Turistler mermeri tercih edecek, hayvanlar başka yerde yaşayabilecek!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Mersin’in Anamur ilçesinde skandal ifadelerle dolu ÇED raporuyla dikkat çeken mermer ocağı projesine karşı yöre halkının açtığı davada bilirkişi keşfi yapıldı…

Mersin’in Anamur ilçesine bağlı Korucuk köyünde özel bir firma tarafından yaklaşık 100 hektarlık bir alanda açılmak istenen mermer ocağı için geçtiğimiz Ocak ayında ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı verildi. Tamamı orman arazisi olan bölgede açılmak istenen mermer ocağının doğal alanların yanı sıra iki köyün tarımsal üretimini ve su kaynaklarını olumsuz etkileyeceğini düşünen yöre halkı, Mersin Valiliği’nin verdiği ‘ÇED Gerekli Değildir’ Kararı’nın iptali için dava açtı. Mersin Çevre Derneği (MERÇED) ile Korucuk ve Ovabaşı köylerinin muhtarlarının açtığı davaya bakan Mersin İdare Mahkemesi’nin atadığı uzmanlardan oluşan bilirkişi heyeti proje alanında keşif yaptı. Keşif öncesinde alanda bir araya gelen köylüler, ellerinde taşıdıkları dövizlerle sosyal mesafe kurallarına uyarak mermer ocağına karşı tepkilerini yansıttılar. Keşfin ardından bir açıklama yapan MERÇED Anamur Temsilciliği, “Eğer Korucuk Köyü’nde mermer ocağı açılırsa, Anamur’da zaten bozuk çalışan tüm ekosistemler daha da bozulacaktır” görüşünü savundu.

Mersin’in tarihi ve doğal zenginlikleriyle ünlü Anamur ilçesi son yıllarda denizinden orman arazilerine yıkıcı girişimlerin saldırısı altında. Kıyılarında endüstriyel balık çiftlikleri, dağlarında ve ormanlarında ise mermer ve taş ocakları Anamur’un doğasını tehdit ediyor. Bunun en son örneklerinden biri de ilçeye bağlı Korucuk köyü sınırlarında yer alan ve tamamı orman arazisi olan bölgede açılmak istenen mermer ocağı.

NARENCİYE, ÇİLEK VE MUZ ÜRETİCİLERİ MERMER OCAĞINA TEPKİLİ

Mustafa Çetin adlı girişimci tarafından açılmak istenen mermer ocağı için 6 Ocak 2020 tarihinde Mersin Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından ÇED Gerekli Değildir kararı verildiği duyuruldu. İlk etapta 25 bin metrekarelik alanda yılda 52 bin ton blok mermer çıkarılması planlanan proje kapsamında yılda 31 bin tonun üzerinde de ‘pasa’ adı verilen atık malzemenin çıkması bekleniyor. Ancak zengin biyolojik çeşitliliğinin yanı sıra jeolojik açıdan da korunması gereken bir bölgede açılmak istenen mermer ocağı için verilen ÇED Gerekli Değildir kararının iptali için yöre halkı dava açtı. Narenciye, muz ve çilek üretimiyle geçimini sağlayan köylüler, mermer ocağının tarımsal üretime ve su kaynaklarına zarar vereceğini düşünüyor. Ayrıca bölgede henüz tescil edilmediği belirtilen arkeolojik kalıntılar ile mağaralar da bulunduğunu belirtiliyor. Vatandaşlar kültür varlıklarının tescil edilmesi için ilgili kurumlara başvuruda bulundu.

MUHTARLAR VE ÇEVRE DERNEĞİNİN AÇTIĞI DAVADA KEŞİF YAPILDI

Mersin Çevre Derneği (MERÇED) ile Korucuk ve Ovabaşı köylerinin muhtarlarının açtığı davaya bakan Mersin İdare Mahkemesi’nin atadığı uzmanlardan oluşan bilirkişi heyeti, proje alanında keşif yaptı. Proje sahasına yakın bir bölgede toplanan kadınlı erkekli köylüler, ellerinde taşıdıkları dövizlerle mermer ocağına yönelik tepkilerini yansıttılar. Anamur’da bulunan siyasi parti temsilcileri ile bazı sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri de köylülere destek verdi.

‘KÖYDE YAŞAYAN İNSANLAR MADENCİLERİN UMURUNDA DEĞİL’

Keşfin ardından MERÇED Anamur Temsilciliği’nin yaptığı basın açıklamasında, şu görüşlere yer verildi: “Keşifte gördüğümüz kadarıyla, artık halkımız, rant hedefli doğa talanlarına karşı durma bilincindedir ve yaşam alanlarını savunmaktadır. Ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi, Anamur’un en güzel köylerinden birisi olan Korucuk Köyü’nün de barındırdığı tarihi ve doğal değerler, rant hırsıyla gözü dönmüş madencilerin umurunda değildir. Mermer ocağından doğrudan etkilenecek kadar ruhsat sahasına yakın olan Korucuk Köyü ile Ovabaşı Köyü’nde yaşayan insanlar da madencilerin umurunda değildir. Çünkü gözleri, paranın renginden başka bir rengi tanımamakta, kulakları para sesinden başka ses duymamaktadır. Ne Ağustos böceği ile kurbağanın sesi, ne sandal çileği ile hayıt çiçeğinin rengi onlar için bir anlam taşımaktadır.

‘SİSTEMİN BU HALE GELMESİNDEN HEPİMİZ SORUMLUYUZ’

Maden işletmecileri için, tüm canlılara, bakteri ve virüslere bile kucak açan, üzerinde ekosistemler yaratan toprağın da değeri yoktur. Onların tek isteği, bizlerin ‘Ana’ dediği toprağın altında yatan maden, mermer ya da paraya dönüştürülebilecek herhangi bir şeye sahip olmaktır. Hiçbir şeyin değerini bilmeyen rantçılara geçit veren sistemin nasıl bu hale geldiği ise sorgulamaya değer bir durumdur. Ama sistemin bu hale gelişinde, hepimizin ortak sorumluluğu vardır. ‘Bize dokunmayan yılan, bin yaşasın’  diyerek görmek, duymak ve bilmek istemediğimiz hangi olumsuzluk varsa; bugün burnumuzun dibinde bitmiş ve yaşam alanlarımızı, hatta yaşamımızı tehdit eder hale gelmiştir.”

‘ÜLKEMİZİN HER KÖŞESİ RANT SALDIRISI ALTINDA’

Bugün Korucuk Köyü’ne birden çok mermer arama ruhsatı verilmesi, Isparta’nın Sütçüler ilçesinin mermer ocakları ile talan edilişine, kömür ocağı işletmek için Ilgın halkının yurtlarından sürülmek istenmesine ya da Kaz Dağları’nın altın için oyuluşuna sessiz kalışımızdandır” ifadelerine yer verilen MERÇED Anamur Temsilciliğinin açıklamasında, “Denizimize 7 tane balık çiftliği ile saldırmalarının nedeni ise Ege Denizi balık çiftlikleri ile kirletilirken, Egelilerin çığlığını duymayışımızdandır. Ne yazık ki, ülkemizin her köşesi rant saldırısı altındadır ve artık yerin üstündekilerin, altındakilerden daha değerli olduğunu bilen, doğa olmazsa yaşayamayacağının farkında olan insanlar, gözü dönmüş madencilere ya da diğer rantçılara karşı yaşam alanlarını savunmaktadırlar” denildi.

‘DENİZİNDEN DAĞINA AKDENİZ’İN CANLILARI SALDIRI ALTINDA’

Dünyanın, rant ya da daha çok gıda uğruna insanlarca doğaya ve yaban hayatına müdahalelerde bulunulduğu için ekolojik ve iklimsel kriz içinde olduğu da vurgulanan açıklamada ayrıca şu görüşlere yer verildi: “Son yıllarda, doğal alanları yoğun bir saldırı altında olan ülkemizde de ekolojik ve iklimsel kriz yaşanmaktadır. Denizinden ormanına, akarsuyundan gölüne, denizdeki kaplumbağasından, dağdaki tavşanına, keçisine kadar her şeyiyle saldırı altında olan Akdeniz Bölgesi’nde artık hortumlar daha şiddetlidir, sıcaklıklar daha yüksek ve uzun sürelidir. Bir yandan yağışlar azalırken, diğer taraftan sel baskınları artmaktadır ve bu durum bizleri çok endişelendirmektedir. Bir bölge içerisinde bulunan canlı ve cansız varlıkların oluşturdukları ekosistemlerin kendi içinde bir düzeni vardır ve her ekosistem diğeriyle etkileşimdedir. Bunlardan birine yapılan müdahale sonucunda, diğer ekosistemler de bozulmaktadır. Eğer ki, Korucuk Köyü’nde mermer ocağı açılırsa, Anamur’da zaten bozuk çalışan tüm ekosistemler daha da bozulacaktır.

‘DOĞAYA SAHİP ÇIKAN KÖYLÜLERE DESTEK VERİLMESİ ÇOK DEĞERLİ’

Bu anlamda yaşam alanına ve doğaya sahip çıkmak isteyen Korucuk ve Ovabaşı Köylülerine destek veren herkesin çabası çok değerlidir. Bunun değerini bilenler sadece Korucuk ve Ovabaşı halkı ile bizler değil, tüm Anamur halkıdır. Bu nedenle, mermer ocağına karşı açılan davanın keşfine gelerek Korucuk ve Ovabaşı halkının yanında olan,  ‘Ranta ve rantçılara hayır!’ diyen herkese, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ve üyelerine, siyasi parti temsilcilerine ve özellikle sağlığı bozuk olmasına rağmen, sıcağı, yorgunluğu hiçe sayıp oraya gelen güzel insanlara çok teşekkür ederiz.”

ÇED RAPORUNDA SKANDAL İFADELER: ‘ÖZEL HAYVAN YAŞAMIYOR’

Yargıya taşınan mermer ocağıyla ilgili hazırlanan ÇED Raporunda, proje alanındaki flora ve fauna varlığına ilişkin skandal ifadelere yer veriliyor. Raporda, biyolog ya da botanikçi gibi uzmanların görüşlerine yer verilmemesi de dikkati çekiyor. Mermer ocağı açılmak istenen alanın vejetasyon yapısı ve çeşitliliği ile toprak özelliği ve diğer ekolojik koşullar nedeniyle bazı özel hayvanlar için habitat olma özelliğine sahip olmadığı savunulan ÇED Raporunda, “Genellikle kozmopolit, geniş yayılış gösteren ve her yerde rastlanan türlerin görülebildiği bir arazi yapısına sahiptir” ifadelerine yer veriliyor.

‘ÇALIŞMA BAŞLAYINCA HAYVANLAR ÇEVREDEKİ ARAZİLERE YÖNELECEK’

Bern Sözleşmesine göre koruma altına alınması gerektiği fauna listesinde belirtilen türlere hareketlerinden dolayı proje alanında her zaman rastlamanın mümkün olmadığı ileri sürülen ÇED Raporunda, şöyle deniliyor: “Flora ve Fauna türleri geri dönüşümsüz olarak zarar görecek türler değildir. Fauna türleri çalışma sürecinde ortamdaki gürültü ve hareketlilikten etkilenecekler ve çevredeki daha uygun alternatif yaşam alanlarına çekileceklerdir. Faaliyet alanı içerisindeki fauna türleri geniş yayılımlı türler olup faaliyetin başlamasıyla beraber çevredeki arazilere doğru yöneleceklerdir.”

‘MERMER, TURİSTLERİN TERCİHİNE KATKIDA BULUNUYOR’

Turizm amaçlı otel, motel, site ve tatil köyleri gibi yatırımlarda doğal mermer kullanımında artış olduğu belirtilen ÇED Raporunda,  “Bu gibi yatırımlarda doğal mermer kullanımı ile daha estetik bir görünüm verilmekle beraber turistlerin daha doğal ortamda tatil tercihlerine katkıda bulunulmaktadır. Turizm ülkesi olan ülkemizin bu yörelerinde doğal mermer kullanılmasına önem verilmelidir. Bu yörelerde hem doğallığı hem de modern yaşam tarzını ve çevreciliği doğal estetiklik ile birleştirerek harikulade projelerin geliştirilmesi turizme kesinlikle katkı sağlayacağı düşünülmelidir” görüşü savunuluyor.

‘ARAZİ KALKERLİ FAZLA BİTKİ YOK’

ÇED Raporunda ayrıca “Çalışma sahasının bulunduğu alanın kalkerli bir yapıda olmasından dolayı alanda çok fazla bitki çeşitliliği bulunmamaktadır. Alanda nesli tehlikede olan herhangi bir tür mevcut değildir” iddiasına yer verilmesi dikkat çekiyor. Ancak uzmanlara göre bazı bitki ve ağaç türleri özellikle kireç taşı olarak da bilinen kalkerli kayaçlarda yetişiyor.

PROF. KANTARCI: ‘AĞAÇLARIN KÖKLERİ ANA KAYADA GELİŞİR’

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Kantarcı’nın araştırmasına göre kireç taşı çatlaklarına kök salan ağaçlar, kökleri toprakta olanlara göre daha iyi gelişiyor. Taş ve mermer ocaklarının doğaya verdiği zararlara ilişkin hazırladığı raporunda, kireç taşı ana kayasının çatlak sistemiyle bunun ağaçların boylanması ve sağlığına etkilerini ortaya koyan Prof. Dr. Doğan Kantarcı, şu bilgileri veriyor: “Kireç taşı ana kayası çatlaklı yapıdadır, karstlaşmıştır. Ağaçların kökleri, ana kayanın çatlak sisteminde gelişirler. Kökleri sığ toprakta gelişen ve çatlak sistemini bulamamış ağaçlar kısa boylu olurlar. Kuraklıktan kolay etkilenirler. Kökleri derin çatlak sisteminde gelişmiş ağaçlar boyludur. Kuraklıktan kolayca etkilenmezler.”

 

Önceki haberİranlı mülteci kadın BM önünde açlık grevinde
Sonraki haberSosyal medya düzenlemesinin ayrıntıları
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.