönemli çıkarlara dayandırmaktadırlar. Bu nedenle, İngiltere gibi ülkelerle kurulan ilişkilerde duygusallığa, aşırı iyi niyete, saflığa, kişisel çıkarlara dayalı yaklaşımlar, nihai olarak kaybetmeye ve ulusal çıkarlarımıza zarar vermeyle sonuçlanacaktır.
Türkiye-İngiltere ilişkileri, ortak çıkarlar mevcut olduğu sürece sorunsuz biçime gelişecektir, ancak çıkar çatışmalarının olacağı durumlarda iki ülke ilişkilerinin gerginleşeceğini bilmek ve buna göre şimdiden gerekli önlemleri almak gereği de açıktır.

CEVAP VER