Turgutreis’de bir viyolonsel. Pablo Ferrandez

Bodrum gecelerinde viyolonsel ile ay ışığı ve martılar. Sonra da, bir başka akşamında viyolonsel, bu kez viyola eşliğinde. Gün batımında, tınılar eşliğinde denizin kokusunu hissederek, martıların şarkılarını dinlemek. 15. Bodrum Müzik Festivali’nde, sonbaharı böyle karşılamak.
Ve bu tınılarla, müziğin güzelliği ile yaşama sevincini duyumsamak, hem de doya doya. Burası Bodrum.
Festival’in ikinci günü akşamı. Fazıl Say’ın 4.Senfonisi ülkemizde ilk kez seslendirildi. İzlenimlerimizi paylaşmaya çalıştık yine burada. Ancak o gün programda bir başka etkinlik yani bir başka eser daha vardı. Onu da ayrıca aktaracağımızı belirtmiştik. Gecikerek de olsa şimdi, o akşamın bir başka sürprizini aktarıp paylaşmak istiyoruz. Genç bir viyolonsel sanatçısı. Pablo Ferrandez.
Madrid doğumlu, daha 20 li yaşlarda genç bir sanatçı. Üç asrı aşan geçmişi olan bir viyolonsel ile sahnede. Genç yaşında bir çok ödül kazanan, dünyanın değişik ülke ve kentlerinde, değişik orkestralar ile konserler veren bir sanatçı. 15. Uluslararası Çaykovski Yarışması, 5. Paulo Uluslararası Viyolonsel Yarışması ve ICMA 2016’dan “Yılın Genç Sanatçısı” ödüllerini alan bir İspanyol. Pablo Ferrandez.
Bilkent Senfoni Orkestrası’nı, festivalin ikinci akşamı bu kez şef olarak İbrahim Yazıcı yönetiyor.  Piyanist ve orkestra şefi olarak, değişik sahnelerde ve orkestralar ile izlediğim İbrahim Yazıcı’yı bu konser de,  sevinçli bir heyecan içinde izlediğimi öncelikle belirtebilirim.
Gülümseyerek sahneye gelen, orkestranın önünde yerini alan bu genç sanatçı Pablo Ferrandez ile seyirciler arasında, hemen bir diyalog oluşmuş oldu adeta.
Antonin Dvorak’ın, “Viyolonsel Konçertosu, Si minor, Op. 104” eseri seslendiriliyor. 40 dakikaya ulaşan üç bölümden oluşan bir eser. Bir asrı aşan bir dönemde, dünyanın değişik sahnelerinin programlarından eksik olmayan bir eser. Ülkemizde de, değişik senfoni orkestralarının programlarında, farklı sanatçılarla seslendirilen bir eser.
Bu konserde Dvorak’ın tınılarının zenginliği, genç sanatçı Ferrandez’in heyecanı ile birleşek, serin bir sonbahar akşamında, yeniden yaşam buluyor.
Coşku ile seslendirilen bir eser. Yaşam sevinci ve yaşamı yeniden yorumlamada, sevginin coşkusunu aktaryor bizlere.
Ferrandez Viyolonsel’i ile adeta bütünleşmiş bir durumda. Orkestra ile uyum içinde bir notadan diğer bir notaya geçerken, yay tellerle adeta bir koşu içinde konuşuyor. Orkestra, bu genç sanatçının heyecanını izlemek ile kalmıyor, onun heyecanına yeni heyecan katıyor. Eserin seslendirlmesi sürecinde, orkestranın değişik enstrümanlarını kullanan sanatçıların gözlerinde de, sevinçli bir gülümseme seziliyor hemen.
Eserin seslendirilmesinden sonra, izleyicilerin coşkulu alkışlarına, orkestra elemanlarının da eşilik ettiğini görüyoruz.
15. Bodrum Müzik Festivali’nin iki gecesine eşlik eden Bilkent Senfoni Orkestrası da, bu yıla damga vuran bir orkestra oluyor. Ankara’da yeni sezon da başka konserlerde bu orkestrayı yeniden izlemek düşüncesi ile Turgutreis D-Marin açık hava alanından ayrılıyoruz. Çıkış da yol boyu, izleyicilerin kendi aralarında ki görüşmelerinden de, iyi bir konser izlediklerini belirten, değerlendiren konuşmalarına da tanıklık etmiş oluyoruz.
Ferrandez’i, ertesi günü bir başka program içinde yeniden izlemek ve dinlemek, bu festivalin bir başka sürprizi oluyor. Bir gün önce, gece izlediğimiz Ferrandez’i, hemen ertesi günü de, bu kez gün batımında izleme durumunda oluyoruz.
Bodrum, D-Marin Turgutreis Amfitiyatro’dayız bu kez. Gün batımında. Sahnede iki kardeş. İspanya’dan Ege kıyılarına, Ferrandez kardeşler.
Sara Ferrandez genç bir viyola sanatçısı. ağabeyi Pablo Ferrandez’in viyolonseline eşlik ediyor. Programlarına, Beethoven ve Bach’ın eserlerinin yanı sıra ülkemizde ilk kez seslendirilen, Silvia Colosanti’nin bir eserini de almışlar.
Gün batımının serinliğinde, duygu yüklü bir eser, Silvia Colosanti’nin, “Viyola ve Viyolonsel için Ağıt”. Deniz kıyısında martılarla, bu kez şiirsel bir yolculuğa çıkıyoruz. Biraz geç kalmışız galiba bu Roma doğumlu sanatçıyı keşfetmekde. Akdeniz’den esintiler, bu kez Bodrum kıyılarından Ege’ye açılıyor.
Beethoven’in, “Viyola ve Viyolensel için İkili, Mi bemol Majör” ve Bach’ın “Invention’lar, BWV 772-786” eserleri programlarında yer alan diğer eserler.
Eserlerin seçimi bir yana, iki enstrüman’ın adeta şiir okur gibi karşılıklı sohbetleri, viyolonsel ile viyola’nın kardeşliği, dotluğu, sevgisi, iki kardeşin yayları ile birleşince bir başka güzellik oluyor. Zaman dilimi olarak da, konserin gün batımında gerçekleşmiş olması bir başka güzellik.
Bodrum Müzik Festivali’nde, bu günbatımı konserlerinin bir başka tadı var doğrusu. Başlangıcından bu yana, seçilen sanatçılar ve programlarında yer alan eserler, zaman ve mekan bütünlüğü ile öylesine bir sarmaş dolaş oluyor ki, özellikle kaçırmamaya özen gösteriyorum.
Bu kez 15. Bodrum Müzik Festivali’nde yer alan, iki ayrı günbatımı konserleri izlenimlerimi de, yine burada sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Bu dönemde Bodrum’da, değişik sahnelerde öylesine programlar düzenleniyor ki, insan hangisine gideceğini şaşırıyor. Deniz, kum ve güneş’in sıcaklığı, müziğin sıcaklığı ile bütünleşiyor. Yaz aylarında Bodrum’a gelip de, bu müzik akşamları ve gecelerini kaçıranlar, bu güzelliklerden mahrum kalıyorlar.
Bodrumda müzik etkinliklerini izlemeden tatil yapanlar bir eksiklik içindeler, biz buradan bir hatırlatalım istedik yine de. Bodrum’da müziksiz kalmayın.
__________________
İsmail Bayer. 9 Eylül 2019. İstanbul

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.