Turizm dedikleri…(II)

Turizm beldelerindeki hizmetler, yatırımlar eskiden hep devletten beklenirdi.
Ama zamanla bu hizmetler devletten özel sektöre aktarıldı.
Denetimleri de merkezi yönetimden, yerel yönetimlere devroldu.
İyi mi oldu, yoksa devletin bu alandan tamamen çekilmesi-bazı istisnalar hariç- yanlış mıydı o ayrı bir tartışma konusu.
Ama bilinen tek şey, turizme ve bu alandaki yatırımlara yol verilmesi, bu alanın teşvik edilmesi merhum Özal’ın cesur kararları ile hayata geçirildi.
Tesisler yapıldı ama çok şey unutuldu. Ya da zamanında düşünülemedi.
Bir çok aksaklıklar meydana geldi. Bu yanlışlıklar hala devam ediyor.
Yani yeni tesisler ve buna bağlı ihtiyaçlar belediyelerce karşılanamaz hale gelince sistemin işlemesi ancak  özel sektörün ellerini ceplerine atmasıyla sağlanabiliyor.
Şu andaki aksaklıkları ve yanlışlıkları bir turizmci şu örnekle anlattı bana:
“ Manavgat-Antalya arasındaki 60 kilometrelik şeritte beş yıldızlı 150 otel var. Hepsi turistik belgeli, hepsi batı standardında. Dört ve daha alt yıldızlı gruplarla en az 300’e yakın tesis bu mevcut sahil şeridinde hizmet veriyor. Ancak bu kıyı şeridinde sadece 8 belediyenin denetim elemanları tesisleri denetliyor ama nasıl?”
Yani belediyelerin yeterli denetim elemanı yok bu yüzden denetlemek kağıt üstünde kalıyormuş..
Merkezi hükümetin umurunda değil bunlar.
Belediyelerin işi de, bu otellerden yıllık yatak başına 50 dolar “haraç” almak. Milyonlarca dolar ediyor bu küçük çaptaki legal tahsilatlar.
Nereye, nasıl kullanılır bunu rufailer bilir.
Turizm uzmanı anlatmaya devam ediyor durumu:
“ Mesela, sahil şeridinde herhangi bir otelin inşaatı başlıyor diyelim. İnşaat devam ederken tesisin karşısında-önünde,arkasında-yanında hemen barakalar inşaa ediliyor. Yani belde esnafı hemen barakalarını kuruyor. Görüntü felaket. Bunlara biz ‘Kamboçya esnafı faaliyete geçti’ diyoruz”
Tabii yüzlerce esnaf otel açılmadan Kamboçya türü barakalarda turistlerin gelmesini beklemeye başlıyor..
Nasılsa yatırımları yok. Altyapı konusunda sorumlulukları hiç yok. Üstelik kazançları kayıt dışı.
Yörenin alt yapısı ne olacak?
Belediyenin umurunda değil.
Bu altyapı işleri, inşaa edilen otelin sahiplerince yerine getiriliyor.
İsterse getirilmesin.
Belediye hazır “Hop dedik,  biz kimiz biliyor musun?” dayatması  geliyor.
Diyelim ki 100 milyon dolarlık bir tesisin yapımına soyunan tesisin sahibi, bir yandan işler hızlı gitsin diye belediyelere, ambulans, yangın söndürme aracı veya kepçe bağışında bulunuyor, bir yandan da hem alt yapı, hem de yol-elektrik su gibi hizmetlerin tamamlanması için tüm giderlerini üstleniyor.
Kampoçyalılar da kazıklayacakları turistleri bekliyorlar.
Onlar için sistem, kendi kuralları içinde işliyor.
Belediye-aracı tefeci- taksici-rantcı çetesi, çarkın dişlilerini muntazam şekilde kendilerine lehine çalıştırıyorlar.
Ne vergi var devlete, ne katma değer aktarımı.
Ekmek elden, su gölden misali.
Peki tatile gelen turistlerin kazıklanmaması, kazaen otel dışına çıkıp, alış veriş yapan otel müşterisinin dışarda yediklerinden ve ola ki zehirlenmesinden kim sorumlu?
Tabii ki kaldığı otel.
Dışarda kazıklanması halinde bu turist ve ailesinden kim sorumlu?
Yine konakladığı otel.
Çünkü yabancı turist bir kaç aileden ibaret  değil ki.
Antalya bölgesine yılda  kimine göre beş, kimilerine göre yedi milyon turist geliyor.
Her turistin başına bir tek kötü şey gelse -allahtan gelmiyor herhalde- en az beş milyon sorun var demektir.
“İyi ki beş yıldızlı oteller var” dedirten şey nedir?
Türk turizminin gerçek yüz akı olan bu yıldızlı otellerin sihri nerede?.
Önemlisi başarı nasıl elde ediliyor ve nasıl beceriliyor bu iş?

(devam edecek)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here