Türkiye çıldırıyor mu? “Çıldırmak”

Çıldırmak birçok anlama gelebilir aslında…  Ama çıldırmanın ilk akla gelen anlamı ‘gerçekle bağın kopmasıdır’ Bu yüzden kullandım ben de ‘toplumsal değerlerin tükendiği’ noktanın aynı zamanda ‘çıldırma noktası’ olduğunu…

Çünkü ‘değerlerini yitiren bir toplum, davranışlarının sonuçlarını ölçebileceği, doğru ya da yanlış yapıp yapmadığını anlayabileceği CETVELİNİ  de kaybetmiştir artık…

Hangi eylemin, davranışın toplumda onaylanacağı, hangilerinin toplumsal olarak ‘yanlış’ ya da ‘kötü’ bulunacağına karar veren  ‘genel geçer bir otorite’ yoktur…

Kurumlar yozlaşmış, değerler, inanç sistemi çökmüş, ‘sahte cennet tapuları satan’ Dine güven kalmamıştır… Doğru diye yapılan yanlışlar, iyilik diye yapılan kötülükler, karmakarışık durumlar ve hiçbir yaptırımla karşılaşmayan, gerçeklikten kopmuş ‘çıldırmış’ bir Toplum vardır karşımızda…

PUSULASI OLMAYAN GEMİ GİBİ bilinmez bir okyanusun ortasında kaybolmaktadır Toplum…

Peki bu durum tanıdık geliyor mu bize? Bizim de toplum olarak sürüklendiğimiz nokta bu mudur acaba?

Bu arada hemen şu soruyu soranlar olacaktır? Toplumun onayladığı değerler doğrultusunda yaşamak her zaman doğru mudur?

Hayatı boyunca çoğunluğun inançlarına değil kendi doğrularına göre yaşayan, en yaygın toplumsal inanışları bile sorgulamadan kabullenmeyen muhalif biri olarak, her şeye rağmen halen TOPLUMSAL DEĞERLER SİSTEMİNİN olması gerektiğini savunmam ilk bakışta bazılarınıza çelişkili, ironik gelebilir…

Evet ben de çok iyi biliyorum ki, çoğunluğun inandığı, onay verdiği her zaman ‘doğru’ değildir;  hele de söz konusu olan kapitalist toplum ve kapitalist değerlerse, tam aksine  ‘doğru’ çoğunlukla sistemin dışında,  görünenin arkasındadır…

Bununla birlikte insanın ‘sosyal’ bir varlık olduğu,  hayata karşı tüm bağlarını ‘doğal’ gerçeklikten çok ‘toplumsal’ gerçeklikle kurduğu; toplumun onayladığı, kabul ettiği  ‘güvenilir limanlara’ sığındığında ancak kendini emniyette, mutlu hissettiği; en azından o zaman dokunulmayacağından, incitilmeyeceğinden, eleştirilip, ötekileştirilip dışlanmayacağından emin olduğu da bir gerçektir…

Sosyal bir varlık olarak toplumsal onaylanma olmaksızın kendini güvende ve mutlu hissedemeyeceği bilinen bir ‘insan’ olgusu vardır karşımızda ve bu ‘bilimsel veri’,  ‘toplumsal gerçeklik’ hiçbir zaman unutulmamalıdır.

Sosyal bir varlık olarak en büyük korkusu nedir insanın?

‘YALNIZLIK’

‘ DIŞLANMAK…

TOPLUM  DIŞINA İTİLMEK…

‘Toplumun onayını kazanmak, toplum tarafından kabul görmek bu yüzden bu kadar önemlidir insan için…

Kuralları, değerleri bilinen bir toplum ‘toplumsal normları’ oturmuş, sağlam bir ‘DEĞERLER CETVELİNE sahip bir toplumdur. Ortak inançlar, kabuller vardır; üzerinde uzlaşılmış doğrular; hoş karşılanmayan, ahlaksız görülen davranışlar, tutumlar, suç sayılan eylemler, faaliyetler açıktır, nettir. Bunların dışına çıkmanın bedeli, yaptırımları kesindir…

Bazen  ‘özgürlüğün kısıtlanması ‘HAPİS’  cezası, bazen de DIŞLANMA, TOPLUM DIŞINA İTİLMEDİR bedel…

Söz konusu yaptırımları göze alamayan toplum, bu kurallara ve normlara uyar, suçtan, kötülükten sakınır; birbirinin hakkına, hukukuna, malına, mülküne, namusuna tecavüz etmez; zorla bir şeye sahip olmaya, gasp etmeye kalkmaz.

Ama böyle bir ‘değerler sistemi’ oluşmamışsa,  ya da bir zamanlar varsa bile sonradan kaybolmuşsa, ‘iyi’ ‘kötü’ ,  ‘yanlış’  ‘doğru’ ‘haklı’ ‘haksız’ ‘adil’ ‘adaletsiz’ ayrımı herkese göre değişiyorsa ve herkes kafasına göre takılıyorsa; hangi konuda yaptırım uygulanacağı,  hangi eylemin suç olup olmadığı konusunda hiçbir bir ölçü, cetvel kalmamışsa…

Böyle bir toplumda:

Güçlüler güçsüzleri ezecektir…

Zorbalar mazlumlara eziyet edecektir…

Ahlaksızlar, tacizciler, hırsızlar, arsızlar cirit atacaktır ortalıklarda…

Suçsuzun, zayıfın, mazlumun, masumun hakkını koruyacak kurumlar, mekanizmalar işlevsiz kalacaktır…

HAK

HUKUK

ADALET mumla aranan değerler olacaktır…

Sonuçta HERKES KAYBEDECEKTİR!

En güçlüler bile…

HİÇ KİMSENİN  KENDİNİ GÜVENDE HİSSETMEYECEĞİ

MUTLU OLAMAYACAĞI BİR TOPLUMDUR BU…

Tutunacak dalı kalmamış, ortak aklını, ortak vicdanını yitirmiş; neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda pusulasını kaybetmiş; ‘bir değerler sistemi’ ,‘ölçü cetveli’  kalmamış toplumların sonu budur!…

‘ÇILDIRMAK’

‘GERÇEKLERDEN  UZAKLAŞMAK’

GERÇEKLİKTEN KOPMAKTIR…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

14 + twenty =