Türkiye koruma kararından korkar hale nasıl getirildi?

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Maldivler’e benzetilen Salda Gölü, Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ÖÇK ilan edildi, koruma altına alındı gibi bir şey oldu ama kimse sevinemedi…

Mavi suları, bembeyaz kumsallarıyla Türkiye’nin Maldivleri’ne benzetilen Burdur’un Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü, Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edildi. Ancak önceki gün Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren bir tür koruma şemsiyesi olan ÖÇK kararı kamuoyunda sevinçle karşılanması gerekirken tam tersine tedirginlik yarattı. Görsel güzeliğiyle son 5 yılda büyük bir ilgi odağı haline gelen ve yılda yaklaşık 500 bin ziyaretçiyi ağırlayan Salda Gölü kıyısında Millet Bahçesi ve festival alanlarının yapılacağının açıklanması, bu güzelliğin de Uzungöl gibi olacağı endişesi yaratıyor. 2004 yılında ÖÇK Bölgesi ilan edilen Uzungöl, bu tarihten sonra betonlaşmaya kurban edilmişti.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 18 Şubat’ta Burdur’da düzenlenen yerel seçim mitinginde yaptığı konuşmada, “Şimdi size çok farklı bir müjde veriyorum. Salda Gölü’nü çevre koruma bölgesi olarak ilan ediyor, kıyısında da 300 bin metrekarelik bir millet bahçesi oluşturuyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

SALDA GÖLÜ ÖÇK İLAN EDİLDİ AMA KİMSE SEVİNEMEDİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu açıklamasının ardından, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca Salda Gölü’nde bir süredir devam eden çalışmalarda yeni bir aşamaya gelindi. Görsel çekiciliği sayesinde son 5 yılda büyük bir ilgi odağı olan geçtiğimiz yıl yaklaşık 500 bin ziyaretçiyi ağırlayan Salda Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇK) ilan edildi. Önceki gün Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Karaburun-Ildır Körfezi ve Salda Gölü bundan sonra ÖÇK Bölgesi olarak anılacak. Ancak bir tür koruma şemsiyesi anlamına gelen bu karar kamuoyunda sevinçle karşılanması gerekirken tam tersine endişe yarattı.

DAHA SIKI KURALLARI OLAN DOĞAL SİT ALANIYKEN KORUNAMADI

Bu endişenin arkasında yatan en büyük neden ise Salda Gölü’nün birçok korunan alan gibi doğal sit alanı statüsüne sahipken yeterince korunamaması. Aynı zamanda bir bölümü “Tabiat Parkı” ilan edilen Salda Gölü kıyısındaki plaj Milli Parklar’ın sorumluluğunda günübirlik kullanım alanı olarak hizmet veriyor. Gölün güney kesiminde Yeşilova Belediyesi’nin sorumluluğundaki plaj, günübirlik ve çadırlı kamp alanı olarak kullanılıyor. Son yıllarda yoğun ziyaretçi baskısıyla birlikte gölün özellikle batı kıyısında yer alan ve “Saldivler” olarak anılan bölgesinde derme çatma bir yapılaşma ortaya çıktı. Bütün bunların üstüne bir de hükümetin Millet Bahçesi projesi eklenince Salda Gölü birden Türkiye’nin gündemine oturdu.

YARD. DOÇ. DR. EROL KESİCİ: ‘ÖÇK KARARINDAKİ 4. MADDEYE DİKKAT’

“Salda Gölü’nün akibeti bundan sonra nasıl olacak?” sorusunu da beraberinde getiren ÖÇK kararı hakkında görüşlerini dile getiren Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, kararın 4. Maddesinde yer alan inşaatlarla ilgili kısmında yer verilen “Salda Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde bu kararın yayımı tarihinden önce onaylı planlarına veya mevzuata uygun olarak ruhsatı alınmış ve inşaatı su basman seviyesinde tamamlanmış yapıların inşaatına, ruhsat ve eklerine göre devam edilecek” ifadelerine dikkat çekiyor.

‘4. MADDE ŞU ANA KADAR YAPILAN İNŞAATLARA MEŞRUİYET YARATIYOR’

“Salda Gölü daha önce de doğal sit alanı ve tabiat parkı olarak koruma statülerine sahipti. Demek ki sadece koruma kararı almak yetmiyor, aynı zamanda bu kararları uygulamak da gerekiyor” ifadelerini kullanan Kesici, “ÖÇK kararının ekinde yer alan 4. Madde, şu ana kadar yapılan ve halen yapılmakta olan inşaatlar için bir meşruiyet yaratıyor. Bu son derece tehlikeli bir adım. Sonuçta subasman yapmak, temel atmak biri iki günlük iştir. Öte yandan Salda Gölü’nün kıyısına tüm uyarı ve itirazlarımıza rağmen iki tane gölet inşa edildi. Göletler bittikten sonra yargı da itirazları haklı buldu ama bizler haklı çıkmak istemiyoruz. Yasaların, bilimin ve doğanın uyarılarına kulak verilmesini, popülizm uğruna doğal varlıklarımızın yok edilmemesini istiyoruz” diye konuştu.

‘DOKUNMADAN VE KİRLETMEDEN DE SEVEBİLMEYİ ÖĞRENMELİYİZ’

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı olan Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, Türkiye’nin gölleri ve sulak alanları konusunda yaklaşık 35 yıldır bilimsel çalışmalar yürütüyor. Salda Gölü’ne Millet Bahçesi yapılmasına ilişkin kararı da değerlendiren Kesici, “Burası zaten milletin yeterince kullanabildiği bir alan. Önemli olan bu alandaki kullanımın sağlıklı bir hale getirilmesi ve son derece önemli niteliklere sahip olan gölün bu kullanımdan zarar görmemesi. Sonuçta Uzungöl’de yaşananlar ortada. Salda Gölü’nün de Uzungöl’ün akibetine uğramaması için bazı doğal varlıklarımızı dokunmadan ve kirletmeden sevebilmeyi öğrenmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

2011’DE KURUMU KAPATILAN ÖÇK NE ANLAMA GELİYOR

Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇK), Türkiye’nin de taraf ülkeler arasında yer aldığı 1976’da kabul edilen Barselona Sözleşmesi kapsamında Akdeniz’in kirliliğe karşı korunması amacıyla attığı adımlardan biri. 1989 yılında kurulan ÖÇK Kurumu Başkanlığı bünyesinde başlatılan çalışmalar kapsamında önce kıyılarda başlayan özel çevre koruma bölgelerine Tuz Gölü, Ihlara Vadisi, Ankara Gölbaşı, Uzungöl ve Pamukkale gibi iç bölgelerde yer alan doğal alanlar da eklendi. Mevcutta 16 olan ÖÇK sayısı, Salda Gölü ve Karaburun Ildır Körfezi ile birlikte 18’e çıktı. Bu alanların ilanından ve korunmasından sorumlu olan ÖÇK Kurumu Başkanlığı, Haziran 2011’de AKP hükümetince çıkarılan KHK ile kapatıldı. Kurumun yetkileri ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’ne devredildi.

SALDA GÖLÜ ÇEVRESİNDEKİ 295 KİLOMETRELİK ALAN ÖÇK OLDU

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un yaptığı açıklamaya göre 44 kilometrekare alana sahip olan Salda Gölü’nün çevresindeki 295 kilometrelik alan ÖÇK kapsamına giriyor. Böylede Salda Gölü çevresindeki çok geniş bir alanın yetkisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devredilmiş olacak. Ancak ÖÇK Bölgeleri, doğal sit alanı statüsüne göre daha geniş alanda ve daha gevşek bir koruma öngörüyor. İçinde köy ve ilçe yerleşimleri bulunabilen ÖÇK Bölgelerindeki yapılaşma baskısı yeterince önlenemediği gibi kirlilik kontrolü de istenilen seviyede yapılamıyor.

TÜRKİYE’NİN KORUNAMAYAN ÖÇK BÖLGELERİ VE UZUNGÖL ÖRNEĞİ

2004 yılında Bakanlar Kurulu Katarı ile ÖÇK ilan edilen Trabzon Uzungöl’deki yapılaşma bu tarihten sonra hızlandı. Doğal sit alanı statüsü yapılaşmaya izin vermeyen korunan alanlar, tabiat parkı ile günübirlik kullanıma, ÖÇK ile de turizm amaçlı yatırımlara açılabiliyor. 149 kilometrekarelik ÖÇK sınırı bulunan Uzungöl, bu anlayışın kurbanlarından biri oldu.

PATARA ÖÇK VİLLA MEZARLIĞINA DÖNDÜ, TÜRKİYE ZOR DURUMA DÜŞTÜ

Antalya’nın Kaş ilçesinde bulunan Patara Özel Çevre Koruma Bölgesi de yapılaşma baskısından korunamayan alanlardan biri. ÖÇK sahası içinde 2012’de yapımına onay verilen yazlık villalar uluslar arası alanda tepki çekti. Koruma Amaçlı İmar Planı kapsamında yapımına izin verilen yaklaşık 750 konut, ÖÇK ve arkeolojik sit alanları üzerinde baskı oluşturuyordu. Uluslararası Akdeniz Deniz Kaplumbağalarını Koruma Birliği (MEDASSET), Patara’daki yapılaşmaya ilişkin bir şikâyet dosyası hazırlayarak Bern Konvansiyonu Daimi Kurulu’na sundu. Türkiye’yi imzası bulunan uluslar arası sözleşmeleri ihlal etmekle suçlayan şikâyet dosyası halen kapatılmadı.

SAROS KÖRFEZİ ÖÇK’DA BOTAŞ BORU HATTI

2010 yılında ÖÇK ilan edilen bir başka doğal alan ise Kuzey Ege ile Trakya’nın güneyinde yer alan Saros Körfeziydi. Ancak 2011 onaylanan Trakya Bölge Planı’nda, 1 yıl önce ÖÇK ilan edilen Saros Körfezi’ni de etkileyecek kömürlü termik santrallerin işlenmesi bölge halkını şaşırttı. Ayrıca geçtiğimiz yıl Saros Körfezi’nde BOTAŞ tarafından boru hattı geçirilmesi ve gemi iskelesi kurulmak istenmesi, bunun için de acele kamulaştırma kararı alınması tepkilere neden olmuştu.

TUZ GÖLÜ ÖÇK’YA KANALİZASYON

Türkiye’nin koruyamadığı ÖÇK’lardan biri de Tuz Gölü. Dünyanın en büyük ikinci tuz gölü olan alandaki sanayi ve evsel kirlilikle çevredeki kent yerleşimlerinin atık sularından kaynaklanan kirlilik antik çağlardan beri kullanılan bu önemli gölün ölümünü hızlandırıyor. Çevredeki kentsel yerleşimlerin kanalizasyonlarının ÖÇK alanı olan Tuz Gölü’ne deşarj edilmesi ise bu alanların nasıl korunamadığının göstergelerinden biri.

CUMHURBAŞKANLIĞI YAZLIK SARAYI DA ÖÇK İÇERİSİNDE

Muğla’nın Marmaris ilçesindeki Okluk Koyunda inşa edilen Cumhurbaşkanlığı yazlık sarayı da ÖÇK alanı içerisinde bulunuyor. Gökova ÖÇK Bölgesi sınırlarında bulunan yazlık saray için koyun bulunduğu alanın imar planları değiştirilmişti. 

Önceki haberPentagon ‘Suriye’de 1000 asker kalacak’ iddiasını yalanladı
Sonraki haberİNGİLTERE… Enternasyonalizmin önemi ve ilerici enternasyonel
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.