TRUMP GİTTİ, DİĞER DİKTATÖRLER DE DEFOLUP GİDECEK

Mehmet Taş / Londra – ABD seçim kampanyası çok çetin geçti. George Floyd’un polis tarafından öldürülmesiyle başlayan “Siyahların Yaşamı Önemli” hareketinin günlerce süren tarihi ayaklanması, 227.000’den fazla Amerikalının pandemiden ölmesi, ekonomik kargaşa ve sosyal huzursuzluk içinde geçen seçim yarışı sonunda demokrat aday Joe Biden kazandı. Bu başarıya damgasını vuran kimlerdi?

Trump kampanya boyunca Biden’ı aşırı solla işbirliği yapmakla suçlayınca aslında parti tabanındaki seçimi sürükleyen ilerici motorun gücünü fark etmişti. İç ayak oyunlarıyla Sanders’in adaylık yarışında devre dışı kalması sonucu, uyuşuk ve âtıl durumda olan partinin seçim merkezi kısa zamanda canlandı. Sanders’in kendisi, Yeşil Yeni Anlaşma taraftarları, Siyahların Yaşamı Önemli hareketi ve daha sonra Obama’nın katılımıyla, ayrı ayrı örgütlenen kampanyalarla Ohio, Philadelphia ve Georgia eyaletlerinde seçimin sonuçlarını belirleyecek çalışmalar sergilendi.

Yönetici elitin kampanyalara para vermemesi, cumhuriyetçilerden devşirdikleri oy kaybettiren yanlış adayların gösterilmesi, Trump’ın ırkçı saldırıları ve Parti merkezindeki beceriksiz sağ kanada rağmen ilericiler partiyi başarıya götürdü. Bir defa daha sola yönelik saldırıların büyüğü partinin içinden gelmişti. Evet, partinin tabanındaki ilerici motor karanlıklarda gezinen partiyi aydınlığa çıkardı.

Sağ kanadın tüm olumsuzlukları bir yana yıllarını Beyaz Saray’da geçiren J. Biden’ın seçimi kazanması partideki gericilerin güçleneceği anlamına gelmez. Irkçılığa karşı duruşu ve hukukun üstünlüğüne saygılı tavrıyla bilinen Biden’ın partisinde ve ABD genelinde sağ ile solu uzlaştırmaya çalışacağı biliniyor.

Biden, seçim sonuçlarının kesinleştiği gün, bölünmüş ABD seçmenini birleştirmek istediğini belirtti. Bunun için Trump’ın taraftarlarına “Sert söylemi bir kenara bırakma ve birbirimizi dinleme zamanı… Rakiplerimizi düşman olarak görmeyi bırakalım” çağrısında bulundu. Aynı konuşmada finans oligarşisine karşı tek bir söz söylemeden başkanlığı döneminde gerçekleştirmeyi düşündüğü önemli hedefleri sıraladı. Ana başlıklarıyla:

İstihdam ve para: Asgari ücreti artırıp yeşil enerjiye yatırım yapmak,

Koronavirüse karşı ulusal test ve filyasyon programı uygulamak,

Irk: Yargı reformu ve azınlıklara maddi destek vermek,

İklim değişikliği: Paris Anlaşması’na yeniden katılım,

Dış politika: ABD’nin itibarını onarmak, Nato’yu güçlendirmek, müttefiklerle beraber diplomasi yoluyla Çin’e karşı durmak,

Sağlık: Obamacare’i genişletmek. Toplumun %97’sine sağlık hizmeti vermek.

Göç: Trump politikalarını tersine çevirmek,

Eğitim: Ücretsiz okul öncesi ve üniversite eğitimi.

İlerici demokrasi güçlerinin yıllarca savunageldiği bu hedefler çevreyi korumaya, sosyal adaleti arttırmaya ve pandeminin yarattığı yıkımı gidermeye odaklıdır.  ABD toplumundaki bölünmenin giderilerek istikrarın sağlanması amaçlanıyor. Bunlar kapitalizme ve tekellere karşı devrimci reformlar değildir. Bu yüzden, ilk günden sağ kanat tutarlı olmaya ve verilen sözleri yerine getirmeye çağırıldı. Hedeflerin başarısı için ilerici kadroların yönetime getirilmesi istendi.

Mehmet Taş

Alexandria Ocasio-Cortez (AOC), New York Times gazetesine seçim sonrası verdiği demeçte Demokrat Parti’yi yetersizlikle eleştirmiş ve Biden yönetiminin ilericileri üst sıralara getirmemesi halinde partinin 2022 ara seçimlerinde büyük oy kayıplarına uğrayacağı konusunda uyarıda bulunmuştu.

Besbelli ki Demokrat Parti’deki gruplar Trump karşıtı koalisyonu kurmuşlardı. Alexandria seçimler geride kalınca yürürlükteki iç uzlaşmaların sona erdiğinin sinyalini vermek istemişti. Kamuoyuna verilen ilerici mesajların partinin seçimlerde sandalye kaybına yol açtığı fikrini sert bir dille reddetmişti.

Bizim duruşumuza gelince: Seçimlerde Trump’ın yenilgiye uğratılmasını istediğimizden otomatikman Biden’ın tarafına düştük. Böylece onun kazanmasını istedik. Bu yüzden bazı arkadaşlardan eleştiriler geldi. ABD seçim yarışına neden çok zaman ve yer ayırdığımızı anlamakta zorlandılar. Devrim yapacak faaliyetler içinde değildik! Emperyalist ABD’de iki iktidar alternatifinden birinin kazanmasını istiyorduk. Arkadaşlar sorular sormaya devam ettiler. Bir taraf kazanırsa ABD emperyalizmi son mu bulacak? Eğer bulmayacaksa neden destekliyorsunuz dediler. Kim iktidara gelirse gelsin ne içerde ne de dışarda ABD politikası değişmez, boş hayallere kapılmayın dediler.

Aynı soruyu ABD’li gençler de birbirine sordu. Çoğunluk, çevre ve sosyal adalet alanlarında az da olsa ileri bir adımın atılmasını sağlamak amacıyla taraf tutacağız dediler. Rekor sayıda konuşmalar yapıp mitingler örgütlediler. İklim krizine karşı âcil ve etkin çalışmalar yapacak adayları seçtirdiler. İşte o dostların yanında olmak istedik. On yıldır sürdürülen Yeşil Yeni Anlaşma’yı seçmenin tartışacağı konuma getirmek isteyen o fedakâr gençleri seçim boyunca izledik ve destekledik. Onların seçim başarısı bizim de başarımız olacak inancıyla bunu yaptık ve başardık.

Siyah, beyaz, Müslüman tüm demokrasiden yana ABD halkları, ırkçı-faşist cephenin başı olan Trump’ı seçimlerde yenilgiye uğratmanın coşkusu içinde sokaklarda günlerce direndi. Her defasında saflarını sıklaştıran 30-40 yaşlarındaki gençlerin sokaklardaki haykırışlarının aynı zamanda bizim geleceğimiz için olduğunun farkındaydık. Irkçı-faşist Trump’ı hep beraber yenilgiye uğrattık.  Şimdi sıra şahdamarları kesilen Erdoğan’ın, Bolsanoro’nun, Orban’ın ve Mudi’nin defolup gitmesinde. Ve yolu yok, gidecekler!  Çünkü diktatörler ve onların otoriter rejimleri kan kaybediyor artık.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.