Türkmen bölgelerindeki olaylar üzerine

ABD’nin Irak’ta rejim değişikliği fikrini benimsemesiyle birlikte Türkmenlerinin yerleşim bölgeleri üzerinde irredentalist politikalar uygulanmaya başlamıştır. Bu politikalar Türkmeneli’nin özgün kimliğini değiştirmeyi hedeflemekteydi. Kentin petrol zengini olması iştahların kabarmasına neden olan bir diğer etkendir. On yılda olan bitenleri sırlamak niyetinde olmadığımı belirtmekle birlikte olayların bu yönde gelişmesine neden olan bazı şeyleri kısa cümlelerle de olsa ifade edip sonra esas konuya geçmeyi amaçlıyorum.

Ülkelere müdahale edip egemenliklerinin çiğnenmesi herkesçe reddedilmektedir. Ama Orta Doğu’da meydana gelen baharın başlangıç noktası ABD’nin Irak’a müdahalesi olmuştur. Bölgedeki halk ayaklanmalarının etkisiyle meydana gelen sistemsel değişiklikler ve siyasi haritaların sınırlarının yeniden çizilmesini tetikleyen etken Amerikan birliklerinin Saddam’ı devirmek olduğu yadsınamaz. Temel hak ve özgürlükleri gasp eden bir diktatörün devrilmesi tabi ki güzel bir şeydir ama gönül isterdi ki dış müdahale ve egemenliğin çiğnenmesi olmadan gerçekleşsin. 2003 öncesi dönemde ülkedeki sistemin kötü olması nedeniyle değişimin çabuk gerçekleştiği görülmüştür. Ancak rejim değişikliği sonrasında ülke anarşizme sürüklendi, şimdi ise anarşizmden kaosa sürükleniyor. Suriye’deki iç savaş şiddetlendikçe Irak’taki mezhepsel ve etnik temizlik her gün yeni rekorlar kırmaktadır.

Bu durumdan en fazla etkilenen gruplar silahlı güç veya milisi olmayan, ya da herhangi bir terör örgütüne sırtını dayamayan Türkmenler olmaktadır. Türkmenlerin Irak’ta zayıf olması ve kendi bölgelerini koruyamamalarının birçok nedeni vardır. Ama ilk akla gelenler şunlardır: Arap ve Kürtlere nazaran Türkmenlerin nüfus oranlarının düşük olması, Irak’ın nüfusunun %13’ünü oluşturan Türkmenlerin mezhepsel olarak Şii ve Sünni olarak ikiye ayrılmış olmaları, Türkmenlerin coğrafi olarak birbirinden yarı-kopuk bölgelerde yaşıyor olmaları. Bu bölgeler Saddam Hüseyin dönemi ve sonrasında demografik değişiklik politikalarına maruz kalmıştır. Siyasetle uğraşan Türkmen gruplar arasında anlaşmazlıkların neden olduğu birlik olamama meselesi; siyasetçi ve önde gelen kişilerin esas konularda anlaşıyor olmalarına rağmen ayrıntılarda anlaşmazlığa düşmektedirler. Ki şeytan ayrıntılarda gizlidir!

Türkmenlerin zayıf konumda olmalarının bir diğer nedeni merkezi hükümet ile Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi arasında Türkmen toprakları üzerinde cereyan eden siyasi hesaplaşma da eklenebilir. Bunların hepsini toplayınca çekilmesi zor ve yaşanamaz bir hayat tablosu ortaya çıkıyor. Bu durum Türkmenlerin yerlerini yurtlarını terk edip iç ve dış göç seçeneğine başvurmalarına neden oluyor. Devlet sisteminin her alanda başarısız olması halkın hayatını derinden etkilemekte; insanların yaşam haklarını bile ellerinden almaktadır.

Ortaya attığım savı pekiştirmek adına Kerkük ve Tuzhurmatu’yu örnek olarak ele alacağım. Türkmen ilçesi Tuzhurmatu’da birkaç ay içerisinde yüzün üzerinde patlama olmuştur. Ekmek sırasında bekleyen vatandaşlar hedef alınmaktadır. Devlet kurum kuruluşları, iş yerleri, lokantalar ve ibadet yerleri günlük saldırılara maruz kalmaktadır. Yetki mercilerinin bu kaotik durumun karşısındaki pasif duruşu halkın evini terk edip, güvenli yerlere sığınmalarına neden olmaktadır. Kerküklüler ise 04.12.2013 tarihinde 12 saatlik korku dolu anlar yaşadılar. Sayıları iki elin parmak sayısını geçmeyen teröristler İl İstihbarat Müdürlüğü’nü ele geçirip saatlerce terör estirdiler. Patlama ve silah sesleri saatlerce susmak bilmedi.

Yollar kapatılıp olağanüstü hal ilan edildi. Kerkük’te bulunan güvenlik güçlerinin kriz yönetmedeki başarısız performansı canlı olarak televizyon kanallarında yayınlandı. Durumu tedarik etmek üzere merkezi hükümetin imdat göndereme girişimi Kerkük Valisi tarafından engellendi. Alman hukukçu ve siyaset kuramcısı olan Carl Scmitt, egemenin “olağanüstü hal ilan edebilen” olduğunu söylemişti. Kent sakinlerinin can güvenliğini temin etme konusunda başarısız olan valinin Bağdat’ın lojistik yardımını reddetmesinin altında elbette siyasi nedenler yatmaktadır.

Merkeze rest çekip Kerkük’e kuzeyden “tarafsız olmayan” güç transfer eden; yani ildeki ortak yönetim ilkesini çöpe atıp olağanüstü hal ilan edebilen tek egemen konumunda olan Kerkük Valisi Necmettin Kerim’dir. Gece yarısına kadar süren çatışmaların bilançosu da çok ağır olmuştu. İl Sağlık Müdürlüğü’nün açıkladığı rakamlara göre ölü ve yaralı sayısı 119’a ulaşmıştır. Türkmenlerin yerleşim merkezleri üzerinde oynan kirli oyunların son bulması isteniyorsa siyasi grupların alelacele siyasi birliği sağlayıp yaşadıkları bölgelerin egemeni durumuna gelmeleri gerekmekte, vatandaşların can güvenliğini riske atan herkesten hesap sormak üzere bir soruşturma komisyonunun kurulması elzemdir..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.