TÜSİAD ve Kürt sorunu

TÜSİAD ve Kürt sorunu

0
PAYLAŞ

Türkiye’nin ekonomik gücünü elinde tutan ve toplumsal ilişkilerin belirlenmesinde önemli bir ağırlığı olan TÜSİAD’ın Amerika ziyaretinden sonra sürece ilişkin yapmış olduğu değerlendirme sorunun boyutları bakımından önemli ipuçlarını vermektedir.

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu Kürt sorunu, sadece iç politikada değil aynı zamanda bölgesel ilişkilerde ciddi bir krize yol açmaktadır. Enerji yataklarının geçtiği bölge olarak görülen Türkiye’nin iç politik krizi uluslar arası sermayenin gelişini de doğrudan etkilemektedir. TUSİAD Yönetiminin bu noktaya dikkat çekmesi de tesadüfi bir durum değil. Hem küresel sermaye, hem de Türkiye’nin tekelci sermaye grupları, enerji yatakları bakımından dünyanın en önemli pazarlarından biri olan Kürdistan coğrafyasının doğal zenginliklerinden faydalanmak istiyor. Güney Kürdistan Federe Yönetimi Başkanı Barzani ile TÜSİAD arasında yapılan görüşmelerde bu çok belirgin olarak ifade edildi. Bölgenin ekonomik gücünü ele geçirmek isteyen tekelci sermaye gruplarının en önemli sorunu, Kürt gerillalarıyla Türk askeri güçleri arasında devam eden savaşın giderek yaygınlaşmasıdır.

Türk ekonomisinin patronları mevcut gerçeği görüp, alternatif çözümler önermeye başladılar. Patronlar kulübü, Kürt sorununda politik çözümün ön plana çıkartılması gerektiğini çok açık olarak ifade ettiler. Mustafa Koç, Ümit Boyner, Sedat Aloğlu, Mehmet Şuhubi, Esin Güral, Zeynep Silahtaroğlu, Aynur Bektaş gibi ikinci kuşak TÜSİAD patronlarının Kürt sorununda politik çözümü ön plana çıkarmaları, aynı zamanda bölgesel çıkarlarıyla doğrudan ilişkilidir.

Bir dönem DYP milletvekilliğini yapan, İKV eski başkanı işadamı Sedat Aloğlu yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Yıllar önceydi. Kürt konusunu toplantılarda dile getirdiğimde bu konuyu tartışalım dediğimde beni Kürtçülükle suçladılar. Ben en milliyetçi insanlardan biriyim. Ama bazı gerçekleri görmek lazım. Ben Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bu konuya el atmasından memnunum.
Bakın birkaç tane sayayım:
-Çözüm aşamasında İmralı’nın görüşmelere katılması.
-Anayasa’ya “bu ülkeyi Türkler ve Kürtler kurdu” maddesinin eklenmesi tartışmaları.
-Bölgesel özerklik. Bunların kusulması lazım ki pislikler temizlensin. Kabullenilmesi zor olan konuşmalar yapılmalı.”
Mehmet Şuhubi, “Neden İspanya ve İngiltere’deki çözümlere bakılmıyor. AB ile bir şey olmuyor, bunu gördük. Yalnız bir ülkeyiz, dostumuz yok. Hükümetle muhalefet mutabakatı olmalı.”
“Esin Güral, “Demokratik açılıma sivil toplum örgütleri olarak bizler sahip çıkmalıyız. Bunun için yol haritasını bizler hazırlayalım.”
Zeynep Silahtaroğlu: “Terörün negatif etkilerini hemen görmeye başladık.”
Aynur Bektaş “Doğu’ya hep beraber yatırıma gidelim. Barajın yüzde 5’e düşürülmelidir.” Cem Boyner de, “biliyor musunuz Kürtler 30 yıl boyunca hiç Türk demediler. Muhatap olarak hükümetleri gördükleri için TC deyimini kullandılar. Oysaki Türkler hep Kürt dediler. Kürtler sadece politikaları dikkate aldığı için savaş ve uyuşturucu baronları kazandı hep. İki halkın birbiriyle problemi yok… Artık halkın diliyle konuşmanın zamanı geldi, askerin ve hükümetin diliyle değil.”
Bugünkü politik tabloyu daha gerçekçi okumaya başlayan patronların çözüm önerilerini özetlersek:
1- Bu sürecin aşılması için Öcalan ile görüşülebilinir, yani muhatap alınmalıdır.
2- Anayasal değişiklikler gündeme gelmelidir. Kürtlerin talepleri anayasala konulmalıdır.
3- Bölgesel özerklik modeli tartışılmalıdır. İrlanda ve İspanya modelleri incelenmelidir.
4- Seçim barajı yüzde 5’e inmelidir.
5- Yeni bir yol haritası hazırlanmalı, demokratik kitle örgütleri sürece müdahil olmalıdır.
6- Askerin ve hükümetlerin yıllardır uyguladığı politikaların yerine alternatif çözümler
uygulanmaya konulmalıdır.
7- Bu taleplere yönelik atılacak adımlara paralel olarak ekonomik yatırımlara gidilmelidir.

Tekelci sermayenin genel mantığı içerisinde TÜSİAD’ın değerlendirmelerine yönelik bir kısım temel eleştiriler yapmak mümkün. Ancak esas olarak şunu vurgulamak gerekiyor. Kürt tarafı tam 17 yıldır, bunların dışında ne söyledi? Ne önerdi? Sistemin bütün kurumları ve temsilcileri biliyorlar ki, Kürt tarafı sorunun çözümünde barışçıl yöntemleri esas aldı. Savaşı durdurdu. Söz konusu benzer talepleri gündemleştirdi.
Karşılığı ne oldu? Bitirme, tasfiye etme. Kimyasal silah dâhil bütün askeri olanaklar kullanıldı. Sonuç ortada; Kürt tarafı her saldırıda güçlendi, kitlesel tabanı arttı, kenetlendi, politik düzeyi yükseldi.

Patronlar kulübü doğal olarak kendi geleceğini, karını düşünüyor. 200’e yakın işadamı yatırım için Güney Kürdistan Federasyonu başkenti Hewlere gitti. Bölgede milyar dolarlarla ifade edilen enerji yataklarının işletilmesinden gıda sektörüne kadar çok kapsamlı bir yatırım alanı var. Patronlar, pazar alanını garantilemek için Kürt sorununun sistem içerisinde çözülmesi gerektiğini çok iyi anlamış durumdadırlar. Bu nedenle sorunun tespit etmek ve alternatif öneriler sunmak için de bazen doğruları söylemek zorunda kalıyor.

TÜSİAD toplantısında çıkan sonuçlar, Gül ve Erdoğan’a iletilecek. Savaşın düzeyi yükselirken, aynı zamanda, sistem kendi içerisinde çözüm sürecini de hızlanabilir. Bu nedenle politik gelişmeleri çok yakında takip etmek gerekir.

BİR CEVAP BIRAK