Türkmenlere yönelik artan saldırıların neden ve sonuçları

Türkmenlere yönelik artan saldırıların neden ve sonuçları

0
PAYLAŞ

Türkmenler, son aylarda Irak’ta artış kaydeden şiddet olaylarından fazlasıyla nasiplerini almışlardı. Hükümetin başarısız güvenlik politikaları Türkmen vatandaşların açık hedef haline gelmelerine neden olmuştur. Patlamalar, Türkmeneli’ndeki yaşantının bir parçası haline gelmiş, ölüm ve yıkım manzaraları kötülüğün sıradanlaştığına işaret etmekteydi.

Saddam Hüseyin rejiminin yıkılışından sonra demokrasi mücadelesi veren Türkmenler, mücadele yöntemi konusunda Orta Doğu’da bulunan etnik ve mezhepsel gruplardan farklılaşmaktaydılar. Nüfuslarının azlığı, Türkmen siyasi partiler ve önde gelen bazı şahsiyetler arasındaki ideolojik ve düşünsel bölünmeler, Irak’ta tam 10 yıldır cereyan eden iç savaş ve siyasal istikrarsızlık gibi etkenler Türkmenlerin siyasi mücadelesinin barışçıl yöntemlerle sınırlı kalmasına neden olmuştur. Buna dış desteğin yetersizliği de eklenenince Türkmenlerin Irak içindeki varlığı ciddi tehditlerle karşılaşır hale gelmiştir.

Orta Doğu’da meydana gelen ayaklanmaların doğurduğu rejim değişiklikleri, bölgenin siyasi haritasının yeniden çizilmesine neden olmuştur. Dostlar düşman, düşmanlar ise dost haline gelmiştir. Arap Baharı olarak bilinen bu hareketin sonucunda meydana gelen bu gelişmelerin siyasal İslam ve Kürt hareketinin sivrilmesi sonucunu doğurduğu görülmektedir. Değişen konjonktür sayesinde Türkiye’deki Kürt gruplar siyasi taleplerini korkusuzca dile getirmeye başlamışlardı. PKK’nın bir uzantısı olan PYD, Suriye’deki otorite boşluğundan yararlanarak ülkenin kuzeyini ele geçirmek için silahlı mücadeleye başvurmuştur. Bir yandan Beşşar Esad güçlerine diğer yandan Özgür Suriye Ordusu’na karşı Kürtlerin, toprak üzerinde hâkimiyet kurma mücadelesi hız kazanmıştır. Zaten Irak Kürtleri yirmi yıldır ülkenin kuzeyinde merkezden yarı-bağımsız kendi öz yönetimlerini kurmuş durumdalar..

Peki bu durum Irak Türkmenlerinin geleceğini ne şekilde etkilemiştir?

Türkmenli bölgesinin önemi, Irak’ın birliğinin korunmasında oynadığı kilit rolden kaynaklanmaktadır. Yani Türkmenlerin yaşadığı bölgenin coğrafi özelliği, Irak’ın Şii, Sünni ve Kürt bölgelere ayrılmasına engel olmaktadırlar. Irak’ın haritasındaki etnik ve mezhepsel dağılıma göz attığımızda bunu açıkça görebiliriz. Ama ne yazık ki Türkmenler, Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmanın bedelini kanlarıyla ödemektedirler. Terör saldırısı sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Son aylarda Türkmenlere yönelik terör saldırılarının artış kaydetmesi de dikkat çekicidir. Özellikle Kerkük ve Tuzhurmatu’da her gün bir veya iki patlama meydana gelmektedir. Kahvehaneler, camiler ve ibadet yerleri düzenli olarak terör saldırılarına maruz kalmaktadır. Türkmen siyasetçiler, aydınlar, akademisyen ve doktorlar suikast veya canlı bomba sonucu şehit edilmektedir. Bir yandan El Kaiden gibi terör örgüt mensupları Türkmen bölgelerinde at koşuştururken öte yandan merkezi hükümete bağlı güçler ile Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’ne mensup milis güçleri arasındaki mücadele tüm hızıyla devam etmektedir. Meydana gelen çekişmelerden payını alan Türkmenler, günlük yaşamlarını sürdüremez hale gelmiş ve birçoğu evini terk etmek zorunda kalmıştır.

Kanlı terör olayları sonrasında, Nuri El Maliki hükümeti tarafından oluşturulan komisyonların bölgede yaptıkları incelemeler sonrasındaki kararlarının hiçbiri uygulanmamıştır/ uygulanamamaktadır. Türkmenli bölgesindeki güvenlik boşluğunun doldurulması için merkezi hükümet tarafından kurulması kararlaştırılan Türkmen gücünün oluşturulması karşıt ideolojilere mensup siyasi grupların engellemeleriyle karşılaşmaktadır. Suikast sonucu hayatını kaybeden Türkmen yetkililerin yerine diğer etnik gruplara mensup kişiler atanmaktadır. Hâlbuki Irak’ın kurum kuruluşlarındaki görev dağılımı etnik ve mezhepsel ölçütlere göre yapılmaktadır. Örneğin birkaç ay önce teröristlerce şehit edilen Kerkük Valiliği İçişlerinden Sorumlu Polis Şefi Adnan Abdülrezzak’ın yerine Türkmen olmayan biri atanmıştır. Merkezi hükümet tarafından, şehit edilen Abdülrezzak’ın yerine Türkmen bir içişleri mensubunun atanması kararı alınmasına rağmen Kerkük’ün Kürt Valisi Necmettin Kerim bu kararı yerine getirmemekte ısrarlı! Bir diğer örnek de şehirde yeni bir Eğitim Müdürünün atanması meselesidir. Türkmenler tarafından aday gösterilen kıdemli bir öğretmenin atama kararı Sünni Arap Eğitim Bakanı tarafından aylardır engellenmektedir. Ki önceki müdür Türkmen idi…

Başka bir örnek vermek gerekirse Salahettin Vali Yardımcılığı meselesidir. Haziran 25’inde şehit edilen Salahettin Vali Yardımcısı Ahmet Koca’nın yerine Arap bir şahsiyet atanması Türkmen toplumunun, Irak’ın siyasetinde devre dışı bırakılmak istendiği görülmektedir. Türkmenlere karşı yürütülen yok etme, ötekileştirme ve devre dışı bırakma politikaları açık bir biçimde diğer gruplarca gerçekleştirilmektedir. Irak, Türkiye, İran ve Suriye dörtgeninde meydana gelen kapışma ve çekişmeler Türkmen bölgelerini tehdit altına sokmaktadır. Irak’ın en büyük hapishanesi olarak bilinen Abu Garip’ten birkaç gün önce kaçan 1400 mahkûmun, güvenlik açmazı yaşayan Türkmeneli bölgesinde canlı bomba olarak kullanılmayacakları ne malum!

Dolayısıyla daha fazla kanın akmaması için Türkmen kurum kuruluşların, merkezi hükümet destekli Türkmen gücünün oluşturulması yönünde somut adımlar atmaları gerekmektedir. Bunun yapılamaması durumunda Türkmen siyasetçilerin, bölgelerinin ve Irak’ın barışa kavuşmasını için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden uluslararası barış gücünün derhal oluşturulup ülkeye gönderilmesini talep etmeleri elzemdir..

BİR CEVAP BIRAK