Türkiye’de Girişimci Olmak

HAKAN TOPUZOĞLU – Girişimcilik doğuştan mı gelir, yoksa sonradan edinilebilen ve geliştirilebilen bir yetenek midir? Bu soruyu biraz daha geliştirebiliriz.

Girişimciliğin memleketi var mıdır? Gelişmiş ülkelerde mi girişimci olmak daha kolay, yoksa gelişmekte olan ülkelerde mi?

Öyle ya, gelişmiş ülkelerde zaten bir çok çözüm hazır olduğu için o çözümlere ilişkin fikirler çok büyük bir anlam ifade etmez diyenler de olacaktır.

Oysa, gelişmekte olan ülkelerde o kadar eksik nokta var ki, bunları görebiliyorsanız yeni iş kapıları açılabilir.

Bunların hepsi birer tez ve bu tezler sürekli kendi kendini çürüten tezler.

Eğer, gelişmekte olan ülkelerde girişimci olmak daha kolay olsaydı, Dünya’nın en fazla değere sahip girişimleri Amerika Birleşik Devletleri (A.B.D.), Birleşik Krallık (İngiltere), Finlandiya, İsviçre, İrlanda, İskoçya gibi ülkelerden çıkmazdı heralde. Girişimcilik ekosistemi bu ülkelerde daha fazla geliştiği için, daha fazla girişim ve bu daha fazlalığın sonucunda da daha başarılı girişimciler ağırlıklı olarak bu ülkelerden çıkmakta.

Tabii ki, bunları derken hemen yüzümüzü asmayalım. Ülkemizde de girişimci sayısı her geçen gün artmakta, başarı hikayeleri katlanarak çoğalmaktadır. Ama genel anlayış ve yapıdaki değişiklikler gecikmeli olarak geldiği için, böyle bir ortamda kardelen olmanız gerekmekte. Tabii ki kardelen olmak zor olduğu için ve birçok kişi dayanamadığı için de henüz çiçek haline dönüşemeden hayatını kaybetmekte.

Türkiye’deki girişimciliği incelediğimizde, belli imkanlara sahip olan ve doğuştan belli fırsatlara sahip insanların daha ön planda olduğunu görmekteyiz. Tabii ki, zengin bir aileden gelen herkesin girişimci olduğunu söylemek mümkün olamaz. Büyük bir çoğunluğu arsa girişimciliği veya teknik ismiyle franchise almayı tercih ettiği için, doğuştan belli bir imkana sahip olup da girişimcilik ekosistemine katkıda bulunan, sürekli istihdam oluşturan, fikirlere melek yatırımcılık yapan herkese bu yazı vesilesiyle teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Çünkü, risk almak yükseklerdeyken daha zordur. 20. Kattan düşmek ile 1. Kattan düşmenin etkisi aynı olmayacağı için, şirketini satıp bir çok yatırıma destek olmak ya da villasını satıp , yeni bir girişimine yatırmak da alınabilecek kolay bir yatırım değildir.

Elbette, 0’dan başlayıp milyonlara ulaşan çok sayıda girişimcimizi de ayakta alkışlamak gerekiyor. Köyünde kurduğu tiyatroyu tüm Dünya’ya ulaştıran, bana bir çok unvan verdiler, yazar, oyuncu, yönetmen dediler ama benim için en önemli unvan anneliktir diyebilmek de büyük bir tevazu ve azmin göstergesidir. Aslında, girişimcilik bir kültürdür. Eğer bu kültürü alabilen insan sayısı artarsa, bahsettiğimiz ekosistem de genişleyeceği için daha fazla sayıda deniz yıldızın hayatına vesile olmak mümkün olabilecektir. Deniz yıldızı hikayesini de araştırıp okumanızı öneririm.

Aslında, girişimci olmak için sadece inanca ihtiyacımız var. Kod bilmek ya da bilmemek, iyi bir üniversiteden mezun olmak ya da olmamak, doğuştan zengin olmak ya da olmamak  bunların hiçbiri tek başına etken değil. Hatta Nick Vujicic gibi doğuştan eliniz ve ayağınız olmasa dahi, çok başarılı bir girişimci olabilirsiniz. Yeter ki içinizde o motivasyon olsun ve hayata sımsıkı sarılmak için bahane arayışında olmayın. Nick Vijicic’in de söylediği gibi hayatı limitsiz yaşayın, o zaman başarıdan ve paradan daha kıymetli olan “Hayatı Kaliteli Yaşama İmkanı” sizinle olacaktır. Girişimciliğin temelinde de bu hedefin olduğunu unutmayalım, lütfen. Saygılarımla…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

12 − 6 =