Turizm dedikleri …(1)

Turizm dedikleri …(1)

0
PAYLAŞ

Turizm konusunde zerre bilgim yok ama nedense içerde, ya da dışarda bir geziye çıksam, veya  küçük bir tatil yapsam, hemen turizm uzmanı (!) kesilirim.
Yani ben “uygulama” alanında dikkatliyimdir.
Gitttiğim yerler, yöreler ve kentlerde acaba turizm anlayışı ve kültürü nasıl gelişmiş diye dikkat kesilirim.
Tatil yaptığım yerlerdeki esnafın her kesimiyle, yerlisi yabancısı kim olursa olsun konuşmaya çalışır bakış açılarını ve turizme hangi gözle baktıklarını gözlemlerim.
Bu gezilerde “turist nasıl kazıklanır” sorusuna da yanıt ararım.
Tabii bu “kazıklanma” korkusu ülkeden ülkeye değişir, batıdan doğuya doğru gittikçe yükselir.
Bu yıl Side tarafında 6 gün 6 gece bir tatili kendimize yeterli gördük.
Aslında yetmedi ama borç batağına fazla girmeyi göze alamadık desem yeri.
Hani şu “herşey dahil” uygulaması var ya, ben ona “ne kadar ziftenirsen ziftlen” programı adını taktım.
Çünkü öğrendim ve gördüm ki Alman’lar birada, Ruslar da votka-birada rekor kırmak için adeta yarışıyorlar.
Sabahın 09’undan 24.00’e kadar tüm yerli içkilere gözlerini diken özellikle Alman ve Rus turistler- nedense hepsi ekstra geniş bedenliler- kahvaltından sonra barın başına geliyorlar, gece yarısına kadar hem yiyor, hem içiyorla.
Özetle ziftleniyorlar.
Adam dışarı neden çıksın ki..
Otelde herşey var.
Üstelik kazıklanma gibi bir duyguyu da yaşamıyorlar nasılsa.
Tabii bu herşey dahi uygulamasına en çok turizm bölgelerindeki esnaf bozuluyormuş.
“Adamları otellere kapatıyoruz. Yiyorlar, içiyorlar, gidiyorlar. Oysa alış veriş yapmaları gerek. Yapmadıkları için turizm gelirimiz yükselmiyor. Bırakın da alış veriş yapsınlar.”
Bunu Türkçesi: “Biraz da biz ziftlemelim” oluyormuş.
Bunu ben söylemiyorum.
Side beldesnin bağlı olduğu Manavgat İlçesi ticaret odası yetkilileri söylüyor.
Tabii turizm eksperleri de…
Ben bu olayda tarafsız kalmak durumunda olduğum için Side esnafıyla da konuştum.
Onlar kan ağlıyorlar.
Üstelik yıllardır.
Dediklerine göre, yabancılar otellerde “İhya ediliyorlar”
Dolayısıyla otel sahipleri bundan memnun.
Ama “Biz açız, açlığa mahkum ettiler, sadece biz değil, turizme hizmet veren tüm sektörler devre dışı kaldı. Milyonlarca ailenin rıskına göz dikildi.”
Turizmci ve otel sahipleri ise bu uygulamanın getirdiği bir başka gerçeği gözler önüne sermek istiyorlar ve esnafı suçlamadan edemiyorlar:
“Bir kere otel dışına çıkan turist kazıklanıyor. En azından bu korku yerleşmiş durumda. Çünkü kazıklanma psilolojisini ortadan kaldırıcı herhangi bir gelişme yok.
İkincisi, turistlere iki kelime dil bilen yapışıyor. Buna açıkca taciz denir. Tacize uğrayan turist bir daha çarşıya çıkmıyor. Üçüncisi turist kaldığı otelden şehrin merkezine alış verişe gidecekse ulaşım konusunda kazıklanıyor. Tabii beldeye gelenlerin çevreyi gezmeleri, alış veriş yapmaları için de rehberlik hizmetleri yeterli şekilde verilmiyor”
Sorun çok yönlü.
Ben şimdilik iki tarafın görüşlerini özetleme çalıştım.
Görünen tablo iç acıcı değil.
İki ucu kirletilmiş bir değnek misali..
İddialar var. Suçlamalar var. Mağdur olanlar var, ihya olanlar var.
Tabii bir de turizm bölgelerindeki yerel belediyeler var ki onlar evlere şenlik.
Onlara değinilmezse turizmin ne olduğunu anlamak zor.
(devam edecek)

 


 

BİR CEVAP BIRAK

19 + nineteen =