Türkler ve Kürtler…

1980 darbesinin lideri Ahmet Kenan Evren’i dün alkışlayanlar bugün tam bir (U) dönüşü yaparak yerden yere vuruyorlar.
Darbeleri, askeri müdahaleleri destekleyen, Genel Kurmay’ın sabah toplantılarına muvazzaflardan erken gelip selam çakan, din elden gidiyor vaveylası ile 28 Şubat’ta meşru iktidarı devirenlerin postal yalayıcıları şimdi askeri vesayetin yanlışlığından dem vuruyorlar…

Dün başkaydılar, bugün başkalar.
Fırıldak bunlar.
Çarkçıbaşı hepsi.

1960 darbesinden bugüne kadar ki tüm müdahaleleri karşı çıkan biri olarak bir çok meslektaşımla çatıştım.
Bir çok gazeteci arkadaşımla ayrı düştük.
Bir çok dostum kırıldı ve bana hep “Demokrat Partinin kuyruğu” sıfatını yakıştırmaya kalkıştı.
Oysa ben hiç değişmedim.
Bol soslu ideolojilerden uzak durdum.
Sol ve sosyalist fikirlere temkinle yaklaştım.
Çin ve Rusya benim için kötü örneklerdi.
Batılılaşmanın ancak demokrasi ile mümkün olacağını savunanlardanım.
Hala da aynı kulvarda yazıyorum.

Evren ve emir komuta zinciri içinde darbe yapan 12 Eylülcüler başta olmak üzere tüm askeri vesayetçilerin yargılanmasını savundum
Yine aynı noktadayım.
Asker durduğu yeri bilmeli.
Siyasetçi görevinin bilincinde olmalı.
Sandıkla gelen sandıkla gitmeli.

Gerilere doğru gittiğimizde darbelerin de bir işe yaramadığını, tam tersine ülkeyi geriye götürdüğünü görürüz hep.

Özellikle bölgecilik açısından bakılınca.
Askerler Batılılaşmayı “Ülkenin batısını kalkındırmak yeterli” diye baktıkları için olsa gerek doğu ve güneydoğu devamlı ihmal edilmiş 80 yıl boyunca.
Güneydoğu denince de Kürtler ezilmiş.
1980 Darbesi lideri Ahmet Kenan Evren’le başlayan terör olayları, bu zatın Kürtleri nasıl gördüğünü akla getiriyor.
Evren Cumhurbaşkanı iken Kürtler için “ Kürt ismi nerden çıkmış biliyor musunuz” sorusunu kendisi sorduktan sonra yine kendisi şöyle yanıt vermişti:
“Güneydoğu’daki dağlık bölgelerde, özellikle karda yürüyen insanların çıkardıkları kart-kurt şeklindeki ayak sesinden burada yaşayanlara Kürt denilmiş”

İşte vizyon.
İşte asker görüşü.
Tabii tüm askerleri kastediyor değilim.
“Model” olduğu için Evren’i örnek verdim.

1980 yılından bu yana 31 yıl geçti.
Terör devam ediyor.
Kürt sorunu giderek köpürdü…
“Köpürme” ne kelime, düdüklü tencerenin kapakları zorlanıyor, basınç arttıkça gerginlik tırmanıyor.

Ve Evren hayatta kalan iki askerden biri olarak darbecilikten yargılanıyor.
Vah ülkem vah.
Ben kaybettiğimiz yıllara yanarım.
Gençlerimize yazık oldu.
İnsanlarımız fakrü zaruret içinde yıllarını heba ettiler.
Nice ocaklar söndü.
Nice faili meçhuller pisi pisine kurban edildi.
Bana “ihtilallerin olumlu yanları da vardır” diyen arkadaşlarımın kulakları çınlasın.
Fırıldak olmanın da yararları varmış (!) diyebiliyorsa ne mutlu.
Yoksa, bu ülkeye en büyük zararı askerler kadar, yağcılar, etek öpenler, fırıldaklar, postal yalayıcıları verdiler.
Ben ülkemin kaybettiği yıllara yanarım.
Nice istikballerin kararmasına daha fazla yanarım.
İnsanlarıma yanarım.
Bu ülkenin geleceğinin güzel ve mutlu olmasını istedikleri halde askeri darbelerin tırpanladığı gençlere, idealist delikanlılara yanarım.
Daha ne olsun…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

3 × three =