Tunceli’de büyük insanlık ayıbı!

PAYLAŞ

“Bizim gidecek başka bir yerimiz yok. Ata topraklarımızda yaşayıp ölmek istiyoruz…”

Geçirdiği kısmı felç yüzünden engelli olarak yaşamını sürdürmeye çalışan 43 yaşındaki Ayhan Arduç, “baraj inşa edilmeden önce tahrip edilen yolların ve köprülerin yapılacağı taahhüt edilmişti ama 5 yıldır bu taahhütler yerine getirilmedi. Biz burada mahsur kaldık. Yakınlarımızla ancak karşıdan birbirimize el sallayarak, bağırarak konuşuyoruz. Bize destek için gelen insanlar buraya ancak botla ulaşabiliyor. 60 metrelik bir köprü bütün sorunu çözecekti oysa. Bütün kapılar yüzümüze kapanınca açlık grevine başladık. Burada ölümler olursa bu da hükümetin ayıbı olsun” diye konuştu.

BARAJ SULARININ MAĞDUR ETTİĞİ AİLE AÇLIK GREVİNE BAŞLADI

Tunceli’nin Nazimiye ilçesine bağlı Dallıbahçe köyünün Ilısu mezrasında yaşayan Adile ve Hasan Arduç çifti, birkaç yıl önce atalarından kalan araziye ev yaparak kendilerine yeni bir gelecek kurmaya karar verdiler. Devletin de köye dönüşü teşvik ettiği bölgede, Arduç ailesi gibi yurt içi ve yurt dışından yaklaşık 60 kişi daha geleceğini köylerinde aramak için Valiliğe dilekçe verdi. Ancak bölgede 2008 yılında Limak Holding tarafından yapımına başlanan Pembelik Barajı ve HES projesi, Arduç ailesinin gelecek hayallerini paramparça etti. Yaşadıkları mezranın dış dünya ile bağlantısını sağlayan köprü ve yollar barajın suları altında kalan Arduç ailesi bir yıldır adeta açık cezaevinde yaşıyor. Sorunlarını devletin bütün kurumlarına anlatan Arduç ailesi bu konuda somut bir adım atılmayınca 5 Temmuz’da açlık grevi başlattı.

Ilısu mezrasında, barajın suları altında kalan köprünün bir ayağına kurdukları çadırda dönüşümlü açlık grevine başlayan Arduç ailesi, açlık grevinin üçüncü gününde sorularımızı yanıtladı.

‘5 YILDIR VERİLEN SÖZLER YERİNE GETİRİLMİYOR’

Limak Holding tarafından yapılan Pembelik Barajı’nın imar onayları çıkmadan hukuksuz inşa edildiğini dile getiren Ayhan Arduç, “açılan davanın ardından bu projeyi Malatya İdare Mahkemesi iptal etti ancak buna rağmen çalışmalar durmadı, baraj işletmeye alındı. Projeyle ilgili ÇED raporlarında tahrip edilen yolların ve köprülerin yapılacağı taahhüt edilmişti. Ancak 5 yıldır verilen sözler yerine getirmiyorlar” dedi.

‘ANNEM VE KARDEŞİM SUYUN KARŞISINDA KALDILAR’

İş kazası sonucu kısmı felç geçirerek engelli konumuna düşmesinin ardından birkaç yıl önce köylerine dönerek yeni bir ev yaptıklarını anlatan Arduç, “bizim köyümüz barajla ilgili kamulaştırma kapsamına girmiyordu. Yalnızca yollarımız baraj sahasında kalıyordu. Bu vadide toplam 9 tane baraj projesi var. Birinin bittiği yerde diğeri başlıyor. Burada iki aile yaşıyorduk ancak annem ve kardeşim ulaşım kesildiği için doktora bile gidemeyince suyun karşı tarafında kaldılar. Devlet köye dönüşü teşvik ediyor, burada 60 civarından insan köye dönüş için başvurdu ama barajlarla köyleri insansızlaştırıyorlar” diye konuştu.

‘60 METRELİK BİR KÖPRÜ BÜTÜN SORUNUMUZU ÇÖZECEK’

Nazimiye ile Elazığ’ın Karakoçan ilçesini ayıran Peri çayında oluşan baraj gölünün tüm yaşamlarını alt üst ettiğini anlatan Arduç, “geçenlerde bizi ziyaret etmek isteyen bir akrabamız bot kiralayarak ulaşabildi. Bazen bize yardım getirmek isteyenler de botla ulaşabiliyor. Bu çok tehlikeli. Burada öyle bir tahribat yaratıldı ki, bütün insanların komşuluk ilişkileri kesilmiş durumda. Çünkü barajın suları her yeri kapladı. Tarım alanları su altında kaldı. Vadide geriye kayalıklar kaldı. Biz bir yere adım atamıyoruz. Cenazeye, komşuya gidemiyoruz. Şu anda suyun karşı tarafından insanlar var, birbirimize el sallayarak konuşuyoruz. Bizim bütün isteğimiz sadece 60 metrelik bir köprü. Bu köprü bizim dışarıyla bağlantımızı sağlayacak, sorunumuzu çözecek” ifadelerini kullandı.

‘BURADA ÖLÜMLER OLURSA BU DA HÜKÜMETİN AYIBI OLSUN’

Yetkililerin kendilerini yıllardır oyaladığını ileri süren Arduç, seslerini duyurabilmek amacıyla 5 Temmuz’da açlık grevi başlatma kararı aldıklarına dikkat çekerek, “eşimle birlikte toplam dört kişi dönüşümlü açlık grevi eylemi başlattık. Bu sorun çözülmediği takdirde süresiz açlık grevine başlayacağız. Burada ölümler olursa bu da hükümetin ayıbı olsun. Türkiye’de insan haklarından, engelli haklarından söz ediliyor. 2015 yılının Türkiye’sinde köye dönüşten söz ediliyor ama insanlar bu durumda nasıl dönecek köylerine? Eskiden burada silahlı çatışmalarla köylerinden göçe zorlanan insanlar, şimdi de ‘kalkınma’ yalanıyla yapılan barajlar yüzünden göçe zorlanıyor” diye konuştu.

‘GİDECEK BAŞKA YERİMİZ YOK, ATA TOPRAKLARIMIZDA YAŞAYIP ÖLMEK İSTİYORUZ!’

Eşiyle birlikte açlık grevine başlayan Adile Arduç ise barajın bütün insani haklarını gasp ettiğini söylüyor. Üniversite öğrencisi olan iki çocuğunun bu yaşananlardan dolayı psikolojilerinin bozulduğunu anlatan Adile Arduç şunları söyledi: “baraj yüzünden biz burada hapsedildik. Hiçbir şekilde çıkış yok. Çocuklarımızı göremiyoruz. Küçük oğlum okulu bırakmak zorunda kaldı. Dönem dönem doktor kontrolü gerekiyor. Hem insan olarak hem de kadın olarak bu durumdan oldukça kötü etkileniyorum. Ancak dayanabileceğimiz kadar dayanacağız. Ben astım hastasıyım eşim kısmı felçli. Bütün yaşamsal haklarımız gasp edildi bu kabul edilebilir bir durum değil. Bugüne kadar çözüme dair bir durum olmadı. Bizim gidecek başka bir yerimiz yok. Ata topraklarımızda yaşayıp ölmek istiyoruz! Bizim için başka bir çare kalmadı. Bu durumda kendi bedenimizi yatırdık. Bizi buraya gömsünler, biz de kurtulalım onlar da kurtulsun.”

Engelli olan Ayhan Aksu eşiyle birlikte Ilısu mezrasındaki baraj gölü kıyısında açlık grevi başlattı

Pembelik barajı gölü içerisinde kalan köprünün yıkılan ayağı direniş çadırı oldu

Adile ve Hasan Arduç açlık grevlerinin 3 gününde sorularımızı yanıtladı

Ayhan Arduç’un ailesiyle birlikte başlattığı açlık grevine iki yakını da destek veriyor

Arduç ailesinin yaşadığı Ilısu mezrası baraj gölünün sularına gömülünce aile burada mahsur kaldı

Arduç ailesine ulaşmak isteyenler yıkılan köprünün bulunduğu yerden el sallamakla yetiniyor

Peri suyu üzerinde kurulan Pembelik Barajı

CEVAP VER