TİSK’in 50’nci kuruluş yıl dönümü

TİSK’in 50’nci kuruluş yıl dönümü

0
PAYLAŞ

Ne yazık ki, bu kutlama etkinliği davetine, İstanbul da olduğumuzdan katılamadık. Yanlarında olup mutluluklarını, bir arada paylaşamadık. Hiç değilse biraz gecikmeli olarak, buradan selam gönderelim istedik.

“TİSK’in 50’nci Yılına Armağan. YARIM ASRA ULAŞAN TİSK: Çalışma Hayatında Birliğin ve Bilginin Gücü” adlı bir anı kitapçığı da yayımlamışlar. TİSK Yönetim Kurulu ve Yürütme Komitesi Başkanı Tuğrul Kutadgobilig, “Son Elli Yılda Türkiye ve TİSK: Değişim ve İstikrar” başlıklı bir sunuş yazısıyla, TİSK’in kuruluşundan bu yana TİSK tarihine, 50 yılında bir kilometre taşı koymak istemiş. Birinci Bölüm, Görüşler ve Anılar’a ayrılmış. Süleyman Demirel ile başlıyor. Eski başkanlardan, Halit Narin ve Refik Baydur. Türk-İş ve Hak-İş şimdiki başkanları. TOBB Başkanı. TÜSİAD eski ve yeni bayan başkanları, sayfalarda yer alan bazı isimler.

Benim için en önemlisi, Çalışma Eski Bakanı, Ord.Prof.Dr.Sadi Irmak’ın, “Aziz Hatırasına Saygıyla: Çalışma Bakanlığının Kuruluşu İle İlgili Olarak İlk Çalışma Bakanının Anıları” na da yer verilmiş olması. Nur içinde yatsın. Eski bakanlardan, Murat Başeskioğlu, Mustafa Kalemli, Atila Sav, Sadık Şide, Hayrettin Uysal, İmren Aykut, Nami Çağan, Hakan Tartan da sayfalarda yer alıyor. Yönetim Kurulu eski ve yeni üyeleri de anılarını aktarmışlar.

Prof.Dr.Yusuf Alper, akademisyen olarak, yer almış. Didem Demirkent ve Okan Müderrisoğlu da, bu anılar demetine katılanlar.

İkinci Bölüm. Değer Katanlar, bu yıl sonsuzluğa gönderdiğimiz, ilk Başkan, Şahap Kocatopçu’nun fotoğrafı ile başlıyor. Kemal Haraçcı, Ertuğrul Soysal, Halil Kaya, Halit Narin, Refik Baydur ve başkanlığı devam eden Tuğrul Kutadgobilig’in fotoğraflarıyla sürüyor. Sonra da, Genel sekreterler geliyor. Üçüncü Bölüm ise Elli Yıldan İzler. Fotoğraflara ayrılmış. Güzel bir baskı ile bir anı demeti. Bir buket çiçek.

Mutlaka eksikliler olacaktır. Şunlar da olmalıydı diyenler bulunacaktır. Daha kapsamlı hazırlanmalıdır da denilebilecektir. Bu soruları çoğaltabiliriz de. Ama bence, hazırlanma sürecinde katkısı olmayanlar, bununla yetinmek ve bir vefa örneği olarak kutlama gereğini duymalıdırlar. Ben içtenlikle kutluyorum. Ve bir dilekte bulunmak istiyorum.

Bu günden, gelecek on yıla bir bakışı oluşturmak için, 2023 e yaklaşırken, elli yıllık bir durum saptaması yapmak ve gelecek on yıl için öneriler geliştirerek, Cumhuriyetin 100.Yılını karşılamaya hazırlanmayı belgelemek. Değişik disiplinlerden öğretim üyelerine, bu konuda öneriler götürerek, çalışma yaşamı içine giren, önemli olaylardan yasalara, yönetim ve yargı kararları değerlendirmeye, politikaları masaya yatırıp, toplumsal bir hafızanın oluşmasını sağlamada, önemli bir işlevin yerine getirilmesini sağlamak. Biz bir dileğimizi, özlemimizi dile getirelim istedik.

Şöyle bir günümüze bakıyorum. Şimdi, 2013’e varmaya günlerin gittikçe azaldığı bir zaman dilimi içinde, çok kısa satır başlarıyla, çalışma yaşamında ki durumun, bazı fotoğraflarını da belgelemek istiyorum.

1. Çalışma yaşamının önemli olan, sosyal diyalog ve birlikte oluşturmak. Bu nedenle değişik, geleneksel ve yasal sosyal diyalog platformları var. Bu kurumların en önemlisi de, önce fikir bazında gelişen, sonra genelgelerle uygulaması başlayan, yasal olarak da kurumsallaşması sağlanan ve giderek, Anayasal bir kuruluş haline gelen, EKONOMİK ve SOSYAL KONSEY.

Ancak, son üç-dört yıla baktığımızda, çalışma yaşamını ilgilendiren bir çok yasal düzenleme yapılırken, bu konular hiç, Konsey Gündemine getirilmemiş.
TİSK’in de aralarında bulunduğu, sosyal taraflar, var olan yasanın yeniden düzenlenmesi için neredeyse on yıl kadar önce, aralarında anlaşarak, bir yasa tasarısı taslağı hazırlamışlar ve Başbakanlığa sunmuşlar. Nerede, ne oldu. Bilen var mı ?
Anayasa değişeli iki yılı aşmış, bu düzenlemeye uygun yasa değişmemiş, üç yıla yaklaşan süredir, Konsey toplantıya bile çağrılmamış. Bu konuları konuşmak herhalde tabu değil.

2. Yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası çıkalı altı ay olacak. İkinci aşama yürürlük kapsamını genişlemesi de, ay sonunda başlayacak. Bu yasanın uygulanması için bir dizi Yönetmelik çıkarılması gerekiyor. Çıkan bir tek Yönetmelik yok. Yasa’nın bazı maddeleri ise daha uygulanmadan bu günlerde değişecek. Neredeyse, Yönetmelik çıkarmak, yasa çıkarmaktan zor diyeceğiz.

3. Örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi düzenine geçişin ellinci yılına günler kala, 63 ve 83 yasalarını tarihe bıraktık ve geçen ay, yeni Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası çıkardık. Ne değişti? Daha yasa birinci ayını doldurmadan, değişiklik önerileri TBMM gündeminde. Yasalar. günlük mü çıkarılıyor, Geleceği mi düzenleyecek, bu soruları soralım.

4. Ayrı yasalarla altı-yedi aylık hava taşımacılığında olduğu gibi grev yasakları getirdik. Şimdi de, Sermaye Piyasasını düzenlerken, bir ay öncesine kadar, bu konuda düzenleme yapılırken, gündemde bile olmayan, bu sektörde grev ve Lokavt yasağı getirdik. Her kurumlaşma ile ilgili yasa çıkartılırken, buralarda grev ve lokavtı da mı düzenleyeceğiz.

5. Sosyal Güvenliği tek çatı altında birleştirdik. Her yıl değil, neredeyse her ay, yasayı değiştiriyoruz. Değişiklik sayılarını, ben bile takip edemiyorum artık. Geçici maddeler ise aldı başını gidiyor. SSK batıyor diye bağırılıyordu. Şimdi ne oluyor diye sormayalım mı?

6. Sosyal güvenlikte, tek çatı kurulurken, sosyal hizmetleri ve sosyal yardımları da içine aldık. Genel Müdürlük oluşturduk.Ama yasasını çıkarmadık. Sonra da ayırdık, Bakanlık kurduk. Tek çatı ne oldu. Genel Müdürlüğe işlerlik kazandırmak, Bakanlık kurmaktan daha mı zor. Bunları araştıralım.

7. İşsizlik Sigortası Fonu kurduk. Yasasında, amacı dışında bu fonun kullanılmasını önleyecek düzenlemeler yaptık. Sonra bu düzenlemeyi değiştirdik. Amacı dışında, bu fonun nerelerde nasıl kullanıldığını, yasalarla da olsa, neler oluyor diye, bir değerlendirmesini yapmak, boşa zaman harcamak olarak mı görülüyor.

8. İşsizliği azaltacağız. İstihdam sağlamada, işe adam değil, adama iş yaratacağız. Mesleki bilgi ve becerileri arttırarak, üretim sürecini sağlıklı, üretimi verimli ve daha kaliteli yapacağız. Bu istemlerin neresindeyiz. Kadın emeğinin üretime katkısını ve gelişimini nasıl sağlıyoruz.

9. Bölgesel teşvikleri düzenlerken, üretime dayalı olmayan bölgesel istihdamlar arttırılırken, şimdi yeniden gündeme getirilmeye çalışılan, bölgesel asgari ücret tartışmaları ile hak etmediğimiz, bölgesel ayırımcılık ve bir çok tarafa çekilebilecek ayrımcılık tartışmaları ile bir girdabın içine sokularak, uluslararası alanda da eleştirilere neden olmaya doğru gidişi göremeyecekmiyiz.

Bu soruları ve saptamaları daha sayfalarca uzatabiliriz. Burada sınırlayalım ve noktalı virgül koyalım.

Ama bu, tekli bazı sayılar anlamlıdır, üçler,beşler, yediler, dokuzlar diye de değerlendirmeyelim.

Bize dokuz doğurtuyorlar diye de, yorumlamayalım. Hiç öyle bir düşüncemiz yok.

Doğru söyleyeni, dokuz köyden kovarlar diye, bir ata sözünü de hatırlatmak gibi iddiamız da yok. Hem sonra, dokuz köyden kovulmak varsa ve DOĞRULAR varsa, ONUNCU KÖY de mutlaka vardır.

Evet, bir ellinci yıl bizi nerelere getirdi. Manzara-i Umumiye bu.

_________________

* ismail.bayer1@yahoo.com.

BİR CEVAP BIRAK