İNGİLTERE… Türkiye sonunda Musul operasyonuna katıldı ama bedeli ne olacak?

PAYLAŞ
Firdevs Robinson
Firdevs Robinson

Irak’ın ikinci büyük kenti Musul’u IŞİD’den geri alma operasyonuna katılmakta ısrar eden Türkiye, nihayet istediğine kavuşmuş görünüyor.

Irak hükümeti itiraz etse ve yalanlasa da, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Musul operasyonuna Türkiye’nin çok yönlü şekilde katıldığını ilan etti ve kolisyon kuvvetleri içinde yer alan 4 F-16 jetine ek olarak, Başika kampındaki kuvvetler tarafından şu ana kadar 17 IŞİD militanının öldürüldüğünü açıkladı.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Marc Ayrault ile gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında konuşan Çavuşoğul’nun açıklamasını, Başika kampından bir süredir tank ve havan atışı yapıldığına tanık olan bölgedeki bağımsız gazeteciler de teyit ediyor.

Türkiye, baştan beri hem sahada hem de masada yer almak istediğini söylüyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin bölgede tarihi sorumlulukları olduğunu defalarca tekrarladı. Irak başbakanı Haydar el-Ibadi’ye yönelik sert açıklamaları ise, sadece Irak hükümetini değil, Türkiye’nin müttefiklerini ve diğer komşularını da huzursuz etti.

Hatta, Amerika Birleşik Devletlerinin eski büyükelçilerinden deneyimli üst düzey diplomat Zalmay Khalilzad, The National Interest’te yayınlanan makalesinde , Musul’un geri alınması ve istikrara kavuşturulması sürecini tehlikeye atacak bir ‘savaş içinde savaş’ çıkması tehlikesine dikkat çekti.

Türkiye’de hükümet yanlısı medyada kullanılan dil ise, daha da kışkırtıcı ve sansasyonel.

Yeni Şafak gazetesinde İbrahim Karagül, Musul ve Halep’in kuzeyinin Türkiye’ye devredilmesi gerektiğini savundu.

Aynı gazetenin bir diğer yazarı Yusuf Kaplan ise, “DAEŞ’i boşverin; İngilizlerin yüzyıllık büyük ‘dansı’na bakın!” başlıklı yazısında, ‘DAEŞ diye bir “şey” yok. İngiltere diye sinsi bir güç var sadece” tespitinde bulunduğu yazısında, yeni dünya düzenini şöyle tanımladı: “Karşımızda şöyle bir dünya var artık: Küresel sistemin beyni İngilizler, sopası Amerikalılar, maşası El-Kaide ve IŞİD gibi kukla örgütler, taşeronu İran, finansörü de Suudlar ve Körfez ülkeleridir.”

Bunlar, marjinal, kimsenin ciddiye almadığı bir iki görüş değil. Ana akım medyanın diğer kurumlarında da benzer ve hatta daha hararetli yorumlara yer veriliyor.

Osmanlı mirasına atıflar, Türkiye’nin bölgedeki yeni rolüne dair abartılı açıklamalar, aslında temel olarak ülke kamuoyunu hedef alıyor. Türkiye’nin, hem Irak’ta hem de Suriye’de çatışmaların ortasında yer alma arzusunun stratejik nedeni ise, PKK’nın sınır ötesinde güçlenmesinin ve daha fazla söz sahibi olmasının önüne geçmek.

Son 12 ay içinde kendi sınırları içinde IŞİD tarafından gerçekleştirilen ve yüzlerce kişinin ölümüne yol açan saldırılara rağmen, Türkiye, IŞİD’i, ikinci derecede tehdit olarak görmeye devam ediyor ve çoğu zaman da yeterince önemsemiyor.

Musul’da IŞİD’e karşı başlatılan harekatın ne kadar sürebileceği ya da olası sonuçları konusunda da diğer ülkelerin bakış açılarıyla örtüşmeyen bir yaklaşım sergileniyor. Hatta, Türkiye’nin işe el atmasının süreci karmaşıklaştırmak yerine hızlandıracağı inancı var.

Terör Ordusu IŞİD adlı kitabın yazarlarından Michael Weiss, geçen hafta Londra’da Kraliyet Birleşik Kuvvetler Enstitüsü RUSI ‘de yaptığı konuşmada, Musul’un IŞİD’den geri alınmasının haftalar, aylar alabilecek uzun bir süreç olmasını beklediğini söyledi.

Weiss’a göre, IŞİD, bu savaşa iki buçuk yıldır hazırlanıyor. Tuzaklarını kurması, hendeklerini kazması, patlayıcıları yerleştirmesi için fazlasıyla vakti oldu. Yerel halktan bir kısmını, aşiretlerden bazılarını adeta satın aldı. Geniş bir muhbir kadrosu oluşturdu. Sovyet eğitiminden geçmiş, Baas partili eski Muhaberat mensuplarının herkesten iyi bildikleri sahada, uzmanlığını kullanıyor.

Michael Weiss’le birlikte IŞİD’in iç yüzünü ortaya seren kitabın yazarı Hassan Hassan ise, The New York Times gazetesinde yayınlanan “Musul’dan sonra Islam Devleti başlıklı yazısında, örgütün Musul’u kaybetmesi durumunda uygulamaya koyacağı iyi düşünülmüş bir planı bulunduğu, önce geri çekilip, sonra tekrar güçlenerek ortaya çıkacağı uyarısında bulundu.

IŞİD’e karşı verilen savaşın, Irak’ın büyük bölümündeki siyaset ve güvenlik boşluğu giderilmediği sürece başarıya ulaşma şansı bulunmadığını yazdı.

Michael Weiss de RUSI’deki konuşmasında IŞİD’in son yıllarda giderek artan oranda Avrupalılaştığını, çok sayıda militanını Avrupa’da görevlendirdiğini söyledi. Örgütün üst kademelerine Avrupa’da doğup büyümüş militanların yanısıra, son zamanlarda Iraklı Sunni Türkmenlerin, Orta Asya ve Kafkaslardan elemanların da getirildiğine dikkat çekti.

IŞİD, Musul’da yenilgiye uğrarsa, bunun intikamını Avrupa’nın merkezlerine saldırarak almaya kalkışacaktır. Türkiye’nin kentlerine yönelik tehdit ise, örgüt elemanlarının milliyetleri gözönünde tutulduğunda daha da büyük olabilir.

_____________

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI: http://www.firdevstalkturkey.com/
Firdevs.robinson@btinternet.com

CEVAP VER